LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te danışma ifadesini içeren 31 kelime bulundu...

burak-ı meşveret-i şer'iye

  • Şer'î meşveret bineği; şeriatın her türlü meselenin çözümünde esas aldığı istişare ve danışma kurulu.

cem'iyet-i şura / cem'iyet-i şûrâ

  • Danışma meclisi.

diyanet riyaseti müşavere heyeti

  • Diyanet İşleri Başkanlığı Danışma Kurulu.

encümen-i şura / encümen-i şûrâ

  • Danışma kurulu.

hasbihal / hasbihâl

  • Birine hâlini, vaziyetini anlatıp düşüncelerini sorma, görüş alışverişinde bulunma, danışma.

heyet-i müşavere

  • Danışma kurulu.

inhirat

  • Bilmediği bir işe danışmadan girişme.
  • Zarar verme, ziyana sokma.
  • İpliğe boncuk dizme.
  • Beden çelimsizlenip zayıflama.
  • Bir yola süluk etme, girme.

istişarat

  • (Tekili: İstişare) İstişareler, danışmalar, meşveret etmeler.

istişare / istişâre / استشاره

  • Meşveret etmek. Fikir danışmak. Müşâverede bulunmak.
  • Danışma, fikir sorma; meşveret etme, bir heyetin fikrine müracaat etme.
  • Danışma, mühim bir iş için güvenilir birisiyle fikir alış-verişinde bulunma.
  • Müşavere etme, danışma.
  • Danışma, konuşma.
  • Danışma. (Arapça)
  • İstişâre etmek: Danışmak. (Arapça)

istişare etme

  • Fikir sorma, danışma.

istizan

  • Bir hususta izin istemek. İzin için danışmak.

kaziye-i bedihiyye

  • Man: Delil ile isbata muhtaç olmaksızın, aklın cezmen hüküm ve tasdik eylediği hüküm. Bu iki kısma ayrılır:1- Kaziye-i bedihiyye-i akliyye: Aklın hârice danışmayarak ve havassın (hislerin) tavassut ve yardımına muhtaç olmayarak tasdik eylediği kaziyeye denilir ki; akıl mücerret mevzu ve mahmulünü ta

meclis-i meşveret

  • Danışma meclisi.

meclis-i şura / meclis-i şûrâ

  • Şûrâ meclisi, danışma meclisi.

meşveret / مشورت / مَشْوَرَتْ

  • Danışma. Konuşup anlaşma. Fikir edinmek için konuşup görüşme. Görüşme meclisi.
  • İstişare, danışma.
  • Aklı, fikri kuvvetli, ileriyi gören kimse ile bir konu üzerinde fikir alış-verişinde bulunma; danışma.
  • Danışma, fikir alışverişi yapma.
  • Danışma. (Arapça)
  • Meşveret etmek: Danışmak. (Arapça)
  • Fikir danışma, istişâre.

meşveret-i meşrua

  • İslâmın sınırlarını ve özelliklerini belirlediği istişare ve danışma uygulaması.

mukabele / mukâbele

  • Hapsetmek.
  • Sonraya bırakmak, tehir etmek.
  • Meşveret etmek, danışmak.
  • Bir kimsenin evi yanında bir ev satıldığında; "başka kimse satın alsın, ben ondan şüf'a yolu ile alayım" diye şirâsına muhtaç iken tehir etmek.

müracaat

  • (Rücu'. dan) Geri dönmek.
  • Baş vurmak, izin almak için veya bir iş için alâkadarlarla görüşmek.
  • Mütalâa istemek, danışmak.

müşahele

  • Danışmak.

müşavere / müşâvere / مشاوره / مُشَاوَرَه

  • Bir iş hususunda iki veya daha fazla kimseler arasındaki konuşma ve danışma. İstişare etme. (Bir kavim müşaverede bulundu mu rüşd ü salâha nâil olur. Hadis meâli)
  • Danışma, bir iş üzerinde konuşma.
  • İstişare etme, danışma.
  • Danışma, konuşma.
  • Aklı, fikri kuvvetli, ileriyi gören kimseler ile bir konu üzerinde konuşma, görüşme, danışma, meşveret etme, görüşüne baş vurma.
  • Danışma. (Arapça)
  • Müşavere etmek: Danışmak. (Arapça)
  • Danışma, istişâre.

müşavere heyeti

  • Danışma kurulu.

müşavere kurulu

  • Danışma ve İstişare Kurulu.

müşaveret

  • Birbirleriyle istişare etme; birbirlerine danışma.

müşavir / müşâvir

  • Danışman.
  • Danışılan, danışman.

müsteşar / مستشار

  • Danışman. (Arapça)

müvazea

  • Tevzi edişmek. Paylaşmak.
  • Danışmak, istişârede bulunmak müşavere etmek.
  • Muvafakat etmek, uygun olmak.

re'sen / رأسا

  • Kendi başına, bizzat.
  • Kimseye danışmadan. Müstakil olarak.
  • Doğrudan doğruya.
  • Kimseye danışmadan, kendi başına, doğrudan doğruya.
  • Doğrudan doğruya, danışmaksızın. (Arapça)

şivar

  • Meşveret etmek, konuşmak, istişâre etmek, danışmak.

şura / şûrâ / شورا

  • Danışma kurulu, istişare heyeti.
  • Danışma. (Arapça)

teşavür

  • (Şurâ. dan) Danışma, müşâvere etme.

tevamür

  • Danışmak, istişare etmek.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR