LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te duyar ifadesini içeren 47 kelime bulundu...

butlan-ı his

  • Ameliyat için bir uzvun hissinin iptâli, duyarsız hâle getirilmesi.

ehl-i gaflet

  • Âhirete, Allah'ın emir ve yasaklarına karşı duyarsız olan kimseler.

ehl-i gaflet ve dalalet / ehl-i gaflet ve dalâlet

  • Âhirete ve Allah'ın emir ve yasaklarına karşı duyarsız ve hak yoldan sapmış kimseler.

elemkarane / elemkârâne

  • Acı duyarak, üzüntülü bir şekilde.

gafil / gâfil

  • Duyarsız, umursamaz.
  • Allah'ın emir ve yasaklarından habersiz davranan.

gafilane / gafilâne

  • Umursamazca, duyarsızcasına.

gaflet

  • Umursamazlık; âhirete, Allah'ın emir ve yasaklarına duyarsız kalma hali.

gafletkarane / gafletkârâne

  • Umursamazca, duyarsızcasına.

gafletli

  • Allah'ın emir ve yasaklarına duyarsız davranan.

hassas / hassâs

  • Çok duyarlı.
  • Duyarlı.

hassasiyet / hassâsiyet

  • Duyarlı olma.
  • Duyarlılık.

hassasiyet-i fevkalade / hassasiyet-i fevkalâde

  • Olağanüstü hassasiyet, duyarlılık.

hassasiyet-i ilmiye

  • İlmî duyarlılık.

hassasiyet-i kalbiye

  • Kalbî hassasiyet, duyarlılık.

hassasiyetli

  • Duyarlı, hassas.

hürmeten

  • Saygı duyarak.

huzurkarane / huzûrkârâne

  • Huzurda gibi, huzur duyarak.

ihtiramen / ihtirâmen / احتراما

  • Saygıyla, saygı duyarak. (Arapça)

insan-ı gafil

  • Âhirete, Allah'ın emir ve yasaklarına karşı duyarsız olan insan.

iştiyakan

  • Şevkle, hasretle, özlem duyarak.

kalb-i hassas / kalb-i hassâs

  • Hassas, nazik ve duyarlı kalp.

kemal-i hassasiyet / kemâl-i hassasiyet

  • Tam bir duyarlılık.

lakaydane / lâkaydâne

  • İlgisizce, duyarsızca.

lakayt / lâkayt

  • Kayıtsız, duyarsız, ilgisiz.

lakaytlık / lâkaytlık

  • İlgisizlik, duyarsızlık.

meleke-i hassasiyet

  • Hassasiyet melekesi; duyarlılık alışkanlığı, duyarlılık konusunda yatkınlık.

minnetdarane / minnetdârâne

  • Minnet duyarak.

minnettarane / minnettârâne

  • Minnet duyarak, yapılan bir iyiliğe karşı teşekkür hissi taşıyarak.

mukallid

  • Amelde, yapılacak işlerle ilgili konularda müctehid denilen derin âlime tâbi olan, uyan kimse.
  • İnanılacak şeylerin delillerini araştırmadan, anlamadan, sâdece anasından babasından duyarak îmân eden.
  • Fıkıh âlimlerinin yedinci derecesinde bulunan âlim.

müstemian

  • (Semi'. den) İşiterek, duyarak. Dinleyici olarak.

müteeddibane / müteeddibâne

  • Edeblenerek, utanç duyarak, haya ederek. Terbiyeli ve edebli bir kimseye yakışır surette. (Farsça)

müteellimane / müteellimâne

  • Elem duyarak, kederlenerek.
  • Elem duyarak, kederlenerek. (Farsça)

müteessifen

  • Üzüntü duyarak, teessüf ederek.

müteessirane / müteessirâne

  • Üzüntü duyarak, etkilenerek.

mütevecciane / mütevecciâne

  • Sıkıntı ile. Dertli olarak. (Farsça)
  • Ağrı duyarak. (Farsça)

nadimane / nadimâne

  • Pişmanlıkla, pişman olarak, nedamet duyarak. (Farsça)

nazar-ı gaflet ve dalalet / nazar-ı gaflet ve dalâlet

  • İman hakikatlerine karşı duyarsız davranan ve hak yoldan sapanların bakışı.

nazenin / nâzenin

  • İnce, duyarlı.

nedametkarane / nedametkârâne

  • Pişmanlık duyarak.

perde-i gaflet

  • Gaflet, umursamazlık ve duyarsızlık perdesi.

samimane / samimâne

  • Samimi olarak. İçten duyarak, riyasızlıkla. (Farsça)

sem'an

  • Dinliyerek.
  • İşiterek, duyarak.

semaen

  • İşiterek, duyarak.

tegafül

  • Gaflet etme, duyarsızlıklık, mânevî sorumluluklarından habersiz davranma.

tevbe

  • Pişmanlık duyarak günahtan dönüş.

tevbe etme

  • Pişmanlık duyarak günahtan dönme.

zeval-i gaflet

  • Gafletin dağılması; Allah'ın emir ve yasaklarına duyarsız davranma hâlinin sona ermesi.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın