LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te durulan ifadesini içeren 20 kelime bulundu...

arafat

  • Hacda arefe günü vakfeye durulan dağın ismi.

asker

  • (Çoğulu: Asakir) Devlet ve memleketin muhafazası için ücretli veya ücretsiz olarak veya kur'a ile toplanarak hazır bulundurulan ve resmi elbise giyen silahlı adamlar topluluğu. Er, leşker, nefer.

balon

  • Hava veya hafif gazlarla doldurulan küre. Bugünkü uçaklar balonculuğun geliştirilmesiyle elde edilmiştir. Zeplin adı verilen güdümlü balonlar hava ulaşımında ve savaşta kullanılmıştır. (Fransızca)
  • Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan ve bununla havada uçabilen balon şeklindeki araç.

hum

  • Küp. (Farsça)
  • Şarap küpü. İçine şarap doldurulan küp. (Farsça)

imtihaz

  • Hâlis, katıksız ve saf olma. Durulanma.

kahdan / kâhdan

  • Samanlık. İçine saman doldurulan oda. (Farsça)

kumanya

  • ing. Bir gemi içinde bulunan kimselerin beslenmeleri için gemiye doldurulan erzak. Gemi zahiresi.
  • Eskiden piyade kayığının arka kısmındaki dolapçık.
  • Gemi kileri. Geminin erzak koymağa mahsus yeri.

makam

  • Durulan, durulacak yer.
  • Memuriyet, memurluk yeri.

makarr

  • Durulan yer, karargâh,ocak, merkez, başkent, payitaht.
  • Karar yeri, durulan yer.

mehazin

  • Mahzenler. Hazineler. Mal doldurulan yerler.

mekan / mekân

  • (Kevn. den) Yer. Durulan yer. Ev, hane, mesken. Mahal.

menzilgah / menzilgâh

  • Konak. Yer. Ev. Bir müddet durulan yer. (Farsça)

mevkuf

  • Durdurulan. Vakfedilen. Dâimi bir halde bırakılan.
  • Tevkif edilen. Tutulup hapsedilen.
  • Ait, bağlı.
  • Durdurulan, tutulan.

mevzu'

  • Bahis. Üzerinde durulan mes'ele.
  • Aşağılanmış olan.
  • Konulmuş. Vaz olunmuş.
  • Uydurma. Doğru ve hakikat olmayan.
  • Geçer olan, muteber, işlemekte olan, câri.

musaff

  • (Çoğulu: Misâf) Cenk etmek için durulan yer. Dövüş yeri.

müstakarr

  • (Karar. dan) Karar bulan, bir yerde sabit ve sakin olan. Kararlı.
  • Karargâh. Durulan yer.

müstashab

  • (Sohbet. den) Birine yanında arkadaş olarak bulundurulan.

muvacehe-i seadet / muvâcehe-i seâdet

  • Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem mübârek kabrinin bulunduğu Hücre-i Seâdetin (odanın) kıble tarafında ziyâret sırasında önünde durulan duvar.

selef

  • Önceki, yeri doldurulan.

teslis

  • Üçleme, ekanim-i selâse, Allah'ı üç olarak kabul eden ve sonradan uydurulan hıristiyan inancı.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın