LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te eğilmek ifadesini içeren 33 kelime bulundu...

cahh

  • Ayakları uzun, yeşil çekirge.
  • Adamın beli bükülüp eğilmek.

gayf

  • Eğilmek, meyl.

hayde

  • Meyletmek, yönelmek, eğilmek.
  • Hakdan ve doğru yoldan ayrılmak.

ıhlad

  • Meyletmek, yönelmek, eğilmek.
  • Sonsuzlaştırmak, ebedi kılmak.
  • Geç ihtiyarlamak.

ilva

  • Çevirmek. Baş eğmek. Başı eğilmek.
  • Başkasının sözünü maksadı olmayan başka tarafa çevirmek.
  • Birinin hakkını inkâr eylemek.
  • Bayrağı kaldırmak. Sancak dikmek.

lahd

  • (Çoğulu: Lühud) Mezar. Üstü yükseltilerek yapılan mezar.
  • Eğilmek.
  • Bir tarafına meyilli olan çukur.

lügaz

  • (Çoğulu: Elgâz) Meyletmek, eğilmek, yönelmek.
  • Yaban fâresinin delikleri.
  • Yolcuya zahmet veren çapraşık yol.
  • Bilmece.

meyl / ميل

  • Eğim. (Arapça)
  • Eğilim, istek. (Arapça)
  • Yatkınlık. (Arapça)
  • Meyl etmek: Eğilmek. (Arapça)

meyletmek

  • Bir tarafa doğru eğilmek. Bir tarafa yönelmek.
  • Sevgisini vermek, eğilmek. Gönül vermek.

nekb

  • Musibet ve kedere uğrama.
  • Meyletmek, eğilmek.
  • Udul etmek, vazgeçmek, haktan dönmek.

nev'

  • Çeşit, sınıf, cins.
  • Taleb etmek. Meyletmek, eğilmek. İki yana sallanmak.

ney'

  • Susuzluk.
  • Meyletmek, eğilmek.

ragn

  • Meyletmek, yönelmek, eğilmek.

rahcen

  • Ağırlık, sıklet.
  • Meyletmek, eğilmek, yönelmek.

rak'

  • Eğilmek.

rekn

  • Meyletmek, yönelmek, eğilmek.

revg

  • Talep etmek, istemek.
  • Yönelmek, eğilmek, meyletmek.

rüku / rükû

  • Namazda eğilmek.

rüku' / rükû'

  • Huzur-u İlâhîde eğilmek. Namazda elleri dize dayamak suretiyle yere doğru eğilirken baş ile sırtı düz hale getirmek.

sagg

  • Meyletmek, yönelmek, eğilmek.

ta'ric

  • Meyletmek, eğilmek.
  • Bir nesne üzerinde durmak.
  • Çıkıntı. Tümsek peyda etme.

tahanni

  • (Hany. dan) Eğilmek, eğrilmek.
  • Kınaya boyamak.

tahannüs

  • Kırılmak.
  • Eğilmek.
  • Kırılıp bükülür olmak.

tatamün

  • Aşağı düşmek.
  • Meyelân etmek, eğilmek.

tazayyüf

  • Meyletmek, eğilmek, yönelmek.

tecanüf

  • Meyletmek, eğilmek, yönelmek.

techiye

  • Meyletmek, eğilmek, yönelmek.
  • Ondan yana sürmek.

tefie

  • Eğilmek.
  • Rücu etmek, geri dönmek.

tehdil

  • (Budak) aşağı eğilmek.
  • (Dudak) aşağı sarkmak.

temayüc

  • Meyletmek, eğilmek, yönelmek.

temayül

  • (Çoğulu: Temayülât) Meyletmek. Bir cihete iltifat etmek. Bir tarafa eğilmek.
  • Bir yana çarpılmak.
  • Bir yana veya bir kimseye fazla taraftarlık ve sevgi göstermek.

za'r

  • Meyletmek, eğilmek.

zal'

  • Eğilmek, meyl etmek.
  • Dar olmak.
  • Davarın ağır yük getirmekten dolayı yürürken iki yanına eğilmesi.