LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te bun kelimesini içeren 52 kelime bulundu...

akik

  • Bunaltıcı sıcaklık.

ateh / عته

  • Bunama, bunaklık. (Ateh getirmiş bir ihtiyar)
  • Bunama, bunaklık.
  • Bunama. (Arapça)
  • Ateh getirmek: Bunamak. (Arapça)

atih / âtih

  • Bunak.

ba'deha, ba'dehu / ba'dehâ, ba'dehû

  • Bundan sonra. Ondan sonra.

ba'dema / ba'demâ / بعدما / بَعْدَمَا

  • Bundan böyle. (Arapça)
  • Bundan sonra.

ba'dezin / بعدازاین

  • Bundan sonra, bundan böyle. (Arapça - Farsça)

ba-vücud ki / bâ-vücud ki

  • Bununla beraber, böyle iken. (Farsça)

badehu / bâdehû

  • Bundan sonra.

badema / bâdema / bâdemâ

  • Bundan sonra.
  • Bundan sonra.

bihazelemr / bihâzelemr / بهذا الامر

  • Buna göre, bu durumda, böylelikle. (Arapça)

binaberin / binâberin / بنابرین

  • Bunun üzerine, bu sebebe binâen, bundan dolayı. (Farsça)
  • Bundan dolayı, buna dayanarak. (Arapça - Farsça)

binaen ala zalik / binaen ala zâlik

  • Bunun üzerine, bundan dolayı.

binaenalahaza / binâenalâhaza / binâenalâhâzâ

  • Bundan dolayı. Buna binaen.
  • Bundan dolayı, bunun üzerine.
  • Bunun üzerine, bundan dolayı.

binaenaleyh / binâenaleyh / بِنَاءً عَلَيْهْ

  • Bundan dolayı, bunun üzerine.
  • Bundan dolayı.
  • Bunun üzerine, ondan dolayı.
  • Bunun üzerine.

buhran / buhrân / بحران / بُحْرَانْ

  • Bunalım.
  • Bunalım.
  • Bunalım, kriz. (Arapça)
  • Bunalım.

bundan maada / bundan mâada

  • Bundan başka, bunun yanısıra. (Türkçe - Arapça)

bünyeviyat / بنيویات

  • Bünye ile ilgili bilim dalı, morfoloji. (Arapça)

def-i tabii / def-i tabiî

  • Bünyede ve içte olan şeyi, fıtrî ve normal şekilde dışarı atmak.

emma ba'd / emmâ ba'd

  • Bundan sonra, asıl meseleye gelince mânâsında; söz başı, besmele, hamdele ve duadan sonra söylenen söz, fasl-ı hitâb (söze başlama).

emma ba'dü / emmâ ba'dü

  • Bundan sonra, asıl meseleye gelince mânâsında olup, söze başlarken kullanılan ve gelecek ifadenin büyük önemini bildiren söz.

emmabadü / emmâbâdü

  • Bundan sonra.

fe-emma

  • Buna gelince, kaldı ki. Ammâ... (mânasına asıl söze başlama edâtıdır.)

febinaen ala zalik / febinaen alâ zâlik

  • Buna binaen, bundan dolayı.

fertut / fertût / فرتوت

  • Bunamış ihtiyar. (Farsça)

fi-maba'd

  • Bundan böyle, bundan sonra, bundan itibaren, bir daha.

fimaba'd / fîmâba'd / فى ما بعد

  • Bundan sonra mânâsına gelen konuya giriş ifadesi.
  • Bundan böyle. (Arapça)

hakeza / hâkezâ / هٰكَذَا

  • Bunun gibi.
  • Bunun gibi.

kaviyy-ül bünye

  • Bünyesi sağlam olan. Sağlam vücutlu.

keza / kezâ

  • Bunun gibi.
  • Bunun gibi.

kezalik / kezâlik

  • Bunun gibi. Böylece. Bu da böyle.
  • Bunun gibi.

li-zalik

  • Bundan dolayı. Bundan ötürü.

lihaza

  • Bundan dolayı, buna binaen, bunun için.

ma'mafih / ma'mâfîh / مَعَ مَاف۪يهْ

  • Bununla beraber.

ma'tuhane

  • Bunakçasına, bunamışçasına.

ma-i mevsule / mâ-i mevsule

  • Buna ism-i mevsul de denir. Kendinden sonra gelecek küçük cümleyi daha önce geçen cümleye bağlar. (Ketebtu mâ kultü: Söylediğimi yazdım, ne söyledimse yazdım) cümlesinde olduğu gibi.

maa-haza / maa-hâza

  • Bununla beraber. Bununla birlikte.
  • Bununla beraber, bununla birlikte

maahaza / maahazâ / maahâza

  • Bununla beraber.
  • Bununla beraber, böyle olmakla birlikte.

maamafih / maamâfih

  • Bununla beraber, böyle iken.
  • Bununla beraber.

maazalik / maazâlik / مع ذلك

  • Bununla birlikte. (Arapça)

mahaza

  • Bununla beraber, bununla birlikte.

mamafih / mamâfih / mâmafih / مع مافيه

  • Bununla beraber.
  • Bununla birlikte. (Arapça)

matuh / matûh / معتوه

  • Bunak, bunamış. (Arapça)

matuhe / matûhe / معتوهه

  • Bunak, bunamış (bayan). (Arapça)

min-ba'd

  • Bundan sonra, bundan böyle.

minba'd / من بعد

  • Bundan sonra. (Arapça)

mukaddema / mukaddemâ

  • Bundan daha önce.

münhasıran

  • Buna has olarak.

reteh

  • Bündük-i Hindî denilen yuvarlak taş.

sabıkan / sâbıkan / سَابِقًا

  • Bundan önce, evvelce.
  • Bundan evvel.

vekıs'alahaza / vekıs'alâhâzâ / وقس على هذا

  • Bununla kıyasla. (Arapça)

vesair

  • Bunun gibileri, benzerleri ve diğerleri.

yefen

  • Bunak adam.