LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te buyruk ifadesini içeren 36 kelime bulundu...

anarşizm

  • Anarşiyi istiyen tahribci bir nazariye. Anarşistlik. İnsanın insan tarafından idaresi esasına dayanan her türlü devlet, hukuk düzenlerinin adaletsiz, haksız ve zulüm olduğunu iddia eden ve devletsiz, kanunsuz, her insanın kendi başına buyruk yaşıyacağı bir düzensizlik istiyenlerin görüşü.

emir / امر

  • Buyruk, emir. (Arapça)

emir, emr

  • Buyruk.

emr / امر

  • Emir, buyruk.
  • Buyruk; emredenin, emrolunandan bir işin yapılmasını istemesi veya bu sûretle yapılması istenen şey.
  • İş.
  • Emir, buyruk. (Arapça)
  • İş. (Arapça)

emr-i istihbabi / emr-i istihbâbî

  • Sevimli bir şeyin yapılmasını emreden buyruk.

evamir / evâmir / اوامر

  • Emirler, buyruklar. (Arapça)

feramin / feramîn

  • (Tekili: Fermân) Buyruklar, fermanlar.

ferman / fermân / فرمان / فَرْمَانْ

  • Emir, buyruk, padişah tarafından verilen yazılı emir.
  • Buyruk, emir.
  • Buyruk. (Farsça)
  • Buyruk.
  • Buyruk.

ferman-ı ahkem

  • Sağlam esaslar içeren buyruk.

ferman-ı ali / ferman-ı âli / fermân-ı âlî / فَرْمَانِ عَال۪ي

  • Yüce ferman, buyruk.
  • Yüce buyruk.

ferman-ı azam / fermân-ı âzam

  • En büyük buyruk olan Kur'ân-ı Kerim.

ferman-ı esasi / fermân-ı esasî

  • Asıl, temel ferman, buyruk.

ferman-ı ezeli / fermân-ı ezelî

  • Ezelî buyruk, hükmü belli bir zamanla kayıtlı olmayan ferman.

ferman-ı haşr

  • Haşirle ilgili ferman, buyruk.

ferman-ı kat'i / ferman-ı kat'î

  • Kesin ferman, buyruk.

ferman-ı kudsi / ferman-ı kudsî

  • Kutsal bir makamdan gelen buyruk.

ferman-ı mübin / fermân-ı mübîn

  • Hayrı ve şerri, iyiyi ve kötüyü açıklayan ve bildiren emir, buyruk.

ferman-ı nebevi / fermân-ı nebevî

  • Peygamber Efendimize (a.s.m.) ait emir ve buyruk.

ferman-ı rabbani / fermân-ı rabbânî

  • Bütün varlıkları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında tutan Allah'ın emir ve buyruklarının yazılı olduğu Hizbü'l-Ekber.

ferman-ı şahane / ferman-ı şâhâne

  • Şâhâne ferman, buyruk.

ferman-ı zişan / ferman-ı zîşân

  • Şan ve şeref sahibi buyruk.

fermanferma / fermânfermâ / فرمان فرما

  • Padişah. (Farsça)
  • Komutan. (Farsça)
  • Buyrukçu, buyruk veren. (Farsça)

fermayiş / fermâyiş / فرمایش

  • Buyruk. (Farsça)

fermude

  • Buyruk. Emir. Kumanda. (Farsça)

hatt

  • Sınır. Çizgi. Hudud.
  • Yazı. El yazısı.
  • Nâme. Mektup.
  • Gençlerde yeni çıkan bıyık veya sakal.
  • Çizgi gibi uzanan belirsiz hafif yol.
  • Deniz yalısı.
  • Gemilerin hareketteki istikameti.
  • Parmağın onikide biri olan bir ölçü.
  • Ferman, buyruk

hodrey / خودرای

  • Başınabuyruk. (Farsça - Arapça)

hutbe

  • Cuma ve bayram namazlarında minberden okunan Allah'ın emir ve buyrukları.

iradat

  • (Tekili: İrade) İstemeler, buyruklar, iradeler, emirler, fermanlar.

irade / irâde / اراده

  • İstek. (Arapça)
  • Buyruk. (Arapça)

istiklaliyet / istiklâliyet

  • İstiklâl üzere bulunma. Hür ve müstakil olma. Başlı başına buyruk olma.

semavi fermanlar / semavî fermanlar

  • Vahiyle gelen emir ve buyruklar.

sermedi ferman / sermedî ferman

  • Sürekli, dâimi buyruk.

sevm

  • Satılık bir şeye kıymet takdir etme, paha biçme.
  • Su-i kasd. Zulüm ve minnete giriftar etmek. Derde sokmak.
  • Dağlamak.
  • Başına buyruk olup istediği yere gitmek.
  • Kuş havada dolaşmak.
  • Satışa arzetmek.
  • Satın almak istemek.
  • Fâide yetiştirmek.<

tercüman-ı evamir / tercüman-ı evâmir

  • Emir ve buyrukların tercümanı.

ulü'l-emr

  • Emir sahipleri, buyruk sahipleri, kadılar, idareciler, yöneticiler.

vahdaniyet fermanı / vahdâniyet fermanı

  • Allah'ın bir ve benzersiz olduğunu ve ortağının bulunmadığını ilân eden buyruk.