REKLAM ENGELLEMEYİ GERİ ALMA KODU BURADA BAŞLAR --> REKLAM ENGELLEMEYİ GERİ ALMA KODU BURADA BİTER -->

LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te data ifadesini içeren 28 kelime bulundu...

ayine

  • Ayna. Mir'ât. Kendisine tecelli ve aksedeni gösteren veya bildiren şey. (Ayna, ışığı aksettirip gösterdiğinden dolayı esmâ-i İlâhiyeyi de bize gösteren ve Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarına âyinelik eden mevcudata da mecazen "âyine" denilmektedir.) (Farsça)
  • Vasıta ve mazhar mânasına da gelebilir.(Farsça)

canbaz

  • (Çoğulu: Canbazan) Can ile oynayan, canını tehlikeye koyan, canbaz.
  • Hayvan alış-verişi ile uğraşan kimse.
  • Aldatan, hilekâr, hile yapan.
  • Eskiden atlı fedai asker.

cünban / cünbân

  • "kımıldanan, kımıldatan, sallanan, oynayan, oynatan, hareket eden" mânâlarına gelir ve sıfatlar yapar. Dünbâle-cünbân : Kuyruk sallayan. (Farsça)

dil-firib

  • Gönlü aldatan, câzibeli. (Farsça)

dilfirib / dilfirîb / دل فریب

  • Gönül aldatan, sevgili. (Farsça)

elhannas

  • Sinsice aldatan şeytan.

firib

  • Aldatıcı, aldatan, kandıran manasında birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Dil-firib : Gönül aldatan. Nazar-firib : Göz aldatan. (Farsça)

garr

  • Beyhude ve bâtıl şey.
  • Gafil adam.
  • Aldatan.
  • Kuyu kazan.

garur / garûr

  • Aldatan, aldatıcı.

gendümnüma

  • Yüze gülüp aldatan. Hilekâr. (Farsça)

halebe

  • (Tekili: Hâlib) Kandıranlar, aldatanlar, hile yapanlar.

hile

  • Sed. Hâil.
  • Çare.
  • Maslahat ve hayırlı işlerde tedbirli ve tecrübeli olmak.
  • Aldatacak tarz ve tedbir. Fend. Mekir. Dabara.
  • Zeval ve intikal.
  • Sahtekârlık, yalancılık, düzenbazlık.

hokkabaz

  • Elçabukluğu ile birtakım şaşırtıcı oyunlar göstermeyi kendine meslek edinmiş kişi.
  • Mc: Başkalarını aldatarak yalan ve hile ile iş çeviren kimse.

iğfal eden

  • Gaflete düşürerek kandıran, aldatan.

magrur

  • (Mağrur) Gururlu. Boş bir şeye güvenen. Fâni ve faydasız şeylere güvenip kendini aldatan. Mütekebbir. Kibirli kimse. Müteazzım.

merdud-üş şehadet / merdud-üş şehâdet

  • Şahitlikleri kabul edilmiyenler.
  • Fâsık, yani devamlı günah işleyenler, yalan söyleyenler, müslümanları aldatan kimseler merdud-üş şehâdettir.

minkar-ı meşkuk

  • Kırlangıç ve çobanaldatan gibi gagaları kısa ve çok yarık olan kuşlar.

mugfil

  • Aldatan, iğfal eden.

muğfil / مغفل

  • Aldatan, aldatıcı. (Arapça)

mugişş

  • Birisini fenalığa bırakan, aldatan.

muhadi'

  • (Had'. dan) Aldatan, kandıran. Hile eden, oyun yapan.

muhadiane

  • Aldatarak, hile yaparak. (Farsça)

mütegabın

  • (Gabn. den) Birbirini aldatan.

mütekayidin / mütekâyidîn

  • (Tekili: Mütekâyid) Birbirlerine hile yapanlar, birbirlerini aldatanlar.

nazar-firib

  • Göz aldatan. (Farsça)

şarlatan / شَارْلَاتَانْ

  • Yalancı. Yüksekten atarak karşısındakini aldatan. Hayasız. (Fransızca)
  • Yalancı, aldatan, yüksekten atan.
  • Aldatan.

serab-ı gurur

  • Gurur serabı; çöldeki aldatıcı su görüntüsü gibi insanları aldatan gurur.

yarı ağyar eylemek / yârı ağyar eylemek

  • Dost ve sevgiliyi aldatarak, araya fitne sokarak yabancılaştırmak.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın