LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te boya ifadesini içeren 107 kelime bulundu...

ahin

  • (Çoğulu: Uhun) Boyalı yün.

akvarel

  • Sulu boya resim.

alizarin

  • Eskiden kök boyası denilen bitkiden çıkarılırken, şimdi kimya usulleriyle hazırlanan boya maddesi. (Fransızca)

asbag

  • (Tekili: Sıbg) Boyalar.

azde

  • Boyalı, boyanmış. (Farsça)
  • Ucu sivri olan bir âletle delinmiş. (Farsça)

azerd

  • Boya, renk.

behreme

  • Saç ve sakalın kınayla boyanması.
  • Çiçeğin göz alıcı ve câzib olan güzellik ve parlaklığı.
  • Hindlilerin ibadeti.

bezir

  • Ekilecek tohum, tane.
  • Keten tohumundan çıkarılan bir yağ. Bu yağ, yağlıboya yapmakta kullanılır.

ce'b

  • Kesbetmek, elde etmek, kazanmak.
  • Yaban eşeğinin büyüğü.
  • Kırmızı toprak boya.
  • Göbek.

çengar

  • Yengeç. (Farsça)
  • Bakır pasından yapılan yeşil boya. (Farsça)

ciryal

  • Altının kırmızılığı.
  • Bir cins kırmızı boya.
  • Temiz renk.
  • Şarap.

dakal

  • Hurmanın iyi olmayan cinsi.
  • Gemi oku.
  • Boya.

dariş

  • Siyaha boyanmış kara deri.

Emzik / Bibs / Kidful

  • About Page template By Adobe Dreamweaver CC
    sample

    Bibs Kauçuk Emzik


    Söz konusu emzik olunca, BIBS Colour gerçek bir klasik. Yaklaşık 40 yıldır Danimarka'da tasarlanıp üretilen BIBS Colour emzikler, %100 doğal kauçuk ucuyla, hava akışı sağlayan delikleri ve cilt tahrişini önlemek için geliştirilen hafif eğimli yapısı ile gerçek bir efsane! BIBS Colour, yuvarlak ve yumuşak kauçuk uç kısmı ile anne memesine en yakın forma sahip olduğundan, çocuklar tarafından kolay kabul ediliyor. Anne memesini taklit ederek, emiş sırasında hava akışı sağlıyor. Ultra hafif ve sağlam yapısı ile bebeğinizi yormuyor. BPA, PVC ve phthalates gibi zararlı maddeler içermiyor ve dünyaca geçerli EN 1400 standardına göre üretiliyor. Hiçbir emzik markasında göremeyeceğiniz kadar fazla renk çeşitine sahip olan BIBS Colour, klasikleşen zamansız tasarımı ve elegant duruşu ile tasarım ve işlevselliği birleştiriyor. BIBS Colour, bir emzikten beklenen tüm detaylara sahip olmasının yanısıra; bir emzikten beklenmeyen güzellikte tasarımı ile, tüm dünyada hem anneleri hem çocukları kendine hayran bırakıyor…

    https://www.kidnkind.com/bibs

sample

Kidful Bitkisel Boyalı Emzik Askısı


KIDFUL Emzik Askıları, çocuk ürünlerinde kullanıma uygun olan, en kaliteli %100 gerçek deriler kullanılarak EN 12586 standartlarına göre üretilir. KIDFUL'un organik serisinde kullanılan boyalar tamamen bitkiseldir ve kimyasal madde içermez. KIDFUL'un özel olarak üretilen metal klipsi kurşun ve krom içermez. Metal klipsin kıyafetlere zarar vermemesi için, klips içerisinde plastik aparatı bulunur. KIDFUL emzik askısını, güçlü lastik ve güçlü bağlantı yapısı ile, uzun seneler yıpranma sorunu yaşamadan kullanabilirsiniz...
https://www.kidnkind.com/kidful


Kidnkind Emzik Anne Bebek ve Tekstil Ürünleri Ticaret Limited Şirketi


Web sitesi :www.kidnkind.com

Telefon : 0(216) 606 21 06

(www.kidnkind.com)

erta

  • Bir ağaç cinsidir ve yaprağıyla debbağlar sahtiyan boyarlar.

foya

  • İtl. Gizli oyun, hile. Göz boyacılığı, sahtekârlık.
  • Elmasların yuvalarında yatağına konulan ince madeni yaprak.

füvve

  • Kızıl boya dedikleri damarlar.

gazb

  • Kızıl boya, kırmızı renkli boya.

güvaş

  • Boya, renk. (Farsça)

hadib / hadîb

  • Kınalı, kına yapılmış.
  • Boyalı, boyanmış.

hazb

  • Boyamak.

hınna

  • Kına. Saça, sakala veya kadınların, parmaklarının uçlarına sürdükleri sarımtırak pembe boya ve bunun esası olan toz.

hıtr

  • (Çoğulu: Ahtâr) Boya otu.
  • Çok miktar deve.
  • Suyu çok olan süt.

hızab

  • Birşeyi boyamak için hazırlanmış terkib.

hizab

  • Boya, levn.
  • Kına.

ıhn

  • Boyalı sof kumaş.
  • Renkli yün.

ıhtidab

  • Boyamak.

ihtidab

  • Kına ile saç ve sakalı boyama.
  • Boyanma, renklenme.

ihtizab

  • (Saç, sakal v.s.yi) boyama.

insıbağ

  • (Sıbg. dan) Boya tutma, boyanma.
  • Temizlenme.

insibag

  • Boyalanma. Maddi veya mânevi rengi ile renklenme. Boya tutma.
  • Temizlenme.

insibağ

  • Boyanma.
  • Boyanma.

iskarlat

  • İtl. Eski devirlerde Venedik mensucatından, boyası has ve kumaşı dayanıklı bir nevi çuhanın adı idi ve şarkta pek makbuldü. Yeniçeri Ocağı ileri gelen ağalarına, sekbanbaşıya ve yeniçeri kâtibine her sene bu çuhadan verilir veya bedeli para olarak tahsis olunurdu. Bu paraya da "İskarlat bedeli" deni

ıstıbag

  • Boyanma.

jengari / jengarî

  • Bakır yeşili. Bakır pası renginde olan boya. (Farsça)

kalem

  • (Çoğulu: Aklâm) Kamış. Yazı için ucu inceltilen bir nevi ince ve sert kamış.
  • Yazı yazmak için kullanılan her türlü âlet.
  • İfâde. Üslub.
  • Mâden, taş ve tahta üzerinde oymak için ucu sivri çelik âlet.
  • İnce boya, fırçası.
  • Yazı enva'ı.
  • Resim. Nakış.<

kalkadis

  • Siyah boya.

kar

  • (Çoğulu: Kur-Kirân) Zift, kara boya.
  • Deve. Dağ keçisi.
  • Ses çıkmasın diye ayağın kenarıyla yürümek.
  • Küçük tepe.
  • Kara taşlı yer.
  • Kara büyük taş.

kühl

  • Sürme. Göz için sürme boyası.

kurneve

  • Boya otu.

kütüm

  • Bir otun yaprağı. (Mersin yaprağına benzer; kına ile karıştırıp boya yaparlar.)

lek

  • Ahmak, ebleh, sersem. (Farsça)
  • Yüzbin. (Farsça)
  • Kırmızı boya çıkarmaya yarayan bir maden. (Farsça)

levn

  • Renk, boya. Sıfat, nev', çeşit, tür. Bir şeyi diğerinden ayıran alâmet.

lük

  • Kalın ve yoğun şey. (Farsça)
  • Kırmızı boya. (Farsça)

macuşun

  • Gemi, sefine.
  • Boyanmış elbise.

mahzub

  • Boyanmış.

masbug

  • (Çoğulu: Mesâbig) Boyalı, boyanmış. Mülevven.

mefruk

  • Ovulmuş nesne.
  • Zâ'ferân ile boyanmış nesne.

memkur / memkûr

  • (Çoğulu: Memâkir) Av kanıyla kirlenmiş.
  • Kızıla boyanmış.

menkuş

  • (Nakş. dan) Nakşolunmuş. İşlenmiş. Nakış yapılmış. Boya ile süslenmiş.

mihzab

  • Boyacıların elbise boyadıkları küp.

minyatür

  • Eski el yazısı kitapları süslemek için sulu boya ile yapılan ince resimler hakkında kullanılır bir tâbirdir. İtalyanca "minyatura" kelimesinden alınmadır. Buna vaktiyle küçük nakış demek olan "hurde nakış" denilirdi.
  • İnce bir san'atla yapılmış küçük resimler.

muasfer

  • Usfur ile boyanmış nesne.

mücsed

  • Tam olarak boyanmış elbise.

müfdem

  • Kızıla boyanmış nesne.

muhaddab

  • Boyanmış.

muhaddar

  • Yeşil renkle boyanmış. Rengi yeşil yapılmış.

muhazzab

  • Boyanmış, tahzib olunmuş.

muhazzar

  • Yeşile boyanmış. Yeşil renk ile renklendirilmiş.

muhtazıb

  • Renklenen, boyanan.

mülevven

  • Renk renk olan. Boyalı, renkli. Çeşit çeşit boyalı.

mülevvin

  • (Levn. den) Boyanan.
  • Renk veren. Telvin eden.

mümassar

  • Sarı ile boyanmış nesne.

munsabig

  • (Sıbg. dan) Boyanan, insibâg eden.

mürekkeb

  • (Rükub. dan) Terkib edilmiş, bir kaç maddeden yapılmış.
  • Yazı yazmaya mahsus boya terkibi.
  • Karışmış, muhtelit.
  • Bitecek yer, münbit.
  • Asıl, esas.
  • Terkib edilmiş, birleşik, boya.

musabbag

  • Boyalı, boyanmış.

müza'fer

  • Sarı renge boyanmış.

müzahref

  • Boya. Yaldız gibi, sahte yalancı. Yaldız.
  • Süprüntü, pislik, çöp.

nakş

  • Bir şeyi çeşitli renklerle boyamak.
  • Resim.
  • Tezyin etmek.
  • Bedene batmış dikeni çıkarmak.
  • Bir şeyin esasını araştırmak.
  • Yaymak.
  • Suda ıslanmış hurma.
  • İpekle, sırma ile işleme.
  • Mc: Hile.

neft

  • Neft yağı. Çam gibi bazı ağaçlardan çıkarılan, tutuşabilen bir yağdır ve boyacılıkta vesair sanayide kullanılır.

nil

  • Vesime adı verilen boya otu.
  • Çivit boyası.

nümayiş / nümâyiş

  • Gösteriş, görünüş, miting.
  • Yalandan gösteriş, göz boyama.

pençe

  • El ayası ile beş parmağın tamamı. (Farsça)
  • Hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları. (Farsça)
  • Eskiden Şark hükümdarlarının imza yerine ellerini kırmızı boyaya sürüp, kâğıdın üstüne basmalarıyla olan şekil, tuğra. (Farsça)
  • Mc: Kuvvet. Savlet, satvet. (Farsça)

ra's

  • Boyanmış renkli yün.
  • Süt vermek.
  • Süt içmek.

rengin

  • Renkli, boyalı. Parlak. Hoş. Süslü. Mülevven. Lâtif. (Farsça)

reziz

  • Elbise boyamada kullanılan bir ot cinsi.

sabbag

  • Boyayan, boyacı.
  • Deri altındaki boyalı madde.

sabg

  • Boyama. Boyanma.

sahtiyan

  • Boyanmış, cilâlanmış deri. Tabaklanmış deri. (Farsça)

sema'

  • Yağlı yemek yedirmek.
  • Baş yarmak.
  • Ekmeği terid etmek.
  • Sakalı boyamak.

şess

  • (Çoğulu: şisâs) Boya otu.

sıbag

  • (Çoğulu: Esbiga) Boya.
  • Yaradılış.

sıbga

  • Boya.
  • Boya, renk, levn.
  • Din, mezheb.
  • Boya.

sıbğa

  • Boya.

sıbga-i rabbani / sıbga-i rabbâni

  • Rabbâni boya, san'at.

sıbga-i rahmani / sıbga-i rahmânî / صِبْغَۀِ رَحْمَانِي

  • Rahmânî boya, san'at.
  • Çokça merhamet eden Allah'ın boyası.

sıbğa-i rahmaniye / sıbğa-i rahmâniye

  • Çok merhamet sahibi olan ve şefkatle bütün yaratıkların rızkını veren Allah'ın boyası.

sıbğat

  • Boya.

sınab

  • Hardal.
  • Hardal ve kuru üzümden yapılan bir cins kuru boya.

tahanni

  • (Hany. dan) Eğilmek, eğrilmek.
  • Kınaya boyamak.

tahniye

  • Kınaya boyamak.

tahzib

  • (Hizab. dan) Saç, sakal boyama.

tasfir

  • (Çoğulu: Tasfirât) (Safir. den) Sarartma, sarıya boyama.
  • Islık çalma.

teattul

  • Kadının elinde ve ayağında kınası, saçında boyası, kolunda ve boynunda mücevherleri olmaması.

telvin / telvîn / تلوین

  • (Levn. den) Renk verme. Boyama. Boyanma.
  • Boyama. (Arapça)

terek

  • Eski Türk odalarına, insan boyu yüksekliğinde olmak üzere duvarlara boydan boya yapılan raflara verilen addır. Dükkânlarda eşya koymağa mahsus bölmeli raflara da terek denilir.

terkin

  • Boyama, yazma.
  • Bozulma, bozma. Çizme, silme.

termil

  • Kana boyamak.
  • Kan gibi kırmızı yapmak.

tıla'

  • Sürülecek şey. Sürülecek merhem, yağ veya ilâç.
  • Madeni parlatmakta kullanılan sıvı yaldız.
  • Cilâ verecek boya.
  • Diş sarılığı.
  • Üzüm suyundan kaynatmak sebebiyle üçte birinden azı giden şarap.

usfür

  • Bir asıl boya.

verise / verîse

  • Veris otuyla boyanmış nesne.

vin

  • Siyah üzüm. (Farsça)
  • Boya, renk. (Farsça)

visme

  • Bir boya otu.
  • Çivit yaprağı.

zac

  • Kara boya.

zengar / zengâr

  • Bakır pası nev'inden bir mâden. Boyacılar kullanılır. Öldürücüdür. Yeşil renktedir.

zerde

  • Safranla pişirilen bir çeşit pirinç tatlısı. Safran, sarı renge boyadığı için bu ad verilmiştir. Eskiden düğünlerde pişirilirdi. (Farsça)
  • Safran. (Farsça)
  • Yumurta sarısı. (Farsça)

zerecun

  • (Zerâcin) Üzüm ağacı.
  • Üzüm asması.
  • Kızıl boya.
  • Çukur taş içinde biriken yağmur suyu.