LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te düşünen ifadesini içeren 63 kelime bulundu...

ahir-bin / âhir-bin

  • Sonunu gören, düşünen. (Farsça)

akibet-endiş / âkibet-endiş

  • Geleceği için endişe eden. İstikbâlini düşünen. Akibetini düşünen. (Farsça)

akıbetendiş / âkıbetendîş / عاقبت اندیش

  • Sonunu düşünen. (Arapça - Farsça)

akl-ı maad

  • İrfan ve ilimle terbiye olan âhiretini düşünen akıl. Geleceği kavrayan akıl.

akl-ı maaş

  • Aklın en alt tabakası. Dünyada geçim işini düşünen akıl.

akl-ı mead / akl-ı meâd

  • Ebedî rahata kavuşmak, Cennet'te ebedî kalmak ve Cehennem azâbından kurtulmak için hâlini ıslâh etmeyi, düzeltmeyi düşünen, uzak görüşlü, dünyâya değil, âhirete değer veren akıl.

akl-ı selim / akl-ı selîm

  • Doğru düşünen, doğru anlayan, doğru karar veren akıl.

analoji

  • Mant. Benzetme yoluyla sonuç çıkarma. Bilinmeyen bir durum, bir hadise, bir münasebet ve bir varlık hakkında hüküm vermek için bilinen bir benzeri hakkındaki bilgilerden faydalanılarak muhakeme yürütülmesidir. Bu tarz düşünce çok defa düşüneni yanlış sonuca götürür. Muhtemel olanın muhakkak zannedil

bed-cu

  • Kötülük arayan. Kötülük düşünen. (Farsça)

bed-endiş

  • Kötü fikir sahibi, fena düşünen. (Farsça)

betin

  • Yalnız midesini düşünen kimse.

binende

  • Görücü, gören. (Farsça)
  • Tedbirli, ilerisini düşünen, akıllı. (Farsça)

bıtn

  • Zengin.
  • Bodur.
  • Obur.
  • Şaşkın.
  • Yalnız kendi nefsini düşünen.

diger-kam / diger-kâm

  • Başkalarını düşünen. (Farsça)

diğergam / diğergâm

  • Başkalarını düşünen, bencil olmayan.

digerkam / dîgerkâm / دیگركام

  • Başkalarını düşünen. (Farsça)

dur-endiş

  • Önceden görüp düşünen. Tedbirli. Her şeyin ilerisini evvelden mülâhaza eden. İlerisini düşünen. (Farsça)

durendiş / dûrendîş / دوراندیش

  • İleri görüşlü, ileriyi düşünen. (Farsça)

egoist

  • Kendi menfaatini düşünen bencil, hodbîn, enâniyet sâhibi.

ehl-i tefekkür

  • Varlıklar üzerinde Allah'ı tanımayı sonuç verecek şekilde düşünenler.

ehl-i temaşa ve tefekkür / ehl-i temâşâ ve tefekkür / اَهْلِ تَمَاشَا وَ تَفَكُّرْ

  • Seyredip düşünenler.
  • İbret nazarıyla seyredenler ve düşünenler.

endiş

  • Düşünen, mülâhaza eden, ölçülü davranan mânasında sıfat terkiblerinde kullanılır. Meselâ: Akibet-endiş : Her işin sonunu düşünen.

fasık / fâsık / فاسق

  • Kötülük düşünen. (Arapça)

gayr-endiş / gayr-endîş

  • Başkalarını düşünen, şefkatli ve cömert kimse. (Farsça)

gayrendiş / gayrendîş / غير اندیش

  • Başkalarını düşünen. (Arapça - Farsça)

hak-endiş

  • Hakkı düşünen. Hakkı arayan, doğruluk için endişe eden. (Farsça)

hayr-endiş

  • İyilik düşünen, hayırlı iş düşünen. (Farsça)

hıred-pesend

  • Akıllı, zîakıl, düşünen.

hod-endiş

  • Kendini düşünen.

hodendiş

  • Yalnız kendini düşünen, kendisi için endişe eden.
  • (Hod-endiş) Kendini düşünen. Kendi için endişe eden. Başkasının işine yaramayan. (Farsça)
  • Kendini düşünen.

hodgam / hodgâm

  • Kendi keyfini düşünen, bencil.
  • (Hodkâm) Kendi keyfini düşünen. Kendini beğenmiş. (Farsça)

hodgami / hodgâmî

  • Bencil, kendini düşünen.

hodkam / hodkâm / خودكام

  • Kendini beğenmiş, kendini düşünen. (Farsça)

ictimaiyyun

  • İçtimaî hayatı en güzel şekilde idareyi düşünen ve ona çalışan. İçtimaî mes'elelere dair ilimlerle uğraşan kimseler. Sosyologlar.

idrakli / idrâkli

  • Anlayışlı, düşünen.

ihtiyatkar / ihtiyatkâr

  • İhtiyatlı, ilerisini düşünen. (Farsça)

jerfbin / jerfbîn / ژرف بين

  • Ayrıntılı düşünen, dikkatli. (Farsça)

mantık

  • Düşünen akla kurallarıyla yol gösteren ilim.

menfaatperest

  • Yaptığı işin sadece faydasını düşünen. Sadece nefsine ait kârları, faydaları düşünerek çalışan. Allah rızasını esas gaye yapmayan kimse. (Farsça)

menfi / menfî / منفى

  • Müsbetin zıddı. Müsbet olmayan.
  • Nefyedilmiş, sürgün edilmiş. Sürgün.
  • Bir şeyin olmayacak cihetini düşünen.
  • Hakikatın aksini iddia eden.
  • Gr: Başında nefiy edatı bulunan kelime veya cümle.
  • Nâkıs. Negatif, olumsuz.
  • Olumsuz. (Arapça)
  • Hep olumsuz düşünen, her şeye olumsuz yaklaşan. (Arapça)
  • Sürgüne gönderilmiş. (Arapça)

müdekkir

  • Teemmül eden. Düşünen, Mütezekkir.

müfekkir

  • Fikir yürüten. Düşünen. Düşündüren. Düşünme kuvveti.

muhal-i adi / muhal-i âdi

  • Herkesin anlayabileceği imkânsızlık ve muhal. Az düşünenlerin de bilebileceği, mümkün olmayan iş.

muhalif

  • Uymayan. Birbirine benzemiyen. Birbirine zıt olan.
  • Başka şekilde düşünen.
  • Karşı duran.

muhayyil

  • Tahayyül eden. Hayal kuran. Zihinde olmayacak şeyleri düşünen.

müsbet hareket

  • Doğruluğu âşikâr olan ve belli ve isbat edilebilen; doğru düşünenlerin kabul edebileceği kanun ve nizama uygun hareket.
  • Allah'ın (C.C.) emrine uygun, tahribkâr ve tecavüzkâr olmayan, yapıcı ve tâmir edici tarzda olan, mizan, adâlet ve insafa uyan hareket.

mütalaacı / mütâlaacı

  • Etraflıca inceleyip düşünen.

mütali'

  • (Mütalaa. dan) Tetkik eden. Okuyan. Bir şeyi etraflıca düşünen.

mütebassır

  • (Basar. dan) Dikkatle bakan, ilerisini gören, iyice düşünen. Basiretli.

müteemmil

  • Teemmül eden. Derin düşünen.
  • Dalgın.
  • Derin derin düşünen.

müteemmilane / müteemmilâne

  • Derin düşünene yakışır surette. Düşünceli olarak. (Farsça)
  • Dalgın şekilde. (Farsça)

mütefekkir

  • Düşünen, derin mes'eleleri düşünen. Tefekkür ve teemmül edici olan.
  • Kuvve-i bâtınayı sarfeden. Âlim. Çok bilgili.
  • Düşünen.
  • Düşünen, fikir üreten.

mütenazzır

  • Dikkatle bakarak düşünen. Düşünerek dikkatle bakan.

mütenezzih

  • Tenezzüh eden, gezip eğlenen.
  • Tenezzüh edip düşünen.
  • Nezih, temiz olan.

mütenezzihat / mütenezzihât

  • (Tekili: Mütenezzih) Gezintiye, tenezzüh etmeğe çıkanlar.
  • Tenezzüh edip düşünenler.
  • Temize çıkanlar.

natık

  • Konuşan. Söz eden, söyleyen, beyan eden. İdrak eden. Bildiren. Fikir ederek düşünen.
  • Altın ve gümüş gibi olan mal.

nikendiş

  • (Nîk-endiş) Her vakit iyilik düşünen. Herkesin iyiliğini istiyen. (Farsça)

padişah-ı raiyetperver

  • Halkını düşünen padişah.

realist

  • Fls: Hakikatçı. Nefs-ül emre uygun düşünen. Realizm taraftarı. (Fransızca)

sebük-endiş

  • Derin düşünmeyen, sathi düşünen. (Farsça)

seciye-i uvera / seciye-i uverâ

  • Tek gözlülerin -yâni sadece bu dünyayı düşünenlerin, âhireti görmeyenlerin- seciyesi.

şey'an

  • Uzaktan gören.
  • İleriyi gören, her şeyin sonunu düşünen.

ten-asan

  • Rahatını düşünen adam. (Farsça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR