LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te dilek ifadesini içeren 44 kelime bulundu...

amal / âmâl

  • (Tekili: Emel) Emeller. Arzular. Gayeler. Dilekler. İstekler.

amal-i sermedi / âmâl-i sermedî

  • Sermediyete âit arzu ve emeller. Cennete, ebediyyete dâir dilek ve temenniler.

ariza-i aciziye / arîza-i âciziye

  • "Bu aciz talebenizin bazı meselelerini sunduğu dilekçe" anlamına gelen ifade.

arz-ı mahzar

  • Bir işin yapılması için, yüksek bir mevkiye halk tarafından topluca verilen dilekçe.

arzıhal / arzıhâl / ارض حال

  • Dilekçe. (Arapça)

arzu

  • İstek. Dilek. Meyil. Emel. Hahiş. (Farsça)

arzuhal / arzuhâl / عَرْضُحَالْ

  • (Arz-ı hâl) Bir iş için bir makam veya resmi daireye bir iş sahibinin verdiği dilekçe. İstida-nâme.
  • Dilekçe.
  • Dilekçe, hâlini bildirme.
  • Dilekçe.

der-hast

  • Arzu, taleb, istek, dilek. (Farsça)
  • Dilekçe, istida. (Farsça)

derd

  • Dert, hastalık, üzüntü, dilek, mesele.

derhast / derhâst / درخواست

  • İstek, talep, rica. (Farsça)
  • Dilekçe. (Farsça)

emani

  • Emniyetler. Niyetler, gayeler, istekler. Arzular, dilekler. (Farsça)
  • Eminlik, korkusuzluk. (Farsça)

eşref-i saat

  • Saatlerin şereflisi. Uğurlu ve işlerin rast gittiği, dua ve dileklerin kabul edildiği an.

fettah / fettâh

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kullarına hayır kapılarını, dileklerine kavuşmak istiyen kullarına kapalı kapıları açan, peygamberlerini düşmanlarının elinden kurtarıp, memleketlerin fethini müyesser (kolay) kılan; evliyâsına (sevdiği kullarına) melekûtünün (gözle görülmeyen

garaz

  • Kin, içinden düşmanlık yapmak.
  • Gâye, maksad, arzu, dilek, istek.

ifade-i meram

  • Dilek ve maksadını anlatmak.

ifadetü'l-meram

  • Dilek ve maksadını anlatma, maksadı ifade etme.

ikindi namazı

  • İslâm'ın şartlarından biri olan beş vakit namazın üçüncüsü, öğle vakti ile akşam vakti arasında kılınan namaz.Gökten yere iner kamû (bütün) melekler, Meleklere müştâk olur (can atar) felekler, Kabûl olur anda bütün dilekler, İkindi namâzın kıldığın zaman.

inşa

  • Yapma. Vücuda getirme. Terkib etme. Bir şey peyda etmek.
  • Yaratma.
  • Edb: Yazı dersi. Nesir yazmak.
  • Güzel nesir halinde yazı yazmak veya güzel yazılmış nesir halindeki yazı.Çeşitli mektuplaşma ve güzel yazma için mektup, tezkere, istida (dilekçe), tebrik, tâziyenâme, sen

istid'a / istid'â / استدعا / اِسْتِدْعَا

  • Rica ile istemek. Davet etmek.
  • Bir işi için resmî bir daireye verilen ve istek bildiren kâğıt. Dilekçe.
  • Dilekçe. (Arapça)
  • Yalvararak isteme. (Arapça)
  • Dilekçe.

istid'a-name

  • Resmî bir makama dilekçe olarak yazılan pullu, damgalı yazı. (Farsça)

istid'aname / istid'ânâme / استدعانامه

  • Dilekçe. (Arapça - Farsça)

istida / istîdâ

  • Dilekçe.
  • Dilekçe.

istirhamname

  • Dilekçe.

itirazname / itiraznâme

  • İtiraz dilekçesi.

kam / kâm

  • İstek. Arzu. Maksad. Murad. Dilek. Lezzet. (Farsça)
  • Ağzın üstü. Damak. (Farsça)
  • Koyun, sığır ağılı. (Farsça)
  • Ağaç kilit. (Farsça)
  • Dilek, arzu.

layiha-i temyiz / lâyiha-i temyiz

  • Yargıtaya yazılan itiraz dilekçesi.

layiha-yı tashih / lâyiha-yı tashih

  • Mahkeme kararının düzeltilmesi istemiyle bir üst mahkemeye sunulan yazı, dilekçe.

ma'lum

  • Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) bir nâmıdır. Onun geleceği, melekler, resuller ve nebiler tarafından mâlum olduğundan ve dünyaya teşriflerinden evvel kendilerinin ta'zim edilmesi ve ona intisab dileklerinden dolayı bu isim verilmiştir.
  • Bilinen, belli olan.

mahzar

  • (Huzur. dan) Hazır olma. Gösteriş, görünüş.
  • Huzur yeri. Büyük bir insanın önü.
  • Birçok kimse tarafından imzalı dilekçe.
  • Mahkeme sicili.

meşiet-i hassa-i ilahiyye / meşiet-i hâssa-i ilâhiyye

  • Allah'a ait, O'na mahsus meşiet, dilek, arzu ve işler.

murad / murâd

  • Arzu, istek, dilek.

müsted'a

  • (Çoğulu: Müsted'ayât) İstenen, arzu edilen, istidâ edilen, dilenen.
  • Dilekçe ile istenilen şey.

müsted'ayat

  • (Tekili: Müsted'â) İstenilen, dilenen şeyler. Dilekçe ile talebedilen şeyler.

müsted'i / müsted'î

  • (Da'vâ. dan) Dilekçe veren, istida eden kimse.

niyaz / niyâz

  • Yalvarma, yakarma, dilekte bulunma, isteme.

reca

  • Emel, ümit, yalvarmak.
  • Cânib, taraf.
  • İstek, arzu, dilek.

rıka

  • Üzerine yazı yazılan deri veya kağıt parçaları.
  • Kısa mektublar.
  • Yamalar.
  • İstidalar. Müzekkereler. Dilekçeler.

ruk'a / رقعه

  • (Çoğulu: Rıka'-Ruka') Kısa mektub.
  • Üzerine yazı yazılan kâğıt veya deri parçası.
  • Dilekçe.
  • Yama.
  • Pusula. (Arapça)
  • Dilekçe. (Arapça)
  • Yama. (Arapça)

şefaat

  • Bağışlanmasını dileme, birine arka olma.
  • Peygamberlerin ve velilerin kıyamette günah-kâr müminlerin bağışlanması için Allah katında dilekte bulunmaları.

temenni

  • Dilek. İstek. Duâ. Rica etmek.

temenniyat / temenniyât

  • Temenniler, dilekler, istekler.
  • (Tekili: Temenni) Temenniler, dilekler, istekler.

temyiz evrak ve layihaları / temyiz evrak ve lâyihaları

  • Temyiz evrak ve dilekçeleri.

temyiz layihası / temyiz lâyihası

  • Hakkında bir mahkeme tarafından hüküm verilen bir davanın, bir üst mahkemede tekrar görülmesi, incelenmesi için yazılan dilekçe.

tetimme-i itiraz

  • İtiraz dilekçesinin eki, ilâvesi.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR