LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te def etme ifadesini içeren 16 kelime bulundu...

beladir

  • Kadınların kullandıkları altun, gümüş, zümrüt, yakut, elmas gibi süs eşyası. (Farsça)
  • Belâyı def etmek için verilen sadaka. (Farsça)

cemr

  • İnsanların bir araya toplanması.
  • Atın sıçrayarak yürümesi.
  • Ateş ve küçük taş vermek.
  • Bir kimseyi def etmek, kovmak.

def-i fesat

  • Bozgunculuğu def etmek, ona engel olmak.

def-i şer

  • Kötülüğü def etme, ortadan kaldırma.

dekdeke

  • Yerin deprenmesi.
  • Sancıma.
  • Def etme, kovma.

durit

  • Kovmak, def etmek.

hadd

  • Hudut. Çizgi. Sınır.
  • Cürüm.
  • Salahiyyet.
  • Şeriatça verilen ceza.
  • Derece. Son derece. Münteha.
  • İnsana ârız olan şiddet ve titizlik.
  • Def etme. Men etmek.
  • Keskin. Sivri.
  • Sert. Gergin.
  • Man: Üç tasavvurdan ibaret olan kıyas.

idra

  • Def etmek.
  • Bildirmek. Bildirilmek.

izale / izâle

  • Giderme, def etme, yok etme.

muhamat

  • Korumak.
  • Avukatlık etmek.
  • Birinden birşeyi def etmek.

nidal

  • (Nizâl) Özür beyan ederek bir zararı def etmek.

redd

  • Geri döndürmek, kabul etmemek, çevirmek, def etmek.
  • Bir şeyin karşılığını icra etmek.
  • Sözü selâset ve talâkatla eda edemeyip harfleri geri çevirerek konuşmağa sebep olan dilin tutukluğuna denir.
  • Cerhetmek.
  • Kötü ve fena şey.

ribat / ribât

  • Sınır karakolu; İslâm dînini üstün kılmak, müslümanlardan kâfirlerin şerrini, zararını def etmek için düşman sınırında nöbet beklemek.

tardetmek

  • Kovmak, def etmek, uzaklaştırmak.

tedafü'

  • Birbirini def etme.
  • Müdafaa etme.
  • İtişme kakışma.

zeca

  • (Zecven - Zeccâ - Eczâ) Sevketmek, yürütmek.
  • Def etmek.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın