LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te duygular ifadesini içeren 89 kelime bulundu...

ahfa / ahfâ

  • Kalbe bağlı duyguların en gizli, en kapalı olanıdır ki, Cenâb-ı Hak sıfat, şuûnat ve Zât'ına ait en gizli, en mahrem mânâları izin verdiği ölçüde bu duyguya hissettirir.

ahilik

  • Asırlar önce Anadolu'da gelişen bir halk ocağı. Sosyal bir kuruluş olan ahilik iş alanında adam yetiştirmek, çalışma sevgisini aşılamak, istihsali çoğaltmak gibi gayeleri vardı. Günlük hayatta ise teavün, yoksulları koruma gibi insani duyguları; ayrıca müzik, silah kullanma, binicilik kabiliyetlerin

ahsas / ahsâs / احساس

  • Hisler. Duygular.
  • Duygular. (Arapça)

alem-i gayb / âlem-i gayb

  • Zâhir duygularımızla bilinemeyen ve ervah ve meleklere, cinlere mahsus olan âlem. Mâzi ve müstakbeldeki mahlukatın mânevi hayatlarının âlemi.

basair

  • (Tekili: Basiret) Basiretler. İbretli görüşler. Deliller. İbretler. Hüccet ve bürhanlar. Gözler.
  • Kalb duyguları.

behimi hisler / behimî hisler

  • Hayvanî duygular.

cezbe-i rahman / cezbe-i rahmân

  • Allah'ın hayır ve rahmet için verdiği ve duygulara yerleştirdiği mânâ ve coşku hâli.

cihazat-ı kesire / cihâzât-ı kesire

  • Birçok cihaz, duygular.

damar-ı insani / damar-ı insânî

  • İnsana ait duygular.

ehsas / ehsâs / احساس

  • (Tekili: Hiss) Hisler, duygular.
  • Duygular, hisler. (Arapça)

ehsas-ı rakika / ehsâs-ı rakika

  • İnce hisler, ince duygular.

erakk-ı hissiyat

  • Duyguların en inceleri. Gizli hisler, ince duygular.
  • En rakik, en ince hisler, duygular.

esaret-i hayvani / esaret-i hayvanî

  • Hayvanî duygulara esir olma.

ezhan

  • Zihinler. Müdrikler. Anlamayı meydana getiren duygular.

hamiyet-i diniye

  • Dinî hamiyet; dini korumak ve yüceltmek maksadıyla çalışma, dinden gelen yüce duygularla din uğruna fedakârlıkta bulunma.

hatırat

  • (Tekili: Hâtıra) Hâtıralar. Hatırda kalan şeyler.
  • Edb: Bir adamın yaşadığı zamana, bulunduğu işlere, görüştüğü kimselere dair düşüncelerini ve duygularını hâvi olmak üzere yazdığı eser.

havas ve hissiyat-ı insaniye / havâs ve hissiyât-ı insâniye / حَوَاسْ وَحِسِّيَاتِ اِنْسَانِيَه

  • İnsana ait his ve duygular.

havass / havâss

  • (Tekili: Hasse) Hasseler. Duygular.
  • Duyular, duygular.

havass-ı zahire ve batına / havass-ı zâhire ve bâtına

  • Görünen ve görünmeyen hisler, duygular.

havassü'l-hams-ı zahire ve batına / havâssü'l-hams-ı zâhire ve bâtına

  • Beş içinde, beş dışında olmak üzere insanın duyguları. İçindeki duygular.

heva / hevâ

  • Kabiliyet ve duyguları nefsin yasak arzu ve isteklerinin emrine verme.

heva-yı nefis

  • Kabiliyet ve duyguları nefsin yasak arzu ve isteklerinin emrine verme.

hiddet-i havas / hiddet-i havâs

  • Duyguların keskinliği.

hiss-i samia, basıra, zaika / hiss-i sâmia, bâsıra, zâika

  • İşitme, görme, tat alma hisleri, duyguları.

hiss-i umumiye / hiss-i umumîye

  • Umumun hisleri, genelin duyguları.

hissiyat / hissiyât / حسيات

  • Duygular. Hisler.
  • Hisler, duygular.
  • Duygular.
  • Duygular. (Arapça)

hissiyat-ı aliye / hissiyât-ı âliye

  • Yüce hisler, duygular.

hissiyat-ı aşıkane / hissiyât-ı âşıkane

  • Aşıkça, âşka benzer duygular.

hissiyat-ı askeriye

  • Askerî duygular, hisler.

hissiyat-ı bakiye / hissiyat-ı bâkiye

  • Kalıcı olmayı ve sonsuzluğu isteyen duygular.

hissiyat-ı beşeriye

  • İnsanî hisler, duygular.

hissiyat-ı diniye

  • Dinî hisler, duygular.

hissiyat-ı hafiyye

  • Gizli hisler, duygular.

hissiyat-ı hayatiye

  • Hayata ait duygular.

hissiyat-ı imaniye

  • İmanî hisler, imanın etkisinde olan duygular.

hissiyat-ı insaniye / hissiyât-ı insaniye

  • İnsanlarda bulunan hisler, duygular.

hissiyat-ı kalbiye

  • Kalpteki hisleri, duyguları.

hissiyat-ı mütevarise / hissiyat-ı mütevârise

  • Nesilden nesile miras kalan, geçmişten gelerek yeni nesle geçen duygular.

hissiyat-ı nefsaniye / hissiyât-ı nefsaniye

  • Kötülükleri emreden nefsin yönlendirdiği duygular.

hissiyat-ı nefsiye

  • Nefse ait duygular.

hissiyat-ı şedide / hissiyât-ı şedide

  • Kuvvetli duygular.

hissiyat-ı sefihe / hissiyât-ı sefihe

  • Sefahet ve eğlenceye düşkün hisler, duygular.

hissiyat-ı süfliye

  • İnsanları kötülüğe yönelten aşağılık duygular.

hissiyat-ı ulviye / hissiyât-ı ulviye

  • Yüksek hisler, ulvi duygular.
  • Yüksek hisler, yüce duygular.

hissiyat-ı ulviye-i diniye

  • Dinden gelen yüksek hisler, yüce duygular.

hissiyat-ı ulviye-i insaniye / hissiyât-ı ulviye-i insaniye

  • İnsanın yüksek duyguları.

hissiyat-ı ulviye-i rakika / hissiyat-ı ulviye-i rakîka

  • Yüksek ve ince hisler, duygular.

hissiyat-ı umumiye

  • Herkeste bulunan hisler, duygular.

hissiyat-ı yakubiye / hissiyat-ı yâkubiye

  • Hz. Yakub'un (a.s.) hisleri, duyguları.

hissiyatça

  • Duyguları açısından.

hissiyyat

  • Duygular, sezişler.

ibtalihis / ibtâlihis

  • Duyguları uyuşturma, anestezi.

ihtiram-ı hissiyat

  • Duygulara, hislere saygı gösterme.

ihtirasat-ı hayvaniye / ihtirâsât-ı hayvâniye

  • Hayvânî ihtiraslar, hayvanî duygulardan kaynaklanan aşırı istekler, tutkular.

inbisat-ı alat / inbisat-ı âlât

  • Âletlerin genişlemesi; dış dünyayı algılayıp idrak edebebilmek için ruhun kullandığı âletlerin, yani duyular, duygular ve sairelerin gelişip genişlemesi.

iptal-i his

  • Hisleri uyuşturma, duyguları vazifelerini yapamaz hale getirme.

işaret-i hissiye

  • Somut işaret; hislere, duygulara hitap eden işaret.

istifham

  • Sual sorup anlamak. Anlamak için sormak.
  • Edb: Cevap istemek için değil, daha çok dikkati çekmek, hisleri kuvvetlerdirmek maksadıyla soru şeklinde söylemek san'atıdır. Şefkat, sevgi, hayret, kin ve nefret gibi duyguların te'siri altında vuku bulur.

kalb

  • Duyguların sultanı, gönül.

kalb-i külli / kalb-i küllî

  • Genele ait kalp, toplumun duyguları.

kozmopolit

  • Her yabancı şeye karşı alâka gösteren, milliyet duygularından mahrum kimse. (Fransızca)
  • Çeşitli milletlerden insanları içine alan. (Fransızca)

kuva / kuvâ

  • Duygular, hisler.

kuva-yı insaniye / kuvâ-yı insaniye

  • İnsandaki güçler, duygular, duyular.

kuvve-i şeheviye ve gadabiye

  • Şehvet ve öfke duyguları; insanı dünya zevklerini elde etmeye ve zararlı şeyleri defetmeye sevkeden duygular.

kuvveler

  • Duygular, duyular.

latife / lâtife

  • Duygu, his; insanın mânevi yapısında bulunan ince duygular.

latife-i insani / lâtife-i insani

  • İnsanda bulunan lâtif duygulardan birisi.

latife-i insaniye / lâtife-i insaniye

  • İnsandaki ince duygular.

latife-i rabbaniye

  • İnsanın kalbine bağlı ve bütün duygularının sultanı olan ince bir duygudur ki, İlâhî hakikatlar onunla hissedilip zevkedilir.

letaif / letâif

  • Lâtif duygular.
  • Lâtifeler; insanın mânevî yapısındaki ince duygulardan herbiri.
  • İnce duygular, incelikler, güzellikler.

letaif-i beşer / letâif-i beşer

  • İnsanın lâtileferi; insanın yapısındaki duyular ve duygular.

letaif-i insaniye / letâif-i insaniye

  • İnsandaki ince ve yüce duygular.

letaif-i maneviye / letâif-i mâneviye

  • Mânevî duygular.

letaif-i ulviyet / letâif-i ulviyet

  • Yüksek duygular.

madde

  • Zahir duygularla hissedilen, ruhâni olmayıp, ağırlığı olan, cismâni bulunan.
  • Asıl, esas, cevher, mâye.
  • Bend, fıkra, kısım.
  • İlm-i Kelâmda: His âzâmız üzerine bir takım muayyen ihtisâsât husule getiren veya getirebilen, her şey.
  • Tıb: Çıbanın içinde hasıl olan ya

merkez-i şuunat / merkez-i şuûnât

  • İşlerin, hallerin ve duyguların merkezi.

meşair / meşâir

  • Hacı olmadan önce durulması gereken önemli yerler.
  • Hasseler, duygular.

mu'cizat-ı hissiye

  • Duygu ile bilinen, duyu ve duygulara hitap eden mu'cizeler; su, ağaç, taş, hayvan gibi varlıklar üzerinde Peygamber'in (a.s.m.) gösterdiği mu'cizeler.

mücessem

  • Cismi olan. Dış duygularımızla bilinip varlığından haberdar olduğumuz şey. Varlığı görünen. Cisimlenmiş olan. Bir şekli gösteren. Uzunluğu, genişliği ve kalınlığı olan cisim. Şekillenmiş.

müdavele-i hissiyat

  • Duyguların karşılıklı alışverişi.

mugayyebat

  • (Magibât) Zâhir duygularla bilinmeyen, bizce gaip olan, bilinmeyen şeyler.

nebati ve hayvani kuvveler / nebâtî ve hayvânî kuvveler

  • İnsandaki bitkisel ve hayvanî duygular.

rikkat-i letafet

  • His ve duyguların son derece ince ve hoş olması.

şehevi / şehevî

  • Şehvetle alâkalı. Hayvanî, nefsanî duygularla alâkalı, onlara ait.

sübjektif

  • Bilen akıl ile alâkalı. (Fransızca)
  • Eşyanın hakikatına değil de ferdin düşünce ve duygularına dayanan. Şahsî görüşe göre olan. İndî, nefsî olan. (Fransızca)
  • Objektif olmayan, kişisel, duygusal; eşyanın hakikatine değil de ferdin düşünce ve duygularına dayanan.

suretlerin tahrimi / sûretlerin tahrimi

  • Resimlerin haram kılınması, yasaklanması; haset, gurur, riya, şehvet gibi nefsanî duyguları kabartan ve İslâmiyetin sakındırdığı sonuçların doğmasına sebep olan resimlerin, fotoğrafların yasaklanması.

tenevvü-ü hissiyat

  • Duyguların çeşitliliği.

tercüman / ترجمان

  • Çevirmen. (Arapça)
  • Duyguları, görüşleri dile getiren. (Arapça)

uruk-u insaniyetkarane / uruk-u insaniyetkârâne

  • İnsanlık değerlerini harekete geçiren damarlar, insanlık damarı, insanî duygular.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR