LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te durumda ifadesini içeren 28 kelime bulundu...

ala külli hal / alâ külli hal

  • Her durumda.

alaküllihal / alâküllihâl

  • İster istemez, her durumda.
  • Her durumda, eninde sonunda.

amel-mande

  • İş yapamaz durumda olan.

amelmande / amelmânde

  • İş yapamaz durumda.

be's

  • Azab, şiddet. Korku.
  • Zarar, ziyan.
  • Zorluk, meşakkat, zahmet.
  • Fenalık. (Arapçada: "Savaşta şiddetli harekette bulunmak veya sıkıntı ve fakirlikten fenâ durumda olmak" mânâlarına gelir.)

beyniye

  • Tecvidde: Harfler okunurken sesin mükemmelen akıp akmama arasında olması, kalın ile yumuşak arası okunması. Bu durumda okunan harfler şunlardır: (Râ, mim, ayn, nun, lâm.)

bihazelemr / bihâzelemr / بهذا الامر

  • Buna göre, bu durumda, böylelikle. (Arapça)

bihoş / bîhoş

  • İyi ve hoş durumda değil, hâl ve durumu kötü.

borç

  • Geri verilmek niyetiyle ihtiyaç sahiplerine verilen para. Müslümanlıkta faizle borç vermek haramdır, günahtır. Borcunu ödiyemiyecek durumda onların borçlarını bağışlamak veya sonraya bırakmak sevaptır. Borcunu ödeyebilecek durumda olanlar da borçlarını zamanında ödemelidirler. Ödeyemiyecek olanlar d

fakirü'l-hal olma

  • Muhtaç durumda olma.

garir / garîr

  • Kefil.
  • Güzel ahlâk.
  • Durumdan veya işten anlamıyan.

gıyabımda

  • Arkamdan; benim hazır ve mevcut bulunmadığım durumda.

hal-aşina

  • Hâl ve durumdan anlayan. (Farsça)

her / هر

  • Her. (Farsça)
  • Her halde: Mutlaka, her durumda. (Farsça)
  • Her vakit: Her zaman, daima. (Farsça)

ifka'

  • Fakir ve kötü durumda bulunma.

ilcaat-ı zaman

  • Zamanın getirdiği mecburiyetler, çaresiz durumda bırakmalar.

irtibas

  • Perişan ve zor durumda kalma.
  • Pek karışık ve sıkışık olma.

lojistik

  • Ask: Askerlik san'atının ve seferi orduların iaşe, muhabere ve sevkiyat şartları, hareket ve harb kabiliyeti bakımından en etkili durumda bulundurulması için lâzım gelen çalışmalara aid kısım.

mağdur / mağdûr / مغدور

  • Haksızlığa uğramış. (Arapça)
  • Mağdur etmek: Haksızlığa uğratarak zor durumda bırakmak. (Arapça)
  • Mağdur olmak: Haksızlığa uğramayarak zor durumda kalmak. (Arapça)

meyyal-i inhidam / meyyal-i inhidâm

  • Yıkılmak üzere bulunan. Neredeyse göçecek durumda olan.

müsaviyü't-tarafeyn / müsâviyü't-tarafeyn

  • İki tarafın birbirine denk olması; varlık veya yokluk konusunda eşit durumda olma.

müteanik

  • Birbirinin boynuna sarılmış durumda olan.

mütesaviyü't-tarafeyn / mütesâviyü't-tarafeyn

  • İki tarafı birbirine denk olan; varlık veya yokluk konusunda eşit durumda olan.

muztar

  • Sıkışık, zor durumda olan, çâresiz.

perişan / perîşan / پریشان

  • Dağınık. (Farsça)
  • Kötü durumda, perişan. (Farsça)
  • Perişan olmak: Darmadağın olmak. (Farsça)

reşk-i alem / reşk-i âlem

  • Herkesi kıskandıracak kadar üstün durumda olan.

şevk-i mutlak

  • Her durumda şevk içinde, coşkulu ve istekli olmak.

vakıf-ı ahval / vâkıf-ı ahval

  • Durumdan haberli olan, işlere vâkıf bulunan.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın