LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te den kelimesini içeren 131 kelime bulundu...

abis

  • Denizlerdeki dokuzbin metreyi geçen derinlikler.

adan

  • Deniz kenarı.

addar

  • Denizci, gemici taifesi.

adem-i muvazenet / عدم موازنت

  • Dengesizlik.

anafor

  • Denizde akıntının yanında veya altında, onun ters istikametinde olarak akan su. Akıntı mukabili.

ardin

  • Deneme, imtihan, tecrübe. (Farsça)

azmay

  • Denemiş. (Farsça)

azmayiş / âzmâyiş / آزمایش

  • Deneme, sınama. (Farsça)

bahir / بَحِرْ

  • Deniz, derya.
  • Deniz.

bahirden bahre

  • Denizden denize.

bahr / بحر

  • Deniz.
  • Deniz.
  • Deniz.
  • Deniz. (Arapça)

bahr ü berr

  • Deniz ve kara.

bahren

  • Denizden. Deniz yolu ile.

bahri / bahrî / بَحْرِي

  • Denize ait.
  • Denize âit, denize mensup, denizle alâkalı.
  • Denizle ilgili.
  • Denize ait.

bahriye

  • Denizci.
  • Denize ait, denizle ilgili.

balina

  • Denizde yaşıyan ve yaklaşık olarak 20 ilâ 35 metre kadar uzunlukta olan memeli hayvan.

bihar / bihâr / بحار

  • Denizler.
  • Denizler. (Arapça)

bühar

  • Deniz balıklarından bir beyaz balık.

cihet-i tevafuk

  • Denk düşme, uygun gelme yönü.

dama

  • Deniz, bahr.

dar-ı tecrübe / dâr-ı tecrübe

  • Deneme yeri.

deniz-misal

  • Deniz gibi.

denizli ehl-i vukufu

  • Denizli mahkemesi bilirkişi heyeti.

denizli zabıtası

  • Denizli polisi.

derya / deryâ / دریا / دَرْيَا

  • Deniz, bahr. (Farsça)
  • Deniz.
  • Deniz.
  • Deniz. (Farsça)
  • Deniz.

derya-misal

  • Deniz gibi çok olan, denizi andıran.

derya-neverd

  • Denizde dolaşan, denizde gezen. (Farsça)

deryaneverd / deryâneverd / دریانورد

  • Denizci. (Farsça)

determinant

  • Denklemlerin çözümlerini rahatlıkla bulmaya yarayan matematiksel tablo. (Fransızca)

devir dairesi

  • Denizde geminin çeşitli hızla ve muhtelif dümen açısı ile çizdiği dâire.

dil-i derya

  • Denizin ortası.

dücce-i lücce

  • Denizin engin karanlığı.

duhas

  • Denizlerde çok olan büyük bir canavar. (Arkasıyla, boğulan kimselere yardım edip kurtarır, "dülfin" de derler.)

dülfin

  • Denize düşenlere yardım edip, onları kurtaran bir balık.

ebhar / ebhâr / ابحار

  • Denizler. (Arapça)

emsal / emsâl / اَمْثَالْ

  • Denkler, benzerler.

emvac-ül bihar / emvâc-ül bihâr

  • Denizlerin dalgaları.

emyal-i bahriyye

  • Deniz milleri. 6080 kadem, yani 1852 metreden ibaret olan deniz mesafesi.

esfar-ı bahriyye

  • Deniz yolculukları. Deniz seferleri.

hayvanat-ı bahriye / hayvânât-ı bahriye

  • Denizde yaşayan hayvanlar.

hayvanat-ı bahriyye

  • Deniz hayvanları, denizde yaşayan hayvanlar.

hem-cenah

  • Denk, eşit, müsâvi. (Farsça)

hibre / خبره

  • Deneyim. (Arapça)

homa

  • Denizli'nin Çivril ilçesine bağlı ve şimdiki ismi Gümüşsu olan bir kasaba.

hüdam

  • Deniz tutması.

hudare

  • Deniz.

ihata-i ummani / ihata-i ummânî

  • Deniz gibi geniş bir şekilde kuşatma.

insicam-ı mizan

  • Dengedeki uyum.

irticac-ı derya / irticac-ı deryâ

  • Denizin kabarması, dalgalanması.

ısparmaca

  • Deniz içinde birkaç zincirin birbirine karışması.

itidal / itidâl / اعتدال

  • Denge, ölçülü olma. (Arapça)

kaaret-i derya / kaaret-i deryâ

  • Denizin derinliği.

kefaet / kefâet

  • Denklik.

kile / kîle

  • Denildi.

kimyahane / kimyâhâne

  • Deneyevi.

korsan gemisi

  • Deniz hırsızlığı ve korsanlık yapan gemiler. Düşman gemilerini basarak mallarını alan bir devletin donanma gemilerine de aynı ad verilirdi.

küfüv / كُفُوْ

  • Denk, uygun.
  • Denk, eş.
  • Denk.

küfv

  • Denk olan, uygun düşen.

leb-i derya

  • Denizin dudağı. Deniz kenarı, kıyı, sâhil.

levent

  • Denizci asker, yakışıklı.

ma-ül bahr / mâ-ül bahr

  • Deniz suyu.

malikü'l-bihar / mâlikü'l-bihar

  • Denizlerin sahibi olan Allah.

med ve cezir

  • Denizlerdeki gel-git olayı.

mehenge vurmak

  • Denemek, tartmak.

melek-ül bihar

  • Denizlere nezaret eden melek.

melekü'l-bihar

  • Denizlerden sorumlu melek.

mercan

  • Denizde geniş resif meydana getiren ve mercanlar takımının örneği olan hayvan ve bunun kalkerli yatağından çıkarılan çoğu kırmızı renkte ve ince dal şeklinde bir madde. Bu madde boncuk gibi süs eşyası olarak kullanılır. Mercanlar ancak 40 metre kadar derinlikte yaşayabilirler.
  • Denizden elde edilen bir süs maddesi.

meydan-ı tecrübe

  • Deneme alanı.

meydan-ı tecrübe ve imtihan

  • Deneme ve imtihan meydanı.

meymum

  • Denize atılmış olan.

mihenk

  • Deneme taşı.

mim'siz medeniyet

  • Deniyet, ahlâksızlık, alçaklık; Arapça'da medeniyet kelimesinden "mim" harfi atılınca geriye alçaklık anlamında "deniyet" kelimesi kalır.

mimsiz medeniyet

  • Deniyet, yani alçaklık.

min.. ila

  • den... ye kadar.

misliyet / مِثْلِيَتْ

  • Denklik, benzerlik.

mizanü't-ta'dil

  • Dengeleme ölçüsü; adâlet terazisi.

muaddil / معدل

  • Denk. (Arapça)

muadele / muâdele / معادله

  • Denklem. (Arapça)

muadelet / muâdelet / معادلت

  • Denklik. (Arapça)

muadil / muâdil / معادل / مُعَادِلْ

  • Denk.
  • Denk, dengeli.
  • Denk, eşdeğer. (Arapça)
  • Denk.

mücerreb / مجرب

  • Denenmiş, tecrübe edilmiş.
  • Deneyimli. (Arapça)

müfettiş

  • Denetleyici.

müneccid

  • Denenmiş, sınanmış, tecrübe edilmiş.

murakabe / murâkabe

  • Denetleme.

murakıb / murâkıb / مراقب

  • Denetleyici.
  • Denetçi. (Arapça)

murakıp

  • Denetleyen, kontrol eden.

müsavat

  • Denklik, beraberlik. Müsavilik, eşitlik. Aynı hâl ve derecede olmak. Aynı haklara sahip olmak.

muvazenat / muvâzenat

  • Dengeli ve ölçülü oluşlar.

muvazene / muvâzene / موازنه / مُوَازَنَه

  • Denge, tartıda eşitlik.
  • Denge. (Arapça)
  • Muvazene-i umûmiye kanunu: Bütçe kanunu. (Arapça)
  • Denge.

muvazene etme

  • Dengeye getirme, bir başka şeyle aynı seviyede tutma.

muvazene-i bahriye / muvâzene-i bahriye

  • Denizin dengesi.

muvazeneli

  • Dengeli, ölçülü.

muvazenesiz / muvâzenesiz

  • Dengesiz. (Arapça - Türkçe)
  • Dengesiz, ölçüsüz.

muvazenet / muvâzenet

  • Denge, denklik.
  • Dengelilik, eşitlik.

müvazenet

  • Denge, denklik.

müvazi / müvâzi

  • Denk, eşit.

na-hemta

  • Denk ve eşit olmayan. Müsavi olmayan. (Farsça)

nazar-ı teftiş

  • Denetleme bakışı.

nidd

  • Denk, benzer.

pozitif ilimler

  • Deneye dayanan matematik, fizik gibi fen ilimleri.

rakibane / rakîbane

  • Denetlercesine.

ramuz

  • Deniz.

romörk

  • Denizde veya karada başka bir vasıta tarafından çekilen motorsuz taşıt. (Fransızca)

ruy-i derya

  • Denizin yüzü.

safra

  • Dengeyi sağlamak için yelkenli gemilerin sintinelerine konan mâden, taş, kum gibi ağırlıklar.

sahil

  • Deniz, göl veya akarsu kenarı. Kıyı, yalı.

sahilsaray

  • Deniz kenarındaki kâşâne, büyük yalı.

sath-ı derya

  • Denizin yüzü.

semahic

  • Deniz içinde bir alanın adı.

semt-i bahir

  • Deniz tarafı.

taht-el bahir

  • Denizaltı. Denizaltı gemisi.

tahte'l-bahir / تَحْتَ الْبَحِرْ

  • Denizaltı.

tahtelbahir / تحت البحر

  • Denizaltı.
  • Denizaltı.
  • Denizaltı. (Arapça)

tay / tây / تای

  • Denk, eşit. (Farsça)

tayyar

  • Deniz dalgası.

teadül / teâdül / تعادل

  • Denklik. (Arapça)

tecribe

  • Deneme, sınama, bilgi edinmeyi sağlayan üç yoldan biri.

tecribi / tecribî / تجربى

  • Deneysel, tecrübî. (Arapça)

tecrübe / تَجْرُبَه

  • Deneyim, deney.
  • Deneyim.
  • Deneme, sınama.

tecrübe etme

  • Deneme.

tecrübeten

  • Deneyimle.

teftiş / تفتيش

  • Denetleme. (Arapça)
  • Teftiş edilmek: Denetlenmek. (Arapça)
  • Teftiş etmek: Denetlemek. (Arapça)

tesekkün-i derya

  • Denizin sâkinleşmesi.

tevafuk / tevâfuk

  • Denk gelme, uygun düşme.

tevafuk eden

  • Denk gelen, uygun düşen.

tevafuk etmek

  • Denk gelmek.

tevazün / tevâzün / توازن

  • Denklik. Müvâzene hâsıl olmak. Aynı tartıda olmak. Karşılıklı iki taraf da vezinde müsâvi olmak. Denkleşmek.
  • Dengelilik, tartılılık.
  • Denklik. (Arapça)

tevzin

  • Dengeleme.

tevziniyet

  • Dengeli ve ölçülü olma.
  • Dengelilik.

tezehhur

  • Denizin köpürüp taşması.

vakt-i tecrübe

  • Deneme vakti, imtihan dönemi.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR