LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te cömert ifadesini içeren 168 kelime bulundu...

ahi

  • Kardeşim.
  • Ahilik ocağından olan kimse.
  • Eli açık, cömert.

alicenab / âlîcenâb / عالى جناب

  • Cömert. (Arapça)
  • Haysiyetli. (Arapça)

alim-i kerim / alîm-i kerîm

  • Sonsuz cömertlik ve ikram sahibi ve her şeyi hakkıyla bilen, ilmi herşeyi kuşatan Allah.

allah-ı kerim / allah-ı kerîm

  • Sınırsız ikram, lütuf, ihsan ve cömertlik sahibi Allah.

allahü zü'l-kerem teala ve tekaddes hazretleri / allahü zü'l-kerem tealâ ve tekaddes hazretleri

  • Namı ve şerefi yüksek olan, her türlü kusur ve eksikliklerden münezzeh olan, cömertlik ve ikram sahibi Allah.

bağıstan-ı kerem

  • Cömertlik ve ikram bahçesi.

bahş-ı kalenderi / bahş-ı kalenderî

  • Cömertçe ihsan yapma, dağıtma.

basık

  • Eli açık. Cömert. Dolup taşan.

bazil

  • (Bezil. den) Bol bol veren, dağıtan. Cömert.

buhl

  • Cimrilik. Cömertliğin zıddı.

büsut

  • Cömertlik, civanmertlik. El açıklığı.

cayid

  • Cömert, sahi.

cenab-ı kerim-i mutlak / cenâb-ı kerîm-i mutlak

  • Sınırsız ikram ve cömertlik sahibi yüce Allah.

cevad / cevâd / جواد

  • (Cevvad) Çok çok ihsan eden. Çok cömert.
  • Sınırsız cömertlik sahibi olan ve çok çok ihsan eden Allah.
  • Çok cömert. Allahü teâlânın isimlerinden.
  • Çok cömert.
  • Çok cömert.
  • Cömert. (Arapça)

cevad-ı kerim / cevâd-ı kerîm

  • Çok cömert, ihsanı ve ikramı bol olan Allah.

cevad-ı melik

  • Çok cömert hükümdar.

cevad-ı mutlak / cevâd-ı mutlak

  • Şarta bağlı olmaksızın çok ihsanda bulunan, cömertlik eden Cenab-ı Allah.
  • Sınırsız cömertlik ve ikram sahibi Allah.

cevadane / cevâdâne

  • Cömertçe.

cevdet

  • İyilik. Güzellik. Kusursuzluk.
  • Bir kimsenin, başkasının işini güzelce ve kusursuz olarak yapması.
  • Cömertlik.
  • Susuz olma.

cevvad / cevvâd

  • Sınırsız cömertlik sahibi Allah.

cimri

  • Hasis, varyemez, pinti. Elindeki mal veya parayı harcayamıyan ve türlü sıkıntılara katlanarak daha çok biriktirmeye çalışan kimse. Cimrilik, müsriflik (savurganlık) gibi İslâmda kötü huy olarak bilinir. Cömertlik ve tutumluluk ise övünülen ahlâkî vasıflardandır. Cömertlikte de ölçülü olmak tavsiye e (Farsça)

civanmerd / civânmerd / جوانمرد

  • Cömert. (Farsça)
  • Soylu. (Farsça)

cud / cûd / جود

  • Cömertlik. Sahilik. Eli açık olmak. Muhtaçların vaziyetlerini, durumlarını bildirmeğe meydan vermeksizin lütuf ve ihsanda bulunma hâleti. Mücahede-i diniye ve neşr-i hakaik-ı Kur'aniye ve imaniye hizmetinde mutemed zâtlara lüzumunda maddeten de iştirak etmek fedakârlığı.
  • Cömertlik, el açıklığı.
  • Cömertlik. Karşılık beklemeden yapılan cömertlik.
  • Cömertlik.
  • Cömertlik.
  • Cömertlik. (Arapça)

cud u kerem

  • Cömertlik, eli açıklık.

cud u seha / cûd u sehâ

  • Cömertlik.

cud u sehavet

  • Cömertlik ve eli açıklık, sahilik.

cud ve sehavet-i mutlaka / cûd ve sehavet-i mutlaka

  • Sınırsız cömertlik ve ikramseverlik.

cud-u mutlak / cûd-u mutlak

  • Sınırsız cömertlik.

dehmus

  • Cömert kişi. Kerim kimse.

derhişte

  • Cömertlik, sehavet. (Farsça)

dest-i kerem

  • Cömertlik eli.

deysan

  • Cömertlik.

düstur-u kerem

  • Cömertlik ve ikram prensibi.

ebyan

  • Cömert, eli açık, muhtaçlara ve yoksullara yardım eden kimse.
  • Yemekten tiksinen kişi.

ecvad

  • (Tekili: Cevad) Sahiler. Cömertler. Eli açıklar.

ecved

  • En cömert. En sahi. Daha iyi.

ef'al-i kerimane / ef'âl-i kerîmâne

  • Cömertçe ve iyilikle yapılan işler.

ehl-i kerem ve vicdan

  • Cömertlik ve vicdan sahipleri.

ehl-i sehavet ve ihsan / ehl-i sehâvet ve ihsan

  • Bağış, ikram sahibi ve cömert olanlar.

ekrem / اكرم

  • Çok cömert, daha kerim, en kerim.
  • En cömert.
  • Çok cömert. (Arapça)

ekremane

  • Ekremce, ekrem olana yakışacak şekilde. Çok elaçıklığıyle, cömertlikle.

ekremü'l-ekremin / ekremü'l-ekremîn

  • Cömert olanların en cömerdi olan Allah.
  • Cömertlerin en cömerdi. Çok kerim, çok cömert olan Allah.

esha

  • (Sahi. den) Çok cömert, fazla eli açık, pek sahi kimse.

eshiya / eshiyâ / اسخيا

  • (Tekili: Sahi) Cömertler, sahiler.
  • Cömertler. (Arapça)

esmah

  • Çok cömert, pek eli açık, en semahatli.

fatır-ı kerim / fâtır-ı kerîm

  • Sonsuz cömertlik ve ikram sahibi olan ve herşeyi hârika, eşsiz sanatıyla yaratan Allah.

fatır-ı kerim-i zülcemal / fâtır-ı kerîm-i zülcemâl

  • Sonsuz güzellik, lütuf ve cömertlik sahibi ve herşeyi hârika üstün sanatıyla yaratan Allah.

fazl

  • Âlimlere yakışır olgunluk.
  • İmân, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, tefâvüt, inayet.
  • Artmak.
  • Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak.

fazl u ihsan / fazl u ihsân

  • Cömertlik ve bağışta bulunmak.

fazl u kerem

  • Bilginlere, faziletli kişilere yaraşır olgunluk ve cömertlik.

fehil / fehîl

  • Kerim, cömert adam. Ulu ve kuvvetli kimse.

ferah-dest

  • Eli açık, cömert. (Farsça)

feta / fetâ / فتى

  • (Çoğulu: Fitye, Fityan veya feteyân) Genç. Delikanlı.
  • Cömert.
  • Genç. (Arapça)
  • Cömert. (Arapça)

fütüvvet

  • Cömertlik. Başkasını, kendisine tercih etmek. Başkalarının işlerini düzeltmeye çalışmak ve faydasına koşmak. Fütüvvetin başka değişik târifleri de yapılmıştır. Bunlardan bâzıları şöyledir: Kendi nefsinde başkasının üzerine bir meziyet, üstünlük görme mek. Hatâlarını îtirâf edenleri affetmek, hiç kim
  • Dostlara afv ve safh ile muamele.
  • Yiğitlik. Cömertlik. Lütuf ve ihsankârlık.
  • Kerem ve seha.
  • Soy temizliği.

fütüvvet-mend

  • Elaçıklık, cömertlik. (Farsça)

ganiyy-i kerim / ganiyy-i kerîm

  • Sonsuz cömertlik ve zenginlik sahibi olan Allah.

gayr-endiş / gayr-endîş

  • Başkalarını düşünen, şefkatli ve cömert kimse. (Farsça)

güşade-dest

  • (Çoğulu: Güşadedestân) Civanmert, cömert, eli açık. (Farsça)

güşade-destan / güşade-destân

  • (Tekili: Güşadedest) Cömertler, civanmertler, eli açıklar. (Farsça)

hakim-i kerim / hakîm-i kerîm

  • Herşeyi hikmetle belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratan ve sonsuz cömertlik ve ikram sahibi Allah.

halık-ı kadim-i kadir / hâlık-ı kadîm-i kadîr

  • Sonsuz cömertlik ve ikram sahibi olan, varlığının başlangıcı olmayan, her şeyi yaratan Allah.

halık-ı kerim ve rahim / hâlık-ı kerîm ve rahîm

  • Sonsuz cömertlik ve merhamet sahibi ve her şeyi yaratan Allah.

halık-ı rahim ve kerim / hâlık-ı rahîm ve kerîm

  • Sonsuz merhamet ve cömertlik sahibi olan yaratıcı, Allah.

hallak-ı kerim / hallâk-ı kerîm

  • Sonsuz cömertlik ve ikram sahibi olan; çokça ve sürekli olarak yaratan Allah.

hashas

  • Cömert kimse.

hasib / hasîb

  • Cömert kimse. Hayır sahibi ve eli açık adam.
  • Bolluk yer, ucuzluk.

hatem / hâtem

  • Çok cömert ve eli açık adam.
  • Cömertliğiyle tanınan bir zengin.

hatem-i tai / hatem-i taî

  • (Ebu Adi bin Abdullah bin Said) Arab kabile reislerinin büyüklerinden ve şairlerinden olup, cömertliği ile meşhurdur. Adı, cömertlik ve keremde darb-ı mesel halini almıştır. Bazı şiirleri toplanarak bir divan yapılmış ve Londra'da bastırılmıştır. Hz. Peygamber'in (A.S.M.) zamanına yetişmiş ise, de,

hatemane

  • Hâtem'e yakışacak şekil ve surette. Cömertçesine. (Farsça)

hehca'

  • Kerim, cömert kimse.

hem-rad

  • Kahramanlık ve cömertlikte müsavi olan kimseler. (Farsça)

hırk

  • Cömert, kerim.

ihsan

  • İyilik, lütuf, bağışlamak.
  • Sahilik etmek, cömertlik yapmak.
  • Allah'ı görür gibi ibadet etmek.
  • Güzel bilmek. Güzel eylemek.

ikram / ikrâm / اكرام

  • Cömertlik. (Arapça)
  • Sunma, armağan etme. (Arapça)

inayet-i ekremi / inâyet-i ekremî

  • Çok cömertçe gelen yardım, iyilik.

inda'

  • Cömertlik etme.

isar

  • Kendisi muhtaç olduğu halde başkasına nimet vermek, cömertlik, ikrâm.
  • İhtiyar etmek.
  • Yumuşatmak.
  • Dökmek, serpmek. Saçmak.

ismah

  • Cömert ve eli açık olma.
  • İtâatli ve bağlı etme.

kadir-i kerim / kadîr-i kerîm

  • Sonsuz cömertlik sahibi olan ve kudreti herşeye yeten Allah.

kanun-u kerem

  • Cömertlik, bağış ve ikram kanunu.

kānun-u kerem / kānûn-u kerem / قَانُونُ كَرَمْ

  • Cömertlik, ikram edicilik kanunu.

kemal-i kerem / kemâl-i kerem

  • Tam ve mükemmel cömertlik.

keramet / kerâmet / كرامت

  • Cömertlik, kerem. (Arapça)
  • Velîlerin gösterdikleri olağandışı hal. (Arapça)

kerem / كرم

  • Cömertlik, severek verme.
  • Cömertlik. (Arapça)
  • Kerem kılmak: Kerem etmek, iyilik etmek. (Arapça)

kerem-i sübhaniye

  • Bütün noksanlıklardan uzak olan Allah'ın cömertliği, ikramı.

keremgüster

  • Cömert, mükrim, kerem sâhibi. (Farsça)

keremkar / keremkâr / كرمكار

  • Kerem eden, ikram eden. Cömert, eli açık olan, bağışlayan. (Farsça)
  • Cömert. (Arapça - Farsça)

keremkarane / keremkârâne

  • Cömertlik ve ikramda bulunarak.

keremli

  • Cömert.

keremperver

  • Kerem sâhibi. Eli açık, cömert. Mükrim. (Farsça)

kerim / kerîm / كریم

  • Her şeyin iyisi, faydalısı. Kerem ile muttasıf olan, ihsan ve inayet sâhibi. Şerefli ve izzetli. Muhterem, cömert, müsamahakâr. (Kur'an-ı Kerim tâbirindeki kerim; muazzez, mükerrem mânâsınadır. Kur'an-ı Kerim'de bu kelime 27 defa geçer ve ancak iki defa Cenab-ı Hak hakkında kullanılmıştır.)
  • Kerem sahibi, cömert, ulu, büyük.
  • Sonsuz cömertlik ve ikram sahibi Allah.
  • Cömert. (Arapça)
  • Yüce. (Arapça)

kerim-i müteal / kerîm-i müteâl

  • Sonsuz cömertlik ve ikram sahibi olan yüce Allah.

kerim-i mutlak / kerîm-i mutlak

  • Lütuf ve cömertliği sınırsız olan Allah.

kerim-i zülcemal / kerîm-i zülcemâl

  • Sonsuz güzellik, ikram ve cömertlik sahibi olan Allah.

kerimane / kerîmâne

  • Lütufkâr ve cömert bir şekilde.

kerimiyet / kerîmiyet

  • Cömertlik.

kerimiyet-i rabbaniye / kerîmiyet-i rabbâniye

  • Her şeyi idare ve terbiye eden Allah'ın sonsuz ikram ve cömertliği.

kiram / kirâm / كرام

  • Benzetmeli, kinâyeli.
  • (Tekili: Kerim) Kerimler, şerefliler.
  • Eli açık cömert kimseler.
  • Ulular, cömertler, kerimler.
  • Yüce kişiler. (Arapça)
  • Cömertler. (Arapça)

lühum

  • Cömertler. İyiler. İyi insanlar.

lütf u kerem

  • Kerem ve iyilik; iyilik ve yumuşaklıkla muamele; cömertlik, merhamet ve ihsan.

lütuf ve kerem-i binihaye / lütuf ve kerem-i bînihaye

  • Sonsuz cömertlik, ikram ve bağış.

maden-i sehavet / mâden-i sehâvet

  • Cömertlik kaynağı.

mader-i hilkatin hazain-i la-tefnasındaki sehavet / mâder-i hilkatin hazâin-i lâ-tefnâsındaki sehavet

  • Yaratılış kaynağının bitmez tükenmez hazinelerindeki cömertlik.

mahz-ı fazl ve kerem

  • Cömertlik ve ikramın ta kendisi.

me'sere

  • (Meâsir) Eskiden kalma güzel eser.
  • Cömertlik.
  • Güzel hareket ve fiil.

mehc

  • Cömert, eli açık.

mekarim / mekârim / مكارم

  • Cömertlikler, elaçıklıklar, iyilikler.
  • Cömertlikler. (Arapça)

mekarimkar / mekârimkâr

  • Cömert, eliaçık. Kerem sâhibi. (Farsça)

mekreme

  • İzzet, ikram yeri. Seha, cud, şeref. Cömertlik.

men'ab

  • Cömert.
  • Hızlı yürüyen.

mihmandar-ı kerim / mihmandar-ı kerîm

  • İkramı bol ve çok cömert olan misafir sahibi, Allah.

mübazele

  • Cömertlik, sehâvet.

muhsin

  • İhsan eden, iyilik eden. Kerim. Cömert.
  • Allah'ı görür gibi O'na ibadet eden.

mükareme / mükâreme

  • Cömertlik ve kerem hususunda yarışma.

mükrim

  • İkram eden, cömertlikte bulunan.

mükrimane / mükrimâne

  • Cömertçe.

mün'im-i kerim / mün'im-i kerîm

  • Sonsuz cömertlik sahibi ve nimet verici Allah.

mürüvvet

  • İyilikseverlik, cömertlik.

mürüvvetmend

  • İyiliksever, cömert. (Farsça)
  • Mürüvvetli, insâniyetli. (Farsça)

nebalet

  • Zekâ, fazilet ve neciblik sâhibi olmak.
  • Büyüklük, azamet.
  • İyi olmak.
  • Cömertlik, elaçıklık.
  • Okçu, ok yapıp satan. Okçuluk.

necib

  • Cömert, kerim kişi.
  • Soyu ve nesli temiz, aslı kerim olan. Cömert. Asilzâde. Güzel huylu ve ahlâklı.

necibe

  • Soyu sopu temiz kimse. Cömert. Asilzâde.

nücebe

  • Lütuf ve keremi çok olan. Cömert insan.

rabb-ı kerim / rabb-ı kerîm

  • Her bir varlığı terbiye edip idaresi ve tasarrufu altında bulunduran, sonsuz cömertlik ve ikram sahibi olan Allah.

rabb-i rahim ve kerim / rabb-i rahîm ve kerîm

  • Sonsuz cömertlik, şefkat ve merhamet sahibi olan ve herbir varlığı terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah.

rad

  • Cömert, eli açık, faziletli, üstün, değerli. (Farsça)

rahib-ür rahe / rahib-ür râhe

  • Cömert, eli geniş.

rahim-i kerim / rahîm-i kerîm

  • Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan ve sınırsız bir cömertliği olan.

rayi'

  • Acib nesne.
  • Cömert kişi.

sadıku'l-va'di'l-kerim / sâdıku'l-vâ'di'l-kerîm

  • Vaad ve sözünde mutlaka duran Allah; cömertlik ve ikram sahibi Allah.

saha / sahâ / ساخه

  • Cömertlik, eliaçıklık. (Arapça)

saha-kar / saha-kâr

  • Eli açık, cömert, sahi. (Farsça)

sahabe-i kiram / sahâbe-i kirâm

  • Cömertlik ve şeref sahibi Sahabeler; Peygamberimizi (a.s.m.) dünya gözüyle görüp onun yolundan gidenler.

sahavet / sahâvet

  • Cömertlik, el açıklığı, muhtaç olanlara çok ihsan etmek.
  • Cömertlik.

sahavetkar / sahavetkâr

  • Eli açık, cömert olan. Herkese ihsan eden. (Farsça)

sahavetkarane / sahavetkârâne

  • Cömert bir şekilde, cömertçe.

sahi / sahî / سخى

  • Cömert, eli açık, herkese iyilik etmek isteyen.
  • Cömert, eli açık.
  • Cömert.
  • Cömert, eliaçık. (Arapça)

samih

  • Cömert, eli açık sahavet sahibi ve civanmert olan.

sani-i kerim / sâni-i kerîm

  • Sonsuz cömertlik ve kerem sahibi ve herşeyi san'atla yaratan Allah.

seffah / seffâh / سفاح

  • Cömert, eliaçık, civanmerd.
  • Güzel konuşan, hatip.
  • Kan dökücü, gaddar.
  • Kandökücü. (Arapça)
  • Cömert. (Arapça)

sefit

  • Keremli, cömert kimse.

seha / sehâ / سخا

  • Cömertlik, el açıklığı.
  • Cömertlik.
  • Cömertlik.
  • Cömertlik, eliaçıklık. (Arapça)

sehakar / sehâkâr / سخاكار

  • Cömert, eliaçık. (Arapça - Farsça)

sehakarlık / sehâkârlık

  • Cömertlik, eliaçıklık. (Arapça - Farsça - Türkçe)

sehavet / sehâvet / سخاوت / سَخَاوَتْ

  • Cömertlik.
  • Cömert olmak. Parayı, malı hayırlı, iyi yerlere dağıtmaktan, lezzet almak.
  • Cömertlik.
  • Cömertlik, eliaçıklık. (Arapça)
  • Cömertlik.

sehavet-i milliye / sehâvet-i milliye

  • Millî cömertlik.

sehavet-i mutlak / sehâvet-i mutlak

  • Sınırsız cömertlik.

sehavet-i mutlaka / sehâvet-i mutlaka

  • Her yeri kaplayan, kusursuz ve sınırsız cömertlik.

sehavetkarane / sehâvetkârâne

  • Cömertçe.
  • Cömertçe.

sehavetli / sehâvetli

  • Cömert.

semahat / semâhat

  • Cömertlik. İyilik severlik. El açıklığı.
  • Cömertlik ve el açıklığı; vermesi lâzım ve vâcib olmayan şeyleri seve seve vermek.

semahatli / semâhatli

  • Hoşgörülü, cömert, iyiliksever.

semh

  • Cömertlik, keremli olma.

semuh

  • (Semahat. dan) Çok cömert.

serv

  • Selvi, servi. (Farsça)
  • Cömertlik, mürüvvet. (Farsça)

sümuhat

  • El açıklığı, cömertlik.

tamam-ı kerem ve sehavet / tamam-ı kerem ve sehâvet

  • Tam bir ikramseverlik ve cömertlik.

telehvuk

  • Huyu olmadan cömertlik göstermek.

tesemmuh

  • Cömertlik etmek.

tuluk

  • (Tuluka) Açık yüzlü ve hâli iyi olmak.
  • Cömert olmak.

ulüvv-ü cenab

  • Cömertlik, büyüklük.

ulüvv-ü cenablık

  • Âlî cenablık.
  • Kerem ve cömertlik sâhibi ve faziletli olmak. Büyüklük.

üstad-ı ekrem

  • Cömertlik, şeref ve izzet sahibi Üstad.

ya kerim / yâ kerîm

  • Sınırsız ikram, lütuf, ihsan ve cömertlik sahibi Allah.

ya üstad-ı ekrem

  • Ey şerefli, çok cömert Üstad.

zat-ı kerim / zât-ı kerîm

  • Sınırsız cömertlik ve ikram sahibi Zât, Allah.

zat-ı kerim-i zülcemal / zât-ı kerîm-i zülcemâl

  • Sonsuz güzellik ve cömertlik sahibi Allah.

zel-cud

  • Bol bol ihsan eden, cud ve cömertlik sahibi.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR