LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te dah kelimesini içeren 136 kelime bulundu...

a'la

  • Daha iyi. Pek iyi. En yüksek. Ziyâde ve mürtefi olan.

agleb

  • Daha galib. Çok kerre, ekseriya. Çoğu. ("Ağleben - Ağlebâ" şeklinde de kullanılır.)

ağleb

  • Daha galib, ekseriyet, çok defa.

ağleben / اَغْلَباً

  • Daha çok olarak.

aharr

  • Daha sıcak, en sıcak.

ahd-i harici / ahd-i haricî

  • Daha önceden ismi bilinen kişilere veya şeylere işaret eden Lâm-ı tarif.

ahmez

  • Daha metin, daha sağlam, daha çetin.

ahra

  • Daha lâyık, daha münasib, en elverişli.

akanyıldız

  • Daha ziyade yaz geceleri gökyüzünde hızla geçip giden ışıklı iz, şahap.

akdem

  • Daha önce. Daha ileri. Daha mühim.

akreb

  • Daha yakın, pek yakın.

akva / akvâ

  • Daha kuvvetli. En kuvvetli.
  • Daha kuvvetli, en kuvvetli.

akva ve ahzar / akvâ ve ahzar

  • Daha kuvvetli ve daha açık.

akvem

  • Daha doğru. En doğrru.

aslah / aslâh

  • Daha iyi, en üstün.

athar

  • Daha tâhir. En temiz.

atiyen / âtiyen

  • Daha sonra, gelecekte.

azimet / azîmet / عَز۪يمَتْ

  • Daha fazîletli olanı tercîh.

azyak

  • Daha dar, en dar.

ba'dehu / بعده

  • Daha sonra, ondan sonra. (Arapça)

bazı umur-u mermuze-i gayr-ı mesmua

  • Daha önceden işitilmemiş ve îma ve işaret yoluyla belirtilmiş bazı işler.

bedter / بدتر

  • Daha kötü, beter. (Farsça)

berahihte

  • Daha ziyade silâh hakkında kullanılan bir tâbirdir. Çıkarılmış, çekilmiş mânâlarına gelir. (Farsça)

bered

  • Daha ziyade fırtınalı havalarda yağan dolu.

berter / برتر

  • Daha yüksek, daha üstte, âlâ. (Farsça)
  • Daha üstün. (Farsça)

beter / بدتر

  • Daha kötü, beter, şiddetli. (Farsça)

bihter / بهتر

  • Daha iyi. (Farsça)

bilahare / bilâhare

  • Daha sonra.

bilahere / bilâhere

  • Daha sonra.

biş-ter

  • Daha çok, daha fazla. (Farsça)

bittariki'l-evla / bittarîki'l-evlâ

  • Daha kolay yolla, daha güçlü bir öncelikle.

dahiyane / dâhiyâne

  • Dâhiye yakışır şekilde.
  • Dahice, gayet zekice.

deha / dehâ / دها

  • Dahilik. (Arapça)

dehaet

  • Dahilik, dehâ sahibi olma. Zekilikte, anlayışlılıkta çok yüksek olma.

dehalet / dehâlet

  • Dâhil olma, içine girme.

delail-i enfüsiye / delâil-i enfüsiye

  • Dahili deliller; kalb, vicdan, his ve lâtifeler gibi insanın iç âlemine konan donanımlarından hareketle Allah'ın varlığına ait deliller.

dühat / dühât

  • Dahiler, üstün zekalılar.

duhul / duhûl / دُخُولْ

  • Dahil olma, girme.

duhūl / دُخُولْ

  • Dâhil olma.

eamm

  • Daha umumi ve daha genel.
  • Daha geniş, pek şümullü, en umumî.

ecell

  • Daha görkemli.

ecmel

  • Daha güzel.

edhak

  • Daha uzak, daha ırak.

efdal / efdâl / افضل / اَفْضَلْ

  • Daha faziletli, daha lâyık, daha iyi.
  • Daha üstün.
  • Daha faziletli, en faziletli.
  • Daha faziletli.
  • Daha fazîletli.

efsah

  • Daha fasih. En fasih. Pek çok güzel ifade.
  • Daha düzgün anlatım.

efzunter

  • Daha fazla, daha çok. (Farsça)

ehakk

  • Daha haklı, pek haklı. Daha doğrusu. En hakiki.

ehass

  • Daha uyanık. Daha hassas.
  • Daha hususi, daha yakın, daha hâlis. Hususi. Ziyade hâs. (Eamm'ın zıddıdır.)

ehven

  • Daha kolay.

ehyeb

  • Daha heybetli, daha büyük.

ekall

  • Daha az, en az, pek az. En küçük.

ekber

  • Daha büyük, en büyük.

ekrem

  • Daha kerim, en iyi.

ekser

  • Daha çok.

ekseriyetle

  • Daha ziydesiyle. Çoklukla.

ekva

  • Daha kuvvetli, en kuvvetli.
  • Daha kuvvetli.

eltaf

  • Daha lâtif. Daha hoş. Çok lâtif.

elyak / elyâk

  • Daha lâyık.
  • Daha münâsib. Daha lâyık.
  • Daha lâyık.

elzem

  • Daha gerekli.

elzemiyet

  • Daha gereklilik.

emraz-ı dahiliye

  • Dahilî hastalıklar, iç hastalıkları.

enbiya-i salifin / enbiya-i sâlifîn

  • Daha önce gelmiş peygamberler.

ences

  • Daha pis ve çirkin olan.

enfa / enfâ

  • Daha yararlı.
  • Daha faydalı.

enfa' / اَنْفَعْ

  • Daha nâfi. Daha menfaatli. Pek faydalı.
  • Daha faydalı.

enfes

  • Daha hoş. Çok hoş. Daha iyi. Pek nefis.

enka

  • Daha temiz, en pâk.

enseb

  • Daha uygun.

er'ef

  • Daha rauf, çok şefkatli.

ercah

  • Daha üstün, daha râcih.
  • Daha üstün, en üstün.

erfa'

  • Daha yüksek, çok ulvi, en yüce.

erzel

  • Daha rezil. Çok fena. Pek kötü. En rezil.
  • Daha rezil.

es'ad

  • Daha mes'ud, en bahtiyar. Daha said olan. En mes'ud.

esad / esâd

  • Daha mutlu.

esahh

  • Daha doğru.

esbak

  • Daha önceki.

eşbeh

  • Daha çok benzeyen. Pek benzeyen.

eşca / eşcâ

  • Daha yiğit.

eşedd

  • Daha şiddetli. Çok fazla şiddetli. Pek fazla şiddetli.

eşeff / اَشَفّْ

  • Daha şeffaf.

esenn

  • Daha yaşlı, en yaşlı. İhtiyar.

eşfak

  • Daha fazla şefkatli. Çok şefkatli.

eshel

  • Daha kolay.
  • Daha kolay.

eslem

  • Daha sağlam, en selâmetli, en sâlim.

eşmel

  • Daha şâmil. Çok şeyleri içine alan. Daha çok kaplamış.

esna

  • Daha parlak. En parlak.

eşna'

  • Daha şeni. Çok çirkin ve fena.

evfak

  • Daha muvafık. En uygun. En muvafık.

evhaş

  • Daha vahşi. En vahşi.

evla / evlâ / اَوْلَي

  • Daha iyi, birincisi, başta gelmesi lâzım geleni.
  • Daha iyi.
  • Daha iyi.
  • Daha iyi.

evla ve efdal / evlâ ve efdâl

  • Daha iyi ve daha faziletli.

evleviyet

  • Daha öncelik. Başta gelir olmak. Daha beğenilir. Daha münâsip olmak.

evsa'

  • Daha geniş. Çok vasi'.

evvelce

  • Daha önce.

evveliyyat / evveliyyât / اوليات

  • Daha öncesi, eski durumu. (Arapça)

evzah / evzâh

  • Daha açık. Pek âşikâr. En vâzıh.
  • Daha açık.

fe-biha / fe-bihâ

  • Daha iyi, bu halde, pek a'lâ, ne a'lâ.

hacegan yolu / hâcegân yolu

  • Daha çok nübüvvet kemâlâtına (olgunluklarına, üstünlüklerine) kavuşturan Hazret-i Ebû Bekir'den gelen yolun, Yusuf-ı Hemedânî hazretlerinden îtibâren aldığı isim. Bu yol sonradan Nakşibendiyye adını almıştır.

hel min mezid / hel min mezîd

  • Daha yok mu? Daha olmayacak mı? mânâlarında kullanılır.
  • Daha yok mu?.

helminmezid / helminmezîd

  • Daha yok mu?

henüz

  • Daha, yeni, şimdiye kadar, ancak. (Farsça)

hırs-ı sevap

  • Daha çok sevap kazanma hırsı.

hoşter

  • Daha lâtif, daha hoş. (Farsça)

hubter / hûbter / خوبتر

  • Daha güzel. (Farsça)

idhal / idhâl

  • Dâhil etmek. İçine almak. Sokmak.
  • Dâhil etme, içine alma.

inkılabat-ı dahiliye / inkılâbât-ı dahiliye

  • Dahili inkilâblar, içe ait değişimler ve dönüşümler.

istihlakat-ı dahiliye / istihlâkat-ı dâhiliye

  • Dâhilî sarfiyat. Memleket içi harcamalar.

kaddesallahü teala esrarehümül'aziz / kaddesallâhü teâlâ esrârehümül'azîz

  • Daha çok tasavvuf büyüklerinin, evliyâ zâtların isimleri anılınca ve yazılınca söylenen veya yazılan Allahü teâlâ onların kıymetli sırlarını temiz, mübârek eylesin mânâsına duâ ve saygı ifâdesi. Bir kişi için Kaddesallahü sırrehü; iki kişi için Kadde sallahü sırrehümâ denir.

kadr (kadir) gecesi

  • Daha çok Ramazân-ı şerîf ayı içerisinde bulunduğu bildirilen ve Kur'ân-ı kerîmin indirilmeye başladığı mübârek gece.

kair / kaîr

  • Daha derin, çok derin.

kavl-i racih / kavl-i râcih

  • Daha makbul ve daha önde olan söz, kanaat, fikir.

kemafissabık / kemafissâbık

  • Daha önce geçtiği gibi.

kruvazör

  • Daha ziyade toplarla mücehhez açık denizlerde emniyeti te'min etmek ve konvoyları korumakla vazifeli süratli harp gemisi. (Fransızca)

kuddise sirruh

  • Daha çok Allahü teâlânın sevdiği kullar olan evliyâdan birinin ismi anılınca veya yazılınca, onun sırrı (içi) temiz ve mübârek olsun mânâsına söylenen veya yazılan duâ, hürmet ve saygı ifâdesi. İki kişi için "Kuddise Sirruhümâ" ikiden çok için "Kuddi se sirruhüm" denir.

leyle-i kadr

  • Daha çok Ramazân-ı şerîf ayı içinde bulunduğu bildirilen ve Kur'ân-ı kerîmin gelmeye başladığı mübârek gece.

ma'mulat-ı dahiliye / ma'mulât-ı dâhiliye

  • Dâhilî mamulat. Memlekette yerli olarak yapılan şeyler.

mahazar / mâhazar

  • Daha evvelden hazır olan. Hazır olarak ne varsa.

müdahil

  • Dâhil olan. İçeri giren. El atan. Müdahale eden. Karışan.

mukaddeme-i mükafat-ı lahika / mukaddeme-i mükâfat-ı lahika / مُقَدَّمَۀِ مُكَافَاتِ لَاحِقَه

  • Daha sonra verilecek mükafatın başlangıcı.

mukarrer / مُقَرَّرْ

  • Daha sonra verilecek mükafatın başlangıcı.

namesbuk / nâmesbuk

  • Daha önceden benzeri olmamış.

nasih / nâsih

  • Daha önce bildirilen bir hükmü kaldıran, âyet-i kerîme veya hadîs-i şerîf. Kaldırılan hükme mensûh denir.

nurun ala nur

  • Daha âlâ, daha iyi, nur üstüne nur.

radıyallahü anh

  • Daha çok Eshâb-ı kirâmdan birinin ismi anıldığı veya yazıldığı zaman söylenen ve yazılan "Allahü teâlâ ondan râzı olsun" mânâsına duâ, hürmet ve saygı ifâdesi. İki kişi için Radıyallahü anhümâ, ikiden fazlası için Radıyallahü anhüm denir.

rahimehullah

  • Daha çok Eshâb-ı kirâmdan başka İslâm büyüklerinden birisinin ismi anıldığı veya yazıldığında, söylenen ve yazılan, Allahü teâlâ ona rahmet eylesin mânâsına, duâ, hürmet ve saygı ifâdesi. İki kişi için rahimehumallah daha çok kimse için, rahimehumullah denir.

rahmetullahi aleyh

  • Daha çok Eshâb-ı kirâmdan (Peygamber efendimizin arkadaşlarından) başka din büyüklerinden birinin ismi anıldığı veya yazıldığında, söylenen veya yazılan "Allahü teâlâ ona rahmet eylesin" mânâsına duâ, hürmet ve saygı ifâdesi. İki kişi için rahmetulla hi aleyhimâ, daha çok kimse için rahmetullahi ale

rıdvanullahi teala aleyhim ecmain / rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecmaîn

  • Daha çok Eshâb-ı kirâmın isimleri anılınca söylenen; "Allahü teâlânın rızâsı onlar üzerine olsun" mânâsına, duâ, hürmet ve saygı ifâdesi. Bir kişi için rıdvânullahi teâlâ aleyh, iki kişi için rıdvânullahi teâlâ aleyhimâ denir.

sabıkan / sâbıkan

  • Daha önceden.

sabıkan mezkur / sabıkan mezkûr

  • Daha önceden belirtilen.

şayanter

  • Daha lâyık, çok lâyık. Elyak. (Farsça)

sebkatiyet

  • Daha önceden olma.

sevabik

  • Daha önceden geçmiş olan.

suğra / suğrâ

  • Daha küçük, pek küçük.

tedehhi

  • Dâhileşme. Dehâ eseri gösterme.

tevahhi

  • Daha çabuk, acele, sür'atli.

umur-u mermuze-i gayr-ı mesmua

  • Daha önceden işitilmeyen ve çeşitli işaretler yoluyla aktarılan işler, durumlar.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR