LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te depre ifadesini içeren 85 kelime bulundu...

atr

  • Depretmek.
  • Titremek.

bekbeke

  • Depretmek, tahrik.

bezbeze

  • Şiddetle sarsma, depretme.
  • Sür'atli yürüme. Kaçma.

bias

  • Deprenmek, ıztırab.

bumehen / bûmehen / بومهن

  • (Bumehin) Deprem, zelzele, yer sarsıntısı. (Farsça)
  • Koyun bağırsağı. (Farsça)
  • Deprem. (Farsça)

celcele

  • Çan sesi.
  • Gök gürültüsü.
  • Depretmek.
  • Gitmek.

cünbiş-i zemin

  • Deprem, zelzele, yer sarsıntısı.

cuş

  • Coşmak, kaynamak. Taşmak. Deprenmek. (Farsça)

da'daa

  • Koyunu ve keçiyi çıkarıp sürmek.
  • Sallamak.
  • Bir kimseye "güzel dur" demek.
  • Miktarı çok olsun diye depretip çevirmek ve doldurmak.

dasdasa

  • Depretmek, tahrik.

dav'

  • Hoş kokular kokmak. Depretmek.

dekdeke

  • Yerin deprenmesi.
  • Sancıma.
  • Def etme, kovma.

deldel

  • (Deldâl) Deprenmek.

ezz

  • Depretmek ve koparmak.
  • Kandırmak, aldatmak.

feveran / feverân

  • Maddi ve manevi kaynayıp fışkırmak.
  • Köpürmek.
  • Coşmak.
  • Kokunun etrafa yayılması.
  • Depreşmek.
  • Şiddet.

hafak

  • Muzdarib olmak, acı çekmek.
  • Deprenmek.

hareket-i arz / حَرَكَتِ اَرْضْ

  • Deprem, yer sarsıntısı.
  • Zelzele, deprem, yer sarsıntısı.
  • Deprem.

hashase

  • Kandırmak.
  • Koparmak.
  • Çok fazla deprenmek.

hatariş

  • Deprenmek.

hevzele

  • Depretmek, hareket.

heyd

  • Depretmek.
  • Zahmetli olmak.

heziz / hezîz

  • Deprenmek.

hezz

  • Hareket ettirmek. Depretmek. Tahrik.

ıdtırab

  • Deprettirmek, hareket ettirmek. Izdırap.

ihtizaz

  • Hafif titremek. Deprenmek.
  • Şevk ile meyil ve hareket. Harekete geçme.
  • Sallanma, sıçrayıp oynama.

intihaz

  • Ayaklanmak. Depreniş. Kalkmak.
  • Yola veya sefere çıkmak. Şüru eylemek.

irtiad

  • (Ra'd ve Ri'd. den) Iztırablı ve sıkıntılı olmak.
  • Deprenme. Titreme.

irtias

  • Silkinme, sıçrama, deprenme.

istinase

  • Bir kimseyi beraber götürme.
  • Depretme.

kalkal

  • Deprenmiş, hareket etmiş.

kesis

  • Titremek. Deprenmek.
  • Eğrilik.

kulkul

  • Şen, çevik, atik.
  • Bir şeyin deprenmesiyle çıkan ses.
  • Büyük, derin deniz.
  • Hızlı giden at.

lazlaza

  • Yılanın deprenmesi.

levs

  • Pislik, murdarlık. Kir.
  • Zor. Kuvvet.
  • Tam olmayan, zayıf beyyine.
  • Bir şeyi ağızda öte beri gevelemek.
  • Deprenmek.
  • Bulaştırmak ve karıştırmak. Bulaşıklık.
  • Cerâhet, yara.

menas

  • Sığınacak yer. Melce'. Penah.
  • Deprenmek.
  • Fevt.

meyd

  • Deprenmek. Sallanmak.
  • Ziyaret etmek.
  • Hareket etmek.
  • Kırağı çalmak.
  • Meyletmek.
  • Neşv ü nemâ bulmak.
  • Başı dönüp midesi bulanmak.

musibet-i semaviye ve arziye / musibet-i semâviye ve arziye

  • Gökten ve yerden gelen musibetler, felâketler—sel ve deprem gibi.

mütekalkıl

  • Deprenen, sarsılan.

mütekalkil

  • Deprenen, sarsılan.

mütezelzil

  • Deprenen, sarsılan.

na'naa

  • Irak etmek, uzaklaştırmak.
  • Hızlı konuşmak, tez tez söylemek.
  • Katı deprenmek.
  • Yemeğe nane koymak.

nagz

  • Devekuşunun erkeği.
  • Başını sallayıp depretmek.
  • Bulutun koyu ve kesif olması.

nasnaa

  • Depretmek.
  • Devenin, kalkarken dizi üstünde çok eğlenmesi.

nehz

  • Ayağa kalkmak, deprenip kalkmak, hareket.

nemga

  • Çocukların beyni deprendiği yer.
  • Dağ üstü.

netk

  • Atmak.
  • Yüzmek.
  • Kendine çekmek, cezbetmek.
  • Depretmek, silkmek, harekete geçirmek.
  • Oğlu ve kızı çok olmak.

nevs

  • Asılmış olan bir şeyin hareket etmesi, sallanması. Hareket etme. Deprenme.

nevş

  • Bir şeyi el uzatıp almak ve istemek.
  • Yürümek.
  • Sür'atle deprenip kalkmak.
  • Alıp yemek.

nühuz

  • Hareket etme, deprenip kalkma.

nüks

  • Hastalığın geri dönmesi, depreşmesi.

ra'raa

  • Suyun şiddetle akması.
  • Depretmek. (Çocuk) büyümek.
  • Bitirmek.

recc

  • Deprendirmek. Sarsılmak. Gidip gelmek.

recfe

  • (Çoğulu: Recefât) Zelzele, deprem.

rı've

  • Depretmek.

sa'sae

  • Köpek eniğinin gözü açılmadan gözünü depretip bakmak istemesi.

safk

  • Sesi işitilen vuruş.
  • Sarfetmek.
  • Reddetmek.
  • Kanatlarını hareket ettirmek. Deprenmek.
  • Kullanmak.

sagsega

  • Toprak içine bir şey gömmek.
  • Yemeği yağlı ve iyi pişirmek.
  • Dişi depretmek.

şefşefe

  • Zayıflatmak.
  • Hareket ettirmek, depretmek.
  • Karışmak.

serahor

  • Osmanlı İmparatorluğunun ilk devirlerinde ordunun bir yerden başka bir yere hareketinde yolların yapılması ile beraber ağırlıkların nakil vesairesi veyahut memleket içinde zelzele, deprem gibi bir âfetin vukuuyla harap olan yerlerin hemen tamir edilmesi işlerinde kullanılanlara verilen addır.

tahalhul

  • Deprenmek, harekete gelmek.
  • Aşağı etmek.

tahaşhuş

  • Deprenmek, harekete geçmek.

tahazhuz

  • Suyun deprenmesi, hareket etmesi.

taka'ku'

  • Deprenmek, hareket etmek.
  • Ötmek.

takalkul

  • Deprenmek, hareket etmek.

tasa'su'

  • Deprenmek, hareket etmek.
  • Perakende olmak, dağılmak.

tecelcül

  • Deprenmek, harekete geçmek.

tedekdük

  • Taşlıkta ve kum arasında olmak.
  • Dağ, yerinden ayrılıp pâre pâre olmak.
  • Zelzele olup yerin deprenmesi.

tederdür

  • Katı deprenmek.
  • Gamdan ve korkudan dolayı kendinden geçmek.

teheyyüc

  • Heyecanlanma. Coşma. Deprenme. Harekete gelme.

tehezzüz

  • Hafif titreme, deprenme, ihtizâz.

tehziz

  • (Çoğulu: Tehzizât) Hafif titreme, hareket ettirme. Deprendirme.

tekalkul

  • Deprenme, hareketlenme, sarsılma.

tera'ru'

  • Deprenmek.
  • Büyümek.
  • Çocuğun hareket etmesi.

tereccüf

  • Deprenmek, hareket etmek.

teremmu'

  • Deprenmek.

tertere

  • Depretmek, harekete getirmek, tahrik etmek.

teşahus

  • Deprenmek. Muhtelif etmek, çeşitli yapmak.

tevehhüc

  • Deprenmek, hareket etmek.

tevzig

  • Depretmek, hareket ettirmek.

tezelzül

  • Sarsıntı.
  • Sarsılma, deprenme.

zelazil / zelâzil / زلازل

  • Depremler. (Arapça)

zelzal

  • (Zülzâl) Sarsıntı. Zelzele. Deprem. Sarsılma.

zelzele / زلزله

  • Deprem, sarsıntı.
  • Yer sarsıntısı, deprem.
  • Deprem. (Arapça)

zelzele-i azime / zelzele-i azîme

  • Büyük deprem.

zelzele-i kübra / zelzele-i kübrâ

  • Büyük deprem, kıyamet.