LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te biz kelimesini içeren 44 kelime bulundu...

agisna

  • Bize imdad eyle, yardım ihsan eyle (meâlinde duâ.)

ahbar-ı gayb / ahbâr-ı gayb

  • Bizce bilinmeyen gayb âlemlerine ve geleceğe dâir haberler.

aleyna

  • Bizim üzerimize, bizim hakkımızda. Bize.

ashab-ı suyuf / ashâb-ı suyûf

  • Bizzat harbe iştirak edip kılıçları ile cihad edenler.

ayn-ı zatı / ayn-ı zâtı

  • Bizzat kendisi.

bil'asale / bil'asâle

  • Bizzat. Kendisi. Eli ile. Başkasını vâsıta etmeden. Asâleti ile.
  • Bizzat.

binefsihi

  • Bizzat, kendisi, kendisi ile.

bizatihi / bizâtihî

  • Bizzat, kendi başına, başlı başına.

bizi sebkat eden

  • Bizi geçen, bizden ileride olan.

darbum

  • Bizanslılar zamanında Eskişehir'in ismi.

derece-i hakkalyakin / derece-i hakkalyakîn

  • Bizzat yaşayarak kesin bilgi edinme derecesi.

ecirna / ecirnâ

  • Bizi koru.

hakkalyakin / hakkalyakîn

  • Bizzat yaşamak suretiyle, kesin bilgiye ulaşma.

hallisna / hallisnâ

  • Bizi halâs eyle, bizi kurtar (meâlinde duâ.)
  • Bizi kurtar.

hasbüna / hasbünâ

  • Bize yeter. Bize kâfidir (meâlinde).
  • Bize yeter.

hazır ve nazır

  • Bizzat bulunan ve gören.

heb-lena / heb-lenâ

  • Bize lutfet. Bize ihsan et, bağışla.

hüsn-ü bizzat

  • Bizzat güzel.

ibaratüna şetta / ibaratüna şettâ

  • Bizim ibarelerimiz çeşit çeşittir, muhteliftir, dağınıktır.

ihtiyaren

  • Bizzat isteyerek, irade ederek.

indimizde

  • Bize göre, bizce, yanımızda. (Türkçe)

kasden

  • Bizzat yönelerek.

kayser

  • Bizans imparatorunun lâkabı.

lazıme-i zaruriye-i naşie-i zatiye / lâzıme-i zâruriye-i nâşie-i zâtiye

  • Bizzat kendi zâtında var olan ve zâtından başka hiçbirşeyden kaynaklanmamış olan, bizzat kendisinde zorunlu olarak bulunan ve ondan ayrılması düşünülemeyen şey; meselâ "Sıcaklık, ateşin bizzat kendisinden kaynaklanan ayrılmaz zorunlu bir özelliğidir." denilebilir.

ligayrihi / ligayrihî

  • Bizzat olmayan, başkası için.

lizatihi / lizâtihî

  • Bizzat kendisi, kendisinin bir özelliği olarak.

ma / mâ / ما

  • Biz. (Farsça)

mahbubetün lizatiha / mahbûbetün lizâtihâ

  • Bizzat sevilen.

mahkum-u aleyh / mahkûm-u aleyh

  • Bizzat kendisi üzerine hüküm binâ edilen (yani bu kaideyi şöyle açıklayabiliriz.

maksud-u bizzat / maksûd-u bizzât / مَقْصُودُ بِالذَّاتْ

  • Bizzât kastedilen.

meratib-i münkeşife-i meşhude

  • Bizzat görerek açığa çıkmış mertebeler (k-ş-f;.

müstakill-i bizzat

  • Bizzat, başlı başına, tek başına.

müttehid-i bizzat

  • Bizzat müttehid, birleşik, tek vücut (ikisinin tek vücut olması dışarıdan bir vasıtaya bağlı değil).

nabüdü / nâbüdü

  • Biz ibadet ederiz.

nahnu

  • Biz.

nahnü / نَحْنُ

  • Biz.
  • Biz.

naşie-i zatiye / nâşie-i zâtiye

  • Bizzat zâtından çıkan ve zâtından başka hiçbir şeyden kaynaklanmamış olan.

neccina / neccinâ

  • Bizi kurtar, bize selâmet ver, bizi hıfzeyle (meâlinde dua).
  • Bizi kurtar.

şahsen / شخصا

  • Bizzet, kendisi. (Arapça)

saltanat-ı zatiye / saltanat-ı zâtiye

  • Bizzat Kendisinin hükmettiği saltanat, egemenlik.

sutur-ül gayb

  • Bizce bilinmeyen işler ve hâdiseler, mânalar.

tecavez an-na

  • Bizi affeyle (meâlinde dua).

zatında / zâtında

  • Bizzat kendisinde.

zatiye / zâtiye

  • Bizzat var olan öz nitelik; sıcaklığın, ateşin kendi zâtında var olması gibi.