LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te deren ifadesini içeren 46 kelime bulundu...

akılsuz

  • Aklı yandıran, aklı gideren. (Farsça)

bais / bâis

  • (Ba's. dan) Gönderen. Sebeb olan. İcab ettiren.
  • Yeniden yaratan. Ölüleri tekrar dirilten.
  • Peygamber gönderen (Allah C.C.)
  • Ölüleri diriltecek olan ve peygamber gönderen.
  • Sebep olan, gerektiren.
  • Gönderen.
  • Yeniden yaratan.
  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Öldükten sonra, kabirlerinde çürümüş ve dağılmış olan cesedleri diriltip mahşere, (arasât meydanına) sevkeden, gönderen.

bu'sut

  • Derenin ortası.

buthan

  • Medine-i Münevvere'de bir derenin adı.

ciz'

  • Derenin dar ve kısık yeri.

elfaz-ı küfr / elfâz-ı küfr

  • Söylendiği zaman, îmânı gideren, müslümanlıktan çıkmaya sebeb olan sözler.

enduh-güsar

  • Kederi yok eden. Gamı, sıkıntıyı gideren. (Farsça)

evtas

  • Arap Yarımadasında, Hevâzın ilinde bir derenin ismi olup, Peygamberimizin (A.S.M.) Huneyn Vak'ası bu vâdide vuku bulmuştur.

gülçin / گلچين

  • Gül deren. (Farsça)

hacetreva / hâcetreva

  • İhtiyacı gideren, ihtiyaç olan bir şeyi te'min eden.

harisa / harîsa

  • Yağmuruyla yer yüzünü süpürüp gideren bulut.
  • Kan çıkmayan azıcık baş yarığı.

inzal eden / inzâl eden

  • İndiren, gönderen.

izale eden

  • Gideren, ortadan kaldıran.

kayısa

  • (Çoğulu: Kavâsi) Derenin son bulduğu yer.

ledid / ledîd

  • Derenin iki tarafı.

lısb

  • Küçük kaya yarığı.
  • Derenin dar yeri. Dar olan her cins madde.
  • İçi zorla çıkan ceviz.

mahniye

  • (Çoğulu: Mehâni) Derenin dar ve kısık yeri.

mani' / mâni'

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Din ve dünyâya âit zararları gideren, men' eden.

mekruh / mekrûh

  • Hoş görülmeyen, beğenilmeyen şey. Peygamber efendimizin beğenmediği ve ibâdetin sevâbını gideren şeyler. Yasak olduğu haram gibi kesin olmamakla berâber, Kur'ân-ı kerîmde, şüpheli delil ile, yâni açık olmayarak bildirilmiş veya bir sahâbînin (Peygamb er efendimizin arkadaşlarının) bildirmesi ile anl

merhem

  • Melhem. Deriye, yaraya sürülen ilâç.
  • Mc: Acıyı teskin eden şey.
  • Kederi, derdi gideren.

meskenet-fiken

  • Miskinliği gideren. (Farsça)

mesna

  • İkişer ikişer.
  • Derenin büklüm ve boğaz yeri.
  • Çalgının ikinci teli.

muhabir

  • Haber veren, haberci.
  • Gazeteye havadis gönderen kimse.

mühdi / mühdî

  • Hediye veren. Hediye gönderen. İhda eden.
  • Hidayete getiren. Hidayete vesile olan.
  • Mürşid, muvaffak.
  • Risalet ve nübüvveti bütün âlemlere rahmet ve saadet sebebi olduğundan, Cenab-ı Hakk'ın bütün âlemlere hediye ve atiyyesi mânasında Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) mübarek bi

münebbih

  • Uyandıran, tenbih eden, dalgınlıktan kurtaran. Uyuşukluğu gideren.

mürsil

  • Gönderen, yollayan, ulaştıran.

mürsil-i mektub

  • Mektub gönderen.

müsevvik

  • Sevk eden, gönderen.

müşkil-küşa

  • Zorluğu gideren, açan. Zor işleri halleden. Çetinliği gideren. (Farsça)

müşkil-küşayan / müşkil-küşayân

  • Zorluğu gideren ve zor işleri halleden kimseler. (Farsça)

müşkilküşa / müşkilküşâ

  • Zorluğu gideren.

müskir

  • Sarhoşluk veren, şuuru kaybettiren, aklı gideren ve keyf veren madde.

müstervih

  • (Rahat. dan) Dinlenen. İstirahat eden. Yorgunluğunu gideren.

müteheddi

  • (Hidyet. den) Hediye gönderen.
  • Hidâyete eren, doğru yola giren. İslâm dinini kabul edip müslüman olan.

müterezzik

  • Rızıklanan, gıdalanmakla ihtiyacını gideren.

müzil

  • İzâle eden, gideren, yok eden.
  • İzale eden, gideren.

na'man

  • Tâif yolunda Arafata çıkar bir derenin adı.

neuzü billah / neûzü billah

  • "Allahü teâlâya sığınırız" mânâsına, tehlikeli hâllerden ve îmânı gideren şeylerden sakınma ve korkma mânâsını ifâde eden bir söz.

rakme

  • Derenin kenarı.
  • Bahçe.

rezzak / rezzâk

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Her yarattığı ve rızık vereceği mahlûkunun rızkını yaratıcı ve ulaştırıcı ve o rızık ile faydalanma sebeblerini hazırlayan ve rızık gönderen Allahü teâlâ.

şari / şâri

  • Kanun koyucu, şeriatı gönderen Allah.

sevk eden

  • Gönderen, yönlendiren.

sücre

  • Derenin orta geniş yeri.

suhk

  • Uzak olmak.
  • Cehennemde bir derenin adı.
  • Mahrumiyet.

tadavvüc

  • Derenin dar ve kısık yerleri çok olmak.

tecdid-i iman / tecdîd-i îmân

  • Bilerek veya bilmeyerek küfrü gerektiren (îmânı gideren) bir sözü söylemek veya bir işi yapmak yâhut böyle bir şeyi yapmış olma ihtimâli üzerine, Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah sözünü; mânâsını bilerek ve inanarak söyleyip, îmânını yenileme, tâzeleme.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın