LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te eh kelimesini içeren 55 kelime bulundu...

akide-i ehl-i sünnet ve cemaat

  • Ehl-i Sünnet inancı.

aktab-ı ehl-i beyt

  • Ehl-i Beytten yetişen kutublar. Yâni, büyük mürşidler.

aktab-ı erbaa

  • Ehl-i sünnet âlimleri ve mütebahhir ve maneviyatta çok ileri zatlar tarafından şimdiye kadar dört büyük kutup olarak bilinen veliler. (Seyyid Abdulkadir-i Geylâni, Seyyid Ahmed-i Bedevi, Seyyid Ahmed-i Rufâi, Seyyid İbrahim Desuki.)

ayine-i ehadiyet

  • Ehadiyetin ayinesi. Cenab-ı Hakk'ın ekser isimlerinin tecellisine mazhar olan şey.

ayn-ı ehadiyet

  • Ehadiyetin, birliğin ta kendisi, Allah'ın birliğinin ve isimlerinin herbir varlıkta ayrı ayrı tecellî etmesi.

ebu hanife / ebû hanîfe

  • Ehl-i Sünnetin reisi, Hanefî mezhebinin İmâmı. İmâm-ı A'zam.

ehl-i hibre

  • Ehl-i vukuf. Bilirkişi. Meselenin künhüne vâkıf mütehassıs zât. (Farsça)

ehven-üş şer

  • Ehven-i şerreyn de denir. İki şerli işin veya şeyin daha az zararlısı.

eimme-i ehl-i beyt

  • Ehl-i Beyt'ten yetişen, saltanata bilfiil girmeyen ve karışmayan en salâhiyetli, mânevi nüfuz ve ilim ve riyaset sahibi imamlar.

eşgal-i mühimme

  • Ehemmiyetli ve mühim işler.

etba-i ehl-i sünnet

  • Ehl-i Sünnete tabi olanlar, uyanlar.

haiz-i ehemmiyet

  • Ehemmiyetli, mühim, önemli.

hak tarikatler / hak tarîkatler

  • Ehl-i sünnet anlayışını benimseyen, İslam'ın temel esaslarını uygulayan ve mânevî bir silsileye sahip mürşidler tarafından temsil edilen tarîkatler.

hanbeli / hanbelî

  • Ehl-i sünnetin ameldeki dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebine mensub kimse.

hanbeli mezhebi / hanbelî mezhebi

  • Ehl-i sünnetin amelde (yapılacak işlerde)ki dört hak mezhebinden biri.

hanefi / hanefî

  • Ehl-i sünnetin ameldeki dört hak mezhebinden biri olan Hanefî mezhebine mensub kimse.

hanefi mezhebi / hanefî mezhebi

  • Ehl-i sünnetin amelde (yapılacak işlerde)ki dört mezhebinden biri.

hazzal

  • Ehline ve ailesine sarfedecek birşey bulamayan fakir.

herem / هرم

  • Ehram. (Arapça)

hubb-u ehl-i beyt

  • Ehl-i Beyte duyulan sevgi.
  • Ehl-i Beyt'e olan sevgi ve bağlılık. Hz. Peygamber'in (A.S.M.) neslinden gelenleri, onun izinden gidenleri ve onun yolunda sâdık olup sebat edenleri sevmek. (Farsça)

i'tizal

  • Ehl-i Sünnet olan hak mezhebden ayrılıp hakka aykırı başka yola sapmak. Mu'tezile olmak.

ihmal

  • Ehemmiyet vermemek. Yapılması lâzım bir işi sonraya bırakma. Dikkatsizlik. Başlayıp bırakmak. Terk etmek.

imam-ı ahmed bin hanbel / imâm-ı ahmed bin hanbel

  • Ehl-i sünnetin (Peygamber efendimiz ve arkadaşlarının yolunda olanların) amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin reîsi.

imam-ı malik / imâm-ı mâlik

  • Ehl-i sünnetin ameldeki dört mezhebinden biri olan Mâlikî mezhebinin reîsi.

imam-ı şafii / imâm-ı şâfiî

  • Ehl-i sünnetin ameldeki dört mezhebinden biri olan Şâfiî mezhebinin reîsi.

imam-ıa'zam ebu hanife / imâm-ıa'zam ebû hanîfe

  • Ehl-i sünnet ve'l-cemâatın ameldeki dört mezhebinden biri. Hanefî mezhebinin kurucusu.

iman-ı mevkuf / îmân-ı mevkûf

  • Ehl-i bid'atin (yanlış, bozuk inançta olanların)îmânı.

istihfafkar / istihfafkâr

  • Ehemmiyet vermeyerek. Küçümsemek suretiyle. Tahfif ve tahkir ederek. (Farsça)

kaside-i emali / kasîde-i emâlî

  • Ehl-i sünnet vel-cemâat îtikâdını anlatan ve altmış yedi beytten meydana gelen meşhûr kasîde. Kasîdenin asıl adı Bed-ül-Emâlî olup, yazarı Ali Ûşî'dir.

kavanin-i ehl-i sünnet / kavânin-i ehl-i sünnet

  • Ehl-i Sünnet ekolünün kuralları, prensipleri.

kesb-i liyakat

  • Ehliyet kazanma, lâyık olma, hak etme.

kilab-ı ehliye / kilâb-ı ehliye

  • Ehlî köpekler. Ev, çoban ve av köpekleri.

kitabsız kafirler / kitabsız kâfirler

  • Ehl-i kitâbın dışındaki kâfirler, dinsizler.

mail / maîl

  • Ehil, iyal, çoluk çocuk.

maliki / mâlikî

  • Ehl-i sünnetin ameldeki dört hak mezhebinden biri olan Mâliki mezhebine tâbi olan, bağlı olan kimse.

maliki mezhebi / mâlikî mezhebi

  • Ehl-i sünnetin ameldeki dört hak mezhebinden biri. Kurucusu İmâm-ı Mâlik bin Enes'tir.

mübtedi'

  • Ehl-i sünnet yolundan ayrılan.

mühimter

  • Ehemmiyetli ve çok önemli. (Farsça)

mürcie

  • Ehl-i Sünnet mezhebine muhalif ve dalâlet ehli olan bir fırka.

müttaki

  • Ehl-i takva. İttika eden. Haramdan ve günahtan çekinen, kendisini Allah'ın (C.C.) sevmediği fena şeylerdan koruyan.

mütteki

  • Ehl-i takva.

na-ehil

  • Ehliyetsiz, beceriksiz. Ehil olmayan. (Farsça)

naehil / nâehil

  • Ehil olmayan, işten anlamayan.

naehiller / nâehiller

  • Ehil olmayan, işten anlamayan.

naehl / nâehl / ناأهل

  • Ehil olmayan, ehliyetli olmayan. (Farsça - Arapça)

şafii mezhebi / şâfiî mezhebi

  • Ehl-i sünnetin ameldeki dört hak mezhebinden biri. İmâm-ı Şâfiî hazretlerinin mezhebi, yolu.

selef-i salihin / selef-i sâlihîn

  • Ehl-i Sünnet ve Cemaat'in ilk rehberleri: Tabiîn ile Ashabın ileri gelenleri ve Tebe-i Tabiînden olan müslümanlar.

semen-i misl

  • Ehl-i vukuf tarafından hakiki kıymetini tâyin etme.

şeref-i ehl-i beyt

  • Ehl-i Beytin şerefi.

sırr-ı ehadiyet

  • Ehadiyetin sırrı, mânası, kuvvet ve te'siri.

topal şükrü

  • Ehl-i velâyetten bir zât.

yahudiler / yahûdîler

  • Ehl-i kitabdan birisi olan kavim, topluluk. Yâkûb aleyhisselâmın on iki oğlundan gelenler. Bunlara daha önce Benî İsrâil yâni İsrâiloğulları denildi.

yemame

  • Ehlî güvercin.

yetmiş iki fırka

  • Ehl-i sünnet yolundan (Peygamber efendimizin ve Eshâb-ı kirâmın bildirdiği doğru yoldan) ayrılan ve Cehennem'e gidecekleri hadîs-i şerîfte bildirilen bozuk fırkalar. Bunlara bid'at ehli veya dalâlet fırkaları da denir.

zat-ı nakkad / zât-ı nakkad

  • Ehl-i tahkik; kiritik uzmanı, eleştirmen.