LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te derinlik ifadesini içeren 30 kelime bulundu...

a'mak / a'mâk / اعماق

  • (Tekili: Umk) Derinlikler.
  • Derinlikler.
  • Derinlikler. (Arapça)

a'mak-ı ervah / a'mâk-ı ervah

  • Ruhlarının derinlikleri.

a'mak-ı hafa / a'mâk-ı hafâ

  • Gizlilik derinlikleri.
  • Gizli derinlikler.

a'mak-ı kulub / a'mâk-ı kulûb

  • Kalplerin derinlikleri.

a'mak-ı vicdan

  • Vicdanın derinlikleri.

a'mak-ı zemin

  • Zeminin derinlikleri.

abis

  • Denizlerdeki dokuzbin metreyi geçen derinlikler.

amak / âmâk

  • Derinlikler.

amaka

  • Derinlik.
  • Iraklık.

derun / derûn

  • İçteki; iç âlemin derinlikleri.

eb'ad-ı selase / eb'âd-ı selâse

  • Üç uzaklık ki bunlar : En, boy, yükseklik (derinlik).

gamr

  • Derinlik, suyun derinliği. Çok su, büyük deniz.
  • Uzun, geniş libas.
  • Cehalet, gaflet.
  • Şiddet.

gavr

  • Bir şeyin dibi. Çukur.
  • Batmak.
  • Derinlik, nihayet. Kök, esas, temel.
  • Tefekkür, teemmül.
  • Dolanmak.
  • Hakikat.

gavta

  • Suyun içindeki derinlik. (Farsça)

gıyabe

  • Derinlik, dip.

hical

  • (Tekili: Hecl) Uçurumlar, derinlikler, yarlar, çukurlar.

hücul

  • (Tekili: Hecl) Uçurumlar, çukurlar, derinlikler, yaralar.

işkal / işkâl

  • Sözün kendisinde bulunan bir incelik, derinlik sebebiyle veya bir edebi san'attan dolayı mânâsı, düşünülmeden anlaşılamayacak derecede kapalılık.

jerfa / jerfâ / ژرفا

  • Derinlik. (Farsça)

jerfi / jerfî

  • Derinlik. (Farsça)

ka'r / قعر

  • Derinlik. Dip. Her şeyin dibi. Nihâyet.
  • Yemeği dipten yemek.
  • Çalmak. koparmak.
  • Derinlik. (Arapça)
  • Çukur. (Arapça)
  • Dip. (Arapça)

kaaret

  • Derinlik.

kuur

  • (Tekili: Ka'r) Dipler, derinlikler. Nihâyetler.

lahd

  • Kabir kazıldıktan sonra, kabrin taban sathından kıble cihetine kabir boyunca, içine ölü sığacak kadar genişlik ve derinlikte kazılan yer.

ma'k

  • (Çoğulu: Emâık-Emâik) Derinlik.
  • Sahradan bir taraf.

maakat

  • Derinlik.

mercan

  • Denizde geniş resif meydana getiren ve mercanlar takımının örneği olan hayvan ve bunun kalkerli yatağından çıkarılan çoğu kırmızı renkte ve ince dal şeklinde bir madde. Bu madde boncuk gibi süs eşyası olarak kullanılır. Mercanlar ancak 40 metre kadar derinlikte yaşayabilirler.

rasih / râsih / رَاسِخْ

  • Derinlik sahibi ve sağlam olan.

sathi / sathî

  • Derinliksiz, sığ, yüzeyden.

umk / عمق

  • Derinlik. Dibi derin.
  • Kuyu veya denizin derinliği.
  • Derinlik. (Arapça)