LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te cömertlik ifadesini içeren 94 kelime bulundu...

alim-i kerim / alîm-i kerîm

  • Sonsuz cömertlik ve ikram sahibi ve her şeyi hakkıyla bilen, ilmi herşeyi kuşatan Allah.

allah-ı kerim / allah-ı kerîm

  • Sınırsız ikram, lütuf, ihsan ve cömertlik sahibi Allah.

allahü zü'l-kerem teala ve tekaddes hazretleri / allahü zü'l-kerem tealâ ve tekaddes hazretleri

  • Namı ve şerefi yüksek olan, her türlü kusur ve eksikliklerden münezzeh olan, cömertlik ve ikram sahibi Allah.

bağıstan-ı kerem

  • Cömertlik ve ikram bahçesi.

büsut

  • Cömertlik, civanmertlik. El açıklığı.

cenab-ı kerim-i mutlak / cenâb-ı kerîm-i mutlak

  • Sınırsız ikram ve cömertlik sahibi yüce Allah.

cevad / cevâd

  • Sınırsız cömertlik sahibi olan ve çok çok ihsan eden Allah.

cevad-ı mutlak / cevâd-ı mutlak

  • Şarta bağlı olmaksızın çok ihsanda bulunan, cömertlik eden Cenab-ı Allah.
  • Sınırsız cömertlik ve ikram sahibi Allah.

cevdet

  • İyilik. Güzellik. Kusursuzluk.
  • Bir kimsenin, başkasının işini güzelce ve kusursuz olarak yapması.
  • Cömertlik.
  • Susuz olma.

cevvad / cevvâd

  • Sınırsız cömertlik sahibi Allah.

cimri

  • Hasis, varyemez, pinti. Elindeki mal veya parayı harcayamıyan ve türlü sıkıntılara katlanarak daha çok biriktirmeye çalışan kimse. Cimrilik, müsriflik (savurganlık) gibi İslâmda kötü huy olarak bilinir. Cömertlik ve tutumluluk ise övünülen ahlâkî vasıflardandır. Cömertlikte de ölçülü olmak tavsiye e (Farsça)

cud / cûd / جود

  • Cömertlik. Sahilik. Eli açık olmak. Muhtaçların vaziyetlerini, durumlarını bildirmeğe meydan vermeksizin lütuf ve ihsanda bulunma hâleti. Mücahede-i diniye ve neşr-i hakaik-ı Kur'aniye ve imaniye hizmetinde mutemed zâtlara lüzumunda maddeten de iştirak etmek fedakârlığı.
  • Cömertlik, el açıklığı.
  • Cömertlik. Karşılık beklemeden yapılan cömertlik.
  • Cömertlik.
  • Cömertlik.
  • Cömertlik. (Arapça)

cud u kerem

  • Cömertlik, eli açıklık.

cud u seha / cûd u sehâ

  • Cömertlik.

cud u sehavet

  • Cömertlik ve eli açıklık, sahilik.

cud ve sehavet-i mutlaka / cûd ve sehavet-i mutlaka

  • Sınırsız cömertlik ve ikramseverlik.

cud-u mutlak / cûd-u mutlak

  • Sınırsız cömertlik.

derhişte

  • Cömertlik, sehavet. (Farsça)

dest-i kerem

  • Cömertlik eli.

deysan

  • Cömertlik.

düstur-u kerem

  • Cömertlik ve ikram prensibi.

ehl-i kerem ve vicdan

  • Cömertlik ve vicdan sahipleri.

ekremane

  • Ekremce, ekrem olana yakışacak şekilde. Çok elaçıklığıyle, cömertlikle.

fatır-ı kerim / fâtır-ı kerîm

  • Sonsuz cömertlik ve ikram sahibi olan ve herşeyi hârika, eşsiz sanatıyla yaratan Allah.

fatır-ı kerim-i zülcemal / fâtır-ı kerîm-i zülcemâl

  • Sonsuz güzellik, lütuf ve cömertlik sahibi ve herşeyi hârika üstün sanatıyla yaratan Allah.

fazl

  • Âlimlere yakışır olgunluk.
  • İmân, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, tefâvüt, inayet.
  • Artmak.
  • Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak.

fazl u ihsan / fazl u ihsân

  • Cömertlik ve bağışta bulunmak.

fazl u kerem

  • Bilginlere, faziletli kişilere yaraşır olgunluk ve cömertlik.

fütüvvet

  • Cömertlik. Başkasını, kendisine tercih etmek. Başkalarının işlerini düzeltmeye çalışmak ve faydasına koşmak. Fütüvvetin başka değişik târifleri de yapılmıştır. Bunlardan bâzıları şöyledir: Kendi nefsinde başkasının üzerine bir meziyet, üstünlük görme mek. Hatâlarını îtirâf edenleri affetmek, hiç kim
  • Dostlara afv ve safh ile muamele.
  • Yiğitlik. Cömertlik. Lütuf ve ihsankârlık.
  • Kerem ve seha.
  • Soy temizliği.

fütüvvet-mend

  • Elaçıklık, cömertlik. (Farsça)

ganiyy-i kerim / ganiyy-i kerîm

  • Sonsuz cömertlik ve zenginlik sahibi olan Allah.

hakim-i kerim / hakîm-i kerîm

  • Herşeyi hikmetle belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratan ve sonsuz cömertlik ve ikram sahibi Allah.

halık-ı kadim-i kadir / hâlık-ı kadîm-i kadîr

  • Sonsuz cömertlik ve ikram sahibi olan, varlığının başlangıcı olmayan, her şeyi yaratan Allah.

halık-ı kerim ve rahim / hâlık-ı kerîm ve rahîm

  • Sonsuz cömertlik ve merhamet sahibi ve her şeyi yaratan Allah.

halık-ı rahim ve kerim / hâlık-ı rahîm ve kerîm

  • Sonsuz merhamet ve cömertlik sahibi olan yaratıcı, Allah.

hallak-ı kerim / hallâk-ı kerîm

  • Sonsuz cömertlik ve ikram sahibi olan; çokça ve sürekli olarak yaratan Allah.

hatem-i tai / hatem-i taî

  • (Ebu Adi bin Abdullah bin Said) Arab kabile reislerinin büyüklerinden ve şairlerinden olup, cömertliği ile meşhurdur. Adı, cömertlik ve keremde darb-ı mesel halini almıştır. Bazı şiirleri toplanarak bir divan yapılmış ve Londra'da bastırılmıştır. Hz. Peygamber'in (A.S.M.) zamanına yetişmiş ise, de,

hem-rad

  • Kahramanlık ve cömertlikte müsavi olan kimseler. (Farsça)

ihsan

  • İyilik, lütuf, bağışlamak.
  • Sahilik etmek, cömertlik yapmak.
  • Allah'ı görür gibi ibadet etmek.
  • Güzel bilmek. Güzel eylemek.

ikram / ikrâm / اكرام

  • Cömertlik. (Arapça)
  • Sunma, armağan etme. (Arapça)

inda'

  • Cömertlik etme.

isar

  • Kendisi muhtaç olduğu halde başkasına nimet vermek, cömertlik, ikrâm.
  • İhtiyar etmek.
  • Yumuşatmak.
  • Dökmek, serpmek. Saçmak.

kadir-i kerim / kadîr-i kerîm

  • Sonsuz cömertlik sahibi olan ve kudreti herşeye yeten Allah.

kanun-u kerem

  • Cömertlik, bağış ve ikram kanunu.

kānun-u kerem / kānûn-u kerem / قَانُونُ كَرَمْ

  • Cömertlik, ikram edicilik kanunu.

kemal-i kerem / kemâl-i kerem

  • Tam ve mükemmel cömertlik.

keramet / kerâmet / كرامت

  • Cömertlik, kerem. (Arapça)
  • Velîlerin gösterdikleri olağandışı hal. (Arapça)

kerem / كرم

  • Cömertlik, severek verme.
  • Cömertlik. (Arapça)
  • Kerem kılmak: Kerem etmek, iyilik etmek. (Arapça)

keremkarane / keremkârâne

  • Cömertlik ve ikramda bulunarak.

kerim / kerîm

  • Sonsuz cömertlik ve ikram sahibi Allah.

kerim-i müteal / kerîm-i müteâl

  • Sonsuz cömertlik ve ikram sahibi olan yüce Allah.

kerim-i zülcemal / kerîm-i zülcemâl

  • Sonsuz güzellik, ikram ve cömertlik sahibi olan Allah.

kerimiyet / kerîmiyet

  • Cömertlik.

lütf u kerem

  • Kerem ve iyilik; iyilik ve yumuşaklıkla muamele; cömertlik, merhamet ve ihsan.

lütuf ve kerem-i binihaye / lütuf ve kerem-i bînihaye

  • Sonsuz cömertlik, ikram ve bağış.

maden-i sehavet / mâden-i sehâvet

  • Cömertlik kaynağı.

mader-i hilkatin hazain-i la-tefnasındaki sehavet / mâder-i hilkatin hazâin-i lâ-tefnâsındaki sehavet

  • Yaratılış kaynağının bitmez tükenmez hazinelerindeki cömertlik.

mahz-ı fazl ve kerem

  • Cömertlik ve ikramın ta kendisi.

me'sere

  • (Meâsir) Eskiden kalma güzel eser.
  • Cömertlik.
  • Güzel hareket ve fiil.

mekarim / mekârim / مكارم

  • Cömertlikler, elaçıklıklar, iyilikler.
  • Cömertlikler. (Arapça)

mekreme

  • İzzet, ikram yeri. Seha, cud, şeref. Cömertlik.

mübazele

  • Cömertlik, sehâvet.

mükareme / mükâreme

  • Cömertlik ve kerem hususunda yarışma.

mükrim

  • İkram eden, cömertlikte bulunan.

mün'im-i kerim / mün'im-i kerîm

  • Sonsuz cömertlik sahibi ve nimet verici Allah.

mürüvvet

  • İyilikseverlik, cömertlik.

nebalet

  • Zekâ, fazilet ve neciblik sâhibi olmak.
  • Büyüklük, azamet.
  • İyi olmak.
  • Cömertlik, elaçıklık.
  • Okçu, ok yapıp satan. Okçuluk.

rabb-ı kerim / rabb-ı kerîm

  • Her bir varlığı terbiye edip idaresi ve tasarrufu altında bulunduran, sonsuz cömertlik ve ikram sahibi olan Allah.

rabb-i rahim ve kerim / rabb-i rahîm ve kerîm

  • Sonsuz cömertlik, şefkat ve merhamet sahibi olan ve herbir varlığı terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah.

sadıku'l-va'di'l-kerim / sâdıku'l-vâ'di'l-kerîm

  • Vaad ve sözünde mutlaka duran Allah; cömertlik ve ikram sahibi Allah.

saha / sahâ / ساخه

  • Cömertlik, eliaçıklık. (Arapça)

sahabe-i kiram / sahâbe-i kirâm

  • Cömertlik ve şeref sahibi Sahabeler; Peygamberimizi (a.s.m.) dünya gözüyle görüp onun yolundan gidenler.

sahavet / sahâvet

  • Cömertlik, el açıklığı, muhtaç olanlara çok ihsan etmek.
  • Cömertlik.

sani-i kerim / sâni-i kerîm

  • Sonsuz cömertlik ve kerem sahibi ve herşeyi san'atla yaratan Allah.

seha / sehâ / سخا

  • Cömertlik, el açıklığı.
  • Cömertlik.
  • Cömertlik.
  • Cömertlik, eliaçıklık. (Arapça)

sehakarlık / sehâkârlık

  • Cömertlik, eliaçıklık. (Arapça - Farsça - Türkçe)

sehavet / sehâvet / سخاوت / سَخَاوَتْ

  • Cömertlik.
  • Cömertlik.
  • Cömertlik, eliaçıklık. (Arapça)
  • Cömertlik.

sehavet-i milliye / sehâvet-i milliye

  • Millî cömertlik.

sehavet-i mutlak / sehâvet-i mutlak

  • Sınırsız cömertlik.

sehavet-i mutlaka / sehâvet-i mutlaka

  • Her yeri kaplayan, kusursuz ve sınırsız cömertlik.

semahat / semâhat

  • Cömertlik. İyilik severlik. El açıklığı.
  • Cömertlik ve el açıklığı; vermesi lâzım ve vâcib olmayan şeyleri seve seve vermek.

semh

  • Cömertlik, keremli olma.

serv

  • Selvi, servi. (Farsça)
  • Cömertlik, mürüvvet. (Farsça)

sümuhat

  • El açıklığı, cömertlik.

tamam-ı kerem ve sehavet / tamam-ı kerem ve sehâvet

  • Tam bir ikramseverlik ve cömertlik.

telehvuk

  • Huyu olmadan cömertlik göstermek.

tesemmuh

  • Cömertlik etmek.

ulüvv-ü cenab

  • Cömertlik, büyüklük.

ulüvv-ü cenablık

  • Âlî cenablık.
  • Kerem ve cömertlik sâhibi ve faziletli olmak. Büyüklük.

üstad-ı ekrem

  • Cömertlik, şeref ve izzet sahibi Üstad.

ya kerim / yâ kerîm

  • Sınırsız ikram, lütuf, ihsan ve cömertlik sahibi Allah.

zat-ı kerim / zât-ı kerîm

  • Sınırsız cömertlik ve ikram sahibi Zât, Allah.

zat-ı kerim-i zülcemal / zât-ı kerîm-i zülcemâl

  • Sonsuz güzellik ve cömertlik sahibi Allah.

zel-cud

  • Bol bol ihsan eden, cud ve cömertlik sahibi.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın