LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te dar kelimesini içeren 62 kelime bulundu...

burhan-ı enfüsi / burhan-ı enfüsî

  • Dar dairede, nefis ve beden dairesinde olan delil.

dabn

  • Dar nesne.

dacr

  • Darlık, kalbin sıkıntılı olması.

daff

  • Dar, zıyk.

danka'

  • Dar, sıkıntı. Zararlı, zarara sebeb olan.

dar / dâr / دار

  • Dar ağacı. (Farsça)

darabat / darabât / ضربات

  • Darbeler, vuruşlar. (Arapça)

darbhane / darbhâne / ضرب خانه

  • Darphane, para basımevi. (Arapça)

dehliz / dehlîz

  • Dar ve uzun geçit.

derbend / دَرْبَنْدْ

  • Dargeçit.

dik / dîk

  • Darlık, sıkıntı. Gam. Kalbe sıkıntı veren.

direm-sera

  • Darbhâne, para basılan yer. (Farsça)

dıyk

  • Darlık.

diyk

  • Darlık, sıkışıklık.

duhn

  • Darı.

durub-u emsal / durûb-u emsal

  • Darb-ı meseller, ata sözleri.

erzen / ارزن

  • Darı. (Farsça)

erzenin / erzenîn

  • Darı ekmeği. (Farsça)

fasye

  • Darlıktan ve belâdan kurtulmak.

gücenme

  • Darılma.

hakalled

  • Dar gönüllü, bahil kimse.

hazreka

  • Darlık.

henk

  • Darlık. Güçlük zorluk.

herc ü merc / هَرْجُ و مَرْجْ

  • Darmadağınık. Karmakarışık. Allak bullak. (Farsça)
  • Darmadağınıklık.

hışm-gin / hışm-gîn

  • Dargın, öfkeli, kızgın, darılmış, gücenmiş. (Farsça)

ıdaka

  • Darlık vermek.

ifrazciyan

  • Darphanede sikke (para) kesenler. Altun, gümüş ve bakır madenlerini para haline getirdikleri için bu tabir meydana gelmiştir.

irtihal-i dar-ı beka / irtihal-i dâr-ı bekâ

  • Dâr-ı bekaya göçme. Ölme.

ishat

  • Darıltma, gücendirme.

kàsırünnazar

  • Dar görüşlü.

kasirünnazar / kasîrünnazar

  • Dar görüşlü.

kasr-ı nazar / قَصْرِ نَظَرْ

  • Dar görüşlülük.

katr

  • Darlık.

kebib

  • Darı.

lac

  • Dar şey. Geniş ve bol olmayan nesne.

lahis / lahîs

  • Dar nesne.

lezn

  • Darlık. Şiddet. Sıkıntı.

makıt

  • Dar yer.

masak

  • Darlık.

mazak

  • Darlık.

mazik / mazîk

  • Dar yer.

mezayık

  • Dar ve sıkıntılı yerler.

müste'min müslüman

  • Dâr-ül-harbe (müslüman olmayanların ülkesine) onların izni ile giren müslüman.

mütezayyık

  • Darlaşan, sıkışan, tazayyuk eden.

müzayaka / müzâyaka

  • Darlık, yokluk.

muzmahil

  • Darmadağın olmuş, perişan, yok olmuş.

nehnehe

  • Dar kaftan, dar elbise.

rıka

  • Darbolunmuş dirhem.

sadme

  • Darbe, çarpma.

sahıt

  • Dargın, kırgın.

şerit

  • Dar, uzun dokuma parçası.

şezre-mezre

  • Darmadağınık.

tahric

  • Darlık ve zahmet vermek, tazyik.

tarümar / târümar / târümâr

  • Darmadağınık etme, parçalama.
  • Darmadağın.

tava

  • Darı.

teazzuk

  • Darlık, tazyik.

teng / تنگ

  • Dar. (Farsça)

teznie

  • Darılmak.

tünbek

  • Darbuka. Dümbelek. (Farsça)

zarbhane / zarbhâne / ضرب خانه

  • Darphane. (Arapça - Farsça)

zenka

  • Dar sokak.

zentere

  • Darlık, şiddet.