LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te celbe ifadesini içeren 18 kelime bulundu...

calib

  • Çekici. Celbedici. Kendi tarafına çekip getirici olan.

calib-i şefkat / câlib-i şefkat

  • Şefkati celbeden, şefkati çeken.

celb-i menafi / celb-i menâfi

  • Menfaatlerin celbedilmesi; yarar sağlama, çıkar elde etme.

celb-i menfaat

  • Menfaat celbedici, çekici, fayda sağlayıcı.

celeb

  • Kesilecek hayvanları ve bilhassa koyun sürüsünü celbederek kasaplara satan tacir.
  • Tar: İstanbul sarayında ilk işe başlamış olan acemi.

cerr-i magnem

  • Menfaat celbetmek.

enteresan

  • Alâka çekici, dikkate lâyık, nazarı celbedici. Câlib-i dikkat. (Fransızca)

füsunkar / füsunkâr

  • Büyüleyici. Cezb ve celbedici. Hayranlık verici. (Farsça)

füsunperver

  • Büyüleyici, hayranlık verici, cezbedici, celbedici. (Farsça)

hafş

  • Celbetmek, çekmek.
  • Yeri kazıp oymak.
  • Birbiri ardınca tez tez gelmek.

hov

  • Av kuşuyla yapılan av.
  • Av kuşunu, yanına celbetmeye mahsus bir kelime-i beynelmileldir.

ictilab

  • Celbetmek, çekmek.

incilab / incilâb

  • Celbedilme. Çekilme. Sürülüp götürülme.
  • Celbedilme, çekilme.

isticlab

  • (Celb. den) Çekme, celbetme. Çekmeye vaya getirmeğe sebep olma.
  • Fls: Uyandırma.

meclub / meclûb / مجلوب

  • Celbedilmiş. (Arapça)
  • Aşık, tutkun. (Arapça)

müncelib

  • Celbedilen, çekilen.

ta'zir-i eşraf

  • Ümera, yüksek tüccar, köy a'yanı gibi şerefli kimseler hakkındaki ta'zirdi ki, ya bilvasıta ilâm suretiyle veya mahkemeye celbedilerek bilmuvacehe ihtar suretiyle yapılır.

tivele

  • Bir kadına kocası buğzedip (gizli düşmanlık edip) kendisinden soğuduktan sonra, kadının, kocasının sevgisini tekrar celbetmek (çekmek) için mutlak te'sir edeceğine inanarak sihir yapması.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın