LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te dedikodu ifadesini içeren 37 kelime bulundu...

adye

  • Koğuculuk, dedikoduculuk.
  • Yalan söylemek.
  • Sövmek.

ayb-gu / ayb-gû

  • Fitneci, fitnekâr, dedikoducu.

ayb-guyi / ayb-gûyî

  • Dedikoduculuk. (Farsça)

bazir

  • Ekici, eken.
  • Dedikodu yapan, laf taşıyan. Geveze.

bed-gu / bed-gû

  • Fitnekâr, dedikoducu. (Farsça)

bedgu / bedgû / بدگو

  • Dedikoducu. (Farsça)

deybub

  • Koğucu, dedikoducu.

dıkrar

  • (Çoğulu: Dekârir) Koğucu, dedikoducu.
  • Belâ. Zahmet.
  • Yalan söz.
  • Fuhşiyât.

fassal

  • Dedikoducu. Herkesin kusurunu sayıp döken.
  • İnsanları medh ü sena eden kimse.

fitne

  • İnsanın akıl ve kalbini doğrudan doğruya, hak ve hakikatten saptıracak şey.
  • Muhârebe.
  • Azdırma.
  • Karışıklık. Ara bozmak. Dedikodu.
  • Küfr. Fikir ihtilâfı.
  • Şikak. Kavga.
  • Delilik.
  • Mihnet ve beliye.
  • Mal ve evlâd.
  • Potada altın v

gıybet / غِيْبَتْ

  • Kaybolma.
  • Aleyhinde bulunma, arkasından söyleme, çekiştirme dedikodu yapma.
  • Birinin ardından hoşlanmayacağı şekilde konuşma, çekiştirme, dedikodu.

güftügu / güftügû / گفت و گو

  • Dedikodu.
  • Dedikodu. (Farsça)

hatab

  • (Hatb) Odun.
  • Kinaye olarak "Dedikodu, nemime" ye de odun denilir.

işhas

  • Fesatçılık ve dedikoduculuk yapma. Çekiştirme. Gıybet etme.

kali / kalî

  • Dedikoducu, gıybet eden, çekiştirici.
  • Söylemekle. Söylenmiş. Söz olarak. Söze dair ve müteallik.

katt

  • Kuru yonca.
  • Koğuculuk etmek, yalan söylemek, dedikodu yapmak.
  • Zeytin yağını fesliğen ile kokutmak.

kıl ü kal

  • (I ve A, uzun okunur) Dedikodu.

kil u kal / kîl u kal

  • Dedikodu.

kilükal / kîlükal / kîlükâl / قيل و قال

  • Dedikodu.
  • Dedikodu. (Arapça)

kıyl ü kàl

  • Dedikodu.

levvam

  • (Levvâme) Levm ve itâbedici. Zemmeden, çekiştiren, dedikodu yapan. Serzenişte bulunan. Başa kakan, paylayan.

müzevver

  • Uydurulmuş, düzme.
  • Fitne, dedikodu.

nakılmeclis

  • Söz taşıyan. Dedikoduculuk yapan. Gammaz.

nemaim

  • (Tekili: Nemime) Dedikoducular, çekiştiriciler.

nemimekar / nemimekâr

  • Koğucu, fitneci, dedikoducu, münafık. (Farsça)

nemmal

  • Koğucu, dedikoducu, münafık.

nemmam / nemmâm

  • (Nemmas) : Koğuculuk ve nemimecilik eden. Dedikoducu.
  • İfsad için söz taşıyıcılık, dedikoduculuk ve koğuculuk eden.

neyrib

  • Koğuculuk, dedikoduculuk.

sakare

  • Kâfir.
  • Koğucu, dedikoducu, nemmam.
  • Müstehak olmayana lânet eden.
  • Pekmezci.

siayet / siâyet / سعایت

  • Dedikodu, gıybet, koğuculuk.
  • Çekiştirme, dedikodu. (Arapça)

şihdare

  • Fahiş ve israfçı ve dedikoducu kimse.
  • Kısa boylu ve şişman kimse.

sühan-çin

  • Söz getirip götüren, söz toplayan, dedikoducu. (Farsça)

tehcin

  • Dedikodu yapma.
  • Müstehcen ve edeb dışı sayma.

tevşiye

  • Koğuculukta mübâlağa etmek. Dedikoduculukta mübâlağa yapmak.

üfnun

  • Hâl. Nev, çeşit. Saçma sapan söz. Dedikodu.

vehs

  • Sır ile söyleşmek. Dedikodu yapmak.

vişaye

  • Koğuculuk, dedikoduculuk, gammazlık.