LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te dalmış ifadesini içeren 11 kelime bulundu...

alude-gi / alude-gî

  • Dalmış, garkolmuş. Bulaşıklık. (Farsça)

ehl-i dalalet ve gaflet / ehl-i dalâlet ve gaflet

  • Doğru ve hak yoldan sapmış ve gaflete dalmış kimseler.

facir / fâcir

  • Haktan sapan. Haram ve günaha dalmış kötü insan. Günah işleyen.
  • Açıktan günâh işleyen, haram ve günâha dalmış. Fâsık.
  • Kâfir.

gaybet

  • Tasavvufta, kalbin kendisine gelen mânâlarla meşgul ve onlara dalmış olarak, kendisinden ve halkın işlerinden, etrâfında olan şeylerden habersiz olması.

habide / habîde

  • (Çoğulu: Hâbidegân) Uyuya kalmış, uykuya dalmış, uyumuş. (Farsça)

müstagrak

  • (Gark. dan) Garkolmuş, dalmış, batmış.
  • Mânevi bir vaziyete dalmış.
  • Kendini bilmiyecek derecede dalgın olan. Bir şeye dalmış veya daldırılmış olan.

müstağrak

  • Gark olmuş, dalmış.
  • Dalmış, batmış.

müstağrak-ı sürur

  • Mutluluğa gark olmuş, dalmış.

müstagrık

  • (Gark. dan) Kendini bilmeyecek derecede dalgın.
  • Garkolmuş, batmış, dalmış.

serfüru-bürde

  • Baş eğmiş. (Farsça)
  • Düşünceye dalmış. (Farsça)

tabiiyyun

  • Tabiatçılar. Naturalistler. "Her şeyi tabiat yapıyor" diyen, maddeye dalmış, Allah'tan (C.C.) mânen uzaklaşmış kişiler.