LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te def'etmek ifadesini içeren 31 kelime bulundu...

cenb

  • Yan taraf. Koltuk altının aşağısı.
  • Def'etmek, kovmak.
  • Müştak olmak.
  • Bir yere gitmek için bir yere inmek.
  • Birisinin sevdiğinden dolayı kararsız ve muztarib bulunmak.
  • Büyük ve çok olan.
  • Engin taraf.
  • Şetmetmek, söğmek.

da'

  • Def'etmek, kovmak. Terketmek.

da'z

  • Def'etmek, kovmak.
  • Nikâh etmek.

dafr

  • Saçı ve ona benzer şeyleri enlice örmek ve dokumak.
  • Vakarla yürümek.
  • Def'etmek, kovmak.

dagr

  • şiddetle def'etmek.
  • Bir yere girmek.

dahm

  • Şiddetle def'etmek.
  • Cemaatın kuvvetli olması.

darh

  • Def'etmek, kovmak. Reddetmek.
  • Yer kazmak.

def-i şer

  • Kötülüğü ve şerri def'etmek.

des'

  • Def'etmek kovmak.
  • Ağız dolusu kusmak.

desr

  • Def'etmek, kovmak.

dess

  • Yavaş yağan yağmur.
  • Acıtıcı derecede dövmek.
  • Def'etmek.

heyl

  • Dökmek.
  • Bir şeyi ölçüsüz def'etmek.

hırbak

  • Sahabeden bir kimsenin adı ki, ona "Zülyedeyn" de derlerdi.
  • Def'etmek, kovmak.
  • Yellenmek.

ke'kee

  • Zorla reddetmek, def'etmek.

kerd

  • Sürmek.
  • Def'etmek, kovmak.
  • Boyun.

lehd

  • Def'etmek, kovmak.
  • Ağır etmek, ağırlaştırmak.

leyy

  • Def'etmek, kovmak.
  • Harcamak, sarfetmek.
  • İlaç yapmak.
  • Aciz olmak.
  • Bir nesneyi dürüp boğazına tıkmak.

leyyan

  • Def'etmek, kovmak.
  • Sonraya bırakmak, tehir etmek.

müdafaa

  • Bir hücuma ve zarar veren bir harekete karşı durmak. Def'etmek. Savmak.
  • Düşman hücumunu men'etmek.
  • Mahkemede: İddiacının dâvasını def' edecek bir surette bir iddia dermeyân etmek, beyânatta bulunmak.

nefh

  • Rüzgâr esmek.
  • Güzel kokunun yayılması. Kokmak.
  • Vurmak.
  • Def'etmek, kovmak.
  • Vuruşmak, kat'etmek.

nehz

  • Durmak, kıyam.
  • Def'etmek, kovmak.
  • Yakın olmak.
  • Berkitmek için devenin memesine eliyle vurmak.
  • Dolması için kovayı suya vurmak.

nek'

  • Dizine ayağın arkasıyla vurmak.
  • Def'etmek, kovmak.

nekz

  • Vurmak.
  • Kovmak, def'etmek.
  • Yılan sokmak.
  • Azalmak.
  • Suyun, yer tarafından emilmesi.

sadm

  • Def'etmek, kovmak.
  • Güç işe giriftar etmek.

satt

  • Cemaat, topluluk.
  • Cesediyle tokuşmak.
  • Kovmak, def'etmek.
  • Zor bir işe giriftar etmek.

tazr

  • Eliyle vurup def'etmek. El ile kovmak.

tecerru'

  • (Cur'a. dan) Yudum yudum ve süzerek içmek.
  • Hışmını ve gadabını yutup def'etmek. Hiddetini yenmek.

vekz

  • Vurmak.
  • Def'etmek.
  • Kovmak.

za'b

  • Def'etmek, kovmak.
  • Doldurmak.

zahh

  • Hışım ve gadap etmek, öfkelenmek, kızmak.
  • Kovmak, def'etmek.

zebn

  • Şiddetle def'etmek.
  • Devenin çifte vurması.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR