LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük'te ehl-i h kelimesini içeren 43 kelime bulundu...

cemaat-i hademe-i ehl-i hiref

  • Tar: Saray işlerini yapmakla vazifelendirilmiş sanatkârlar zümresi.

ehl-i hadaret

  • Şehirlerde yaşayan. Medeni.

ehl-i hadaret ve medeniyet / ehl-i hadâret ve medeniyet

  • Şehirlerde yaşayanlar, medenîler.

ehl-i hadis / ehl-i hadîs

  • Hadis ilmiyle uğraşanlar, hadis âlimleri.

ehl-i hak

  • Hak ve doğru yolda olan kimseler.
  • Doğru yolda olanlar.
  • İmân, İslâmiyet ve Hak yolunda olan. Hak mezhebde olan. Hakka, hakikata vâsıl olmuş olan. (Farsça)

ehl-i hak ve hakikat

  • Hak ve hakikat üzere olanlar.

ehl-i hak ve iman

  • Hak ve doğru yolda olan, Allah'a ve Allah'tan gelen her şeye inanan kimseler.

ehl-i hak ve insaf

  • Hak ve doğru yolda olan insaf sahibi kimseler.

ehl-i hak ve istikamet

  • Doğru ve hak yolda olan kimseler.

ehl-i hak ve zekavet / ehl-i hak ve zekâvet

  • Doğru yoldan olan ve çabuk anlayıp kavrayan zekî kimseler.

ehl-i hakikat

  • Hakikat ehli, doğru ve hak yolda olanlar.

ehl-i hakikat ve kemal / ehl-i hakikat ve kemâl

  • Doğru ve hak yolda olanlar ve mânevî açıdan belirli bir olgunluğa erişmiş kimseler.

ehl-i hakikat ve keşif

  • Gayb âlemine ait bilinmeyen hakikatleri Cenâb-ı Allah'ın lütfu ve ihsanıyla bilen kimseler.

ehl-i hakim

  • Hakimler heyeti.

ehl-i hal / ehl-i hâl / اهل حال

  • İlâhî aşka bağlanmış, çoşkunluk ve vecd sahibi.
  • Hâl sâhibi. Mânevî zevklere kavuşmuş kişi.
  • Hâlden anlayıp, duruma göre idâre eden kimse. İlâhi tecellilere ve mânevi feyze mazhar olan. (Farsça)
  • Halden anlayan

ehl-i hall ü akit

  • Bir ülkeyi yönetme, bir devlet başkanını seçme veya azletme yetkisine sahip kişiler, millet vekilleri.

ehl-i hall ve akd

  • Hükümet ve Cumhurbaşkanının seçme ve azletme yetkisine sahip olan meclis.

ehl-i hamiyet

  • Hamiyet ve gayret sahibi kimseler.

ehl-i hayal

  • Hayalciler, hayalperestler.

ehl-i hayat

  • Hayat sahipleri.

ehl-i hayrat / ehl-i hayrât

  • Hayır ehli, sahipleri.

ehl-i haysiyet

  • Haysiyet, itibar ve şeref sahipleri.

ehl-i heva / ehl-i hevâ

  • Nefsin isteklerine uyanlar.
  • Nefsine uyan, nefsinin arzu ve istekleri peşinde koşan.
  • Bid'at (dinde olmayan inanış ve işler) sâhibi.

ehl-i hevesat / ehl-i hevesât

  • Nefsin hoşlandığı, gelip geçici istek ve arzuların peşinde olanlar.

ehl-i hibre

  • Ehl-i vukuf. Bilirkişi. Meselenin künhüne vâkıf mütehassıs zât. (Farsça)

ehl-i hidayet / ehl-i hidâyet

  • Hidâyette ve doğru yolda olanlar. Hidâyete erişmiş kimseler.
  • Doğru yolda olanlar, iman etmiş olanlar.

ehl-i hidayet ve huzur / ehl-i hidâyet ve huzur / اَهْلِ هِدَايَتْ و حُضُورْ

  • Doğru ve hak yolda ve huzurda olanlar.
  • Hak üzere olup, her an Allah'ın huzurunda olduğunu yakinen bilenler.

ehl-i hidayet ve istikamet

  • Doğru ve hak yolda olanlar.

ehl-i hıfz

  • Kur'ân'ı ezberleyen, kimseler, hâfızlar.

ehl-i hikmet

  • Felsefeciler.
  • Hikmet ehli, hikmet bilen.

ehl-i himmet

  • Himmet ve gayret sahipleri.

ehl-i hırs

  • Hırs gösterenler.

ehl-i hubre / اهل خبره

  • Bilirkişi.

ehl-i hüküm

  • Yöneticiler, idareciler.

ehl-i hükumet / ehl-i hükûmet

  • Hükümette olanlar yöneticiler.

ehl-i hükümet

  • Hükümete mensup kimseler, milleti idare edenler.

ehl-i hüner

  • Ustalık ve beceri sahipleri.

ehl-i hürriyet

  • Hürriyet yanlıları, Meşrutiyet sistemini savunanlar.

ehl-i huzur

  • Kendisini her an Allah'ın huzurunda hissedenler.

müjde-i peyman-ı kulub-u ehl-i hak / müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak

  • Hak ehlinin kalplerinin müjdeli sözü.

taife-i ehl-i hak

  • Hak ve doğru yolda olan kimseler.

taife-i ehl-i hakikat

  • Hak ve doğruluk üzere olanların taifesi.

uyun-u ehl-i hak / uyûn-u ehl-i hak

  • Hakka taraftar olanların gözleri.