LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te bitki ifadesini içeren 124 kelime bulundu...

ab-ı abisteni / âb-ı âbistenî / آب آبستنى

  • Meni.
  • Bitkilerin yetişmesine neden olan su.

abraş

  • Alaca benekli at.
  • Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan bitki yaprağı.

açalya

  • yun. Fundagillerden, güzel çiçekli bir bitki ve çiçeği.

akonitin

  • Kurtboğan denilen bir bitkiden çıkan zehirleyici bir madde. (Fransızca)

akvaryum

  • Lat. Su hayvanlarını veya bitkilerini besleyebilecek tarzda yapılmış camdan su kabı.

alizarin

  • Eskiden kök boyası denilen bitkiden çıkarılırken, şimdi kimya usulleriyle hazırlanan boya maddesi. (Fransızca)

aras

  • Yorgunluk, bitkinlik.
  • Hayranlık.

asalak

  • Başka hayvan veya bitkilerin üstünde yaşayan ve onlara zarar veren hayvan veya bitki. Parazit.
  • Mc: Başkalarının sırtından geçinen kimse.

aşşab

  • (Aşşeb. den) Nebatları, bitkileri toplayarak ve misallerini kurutarak her biri üzerinde ilmî incelemeler yapan âlim.

ayyan

  • Yorgun. Bitkin.
  • Ne yapacağını bilmeyen.

bahar haşri

  • Bahar mevsiminde bitkilerin ve hayvanların dirilişi.

bakla'

  • Bakla.
  • şahtere dedikleri ota " baklat-ül melik" derler.
  • Semizotu denilen bitki.

banbu

  • (Malezya dilinden) Sıcak ve yağışlı bölgelerde yaşıyan bir bitki cinsi. Buğday ailesinden olup ikiyüzden fazla çeşiti vardır.

begonya

  • Etli ve güzel renkli yaprakları olan bir süs bitkisi. (Fransızca)

beng

  • Bir bitki ve tohumu ki, afyon gibi uyuşturan, keyf verici olarak da kullanılan bir madde. Esrar. (Farsça)
  • Atlas üzerine işlenmiş sırma işlemeli bir çeşit kumaş. (Farsça)
  • Küçük çitlenbik. (Farsça)

bitab / bîtâb / بيتاب

  • Yorgun, takatsiz. (Farsça - Arapça)
  • Bîtâb kalmak: Bitkin düşmek. (Farsça - Arapça)

bitabane / bîtâbane / بيتابانه

  • Bitkince. (Farsça)

biyoloji

  • yun. Canlı varlıkları inceliyen ilim. Hayvanları inceleyen bölümüne zooloji; bitkileri inceleyen bölümüne botanik denir. Biyoloji, incelediği konulara göre çeşitli isimler alır. Canlının dış yapısını inceleyen: Morfoloji; dokuları inceleyen; histoloji canlıların büyüyüp gelişmelerini: embriyoloji; h

botanik

  • Bitkileri inceleyen biyoloji ilmi.

bozkır

  • Yağışlı mevsimler de yeşeren ot cinsinden bitkilerin ve bazı bodur ağaçların yetişebildiği yarı kurak yer.

büluh

  • Beceriksiz, âciz.
  • İşe yaramama, yorgun ve bitkin olma.

celbub / celbûb

  • Sarmaşık (bitkisi.) (Farsça)

cismaniye-i nebatiye

  • Bitkisel olan cismî yapı, cisimsel bünye.

cürd

  • Tüysüz, kılsız.
  • Cilt hastası (deve).
  • Tüyleri kısa olan (at).
  • Bitki örtüsü olmayan (arazi).
  • Piyâdesiz (süvâri).

dari / dâri

  • Acı bir bitki.

demdeme-i nebat / demdeme-i nebât / دَمْدَمَۀِ نَبَاتْ

  • Bitkinin coşkun sesi.

demdeme-i nebat ve hava

  • Bitki ve havanın sesleri.

div-çe

  • Sülük. (Farsça)
  • Kadın tuzluğu adı verilen bir bitki çeşiti. (Farsça)
  • Ağaç kurdu, güve. (Farsça)
  • Arka kaşağısı. (Farsça)

dünyevi haşir / dünyevî haşir

  • Büyük haşre örnek olarak bahar mevsiminde bitkilerin ve hayvanların dirilişi.

ecnas-ı nebatat / ecnâs-ı nebâtat

  • Bitki cinsleri.

efatih

  • Mantar ve ona benzer bitkiler.

Emzik / Bibs / Kidful

  • About Page template By Adobe Dreamweaver CC
    sample

    Bibs Kauçuk Emzik


    Söz konusu emzik olunca, BIBS Colour gerçek bir klasik. Yaklaşık 40 yıldır Danimarka'da tasarlanıp üretilen BIBS Colour emzikler, %100 doğal kauçuk ucuyla, hava akışı sağlayan delikleri ve cilt tahrişini önlemek için geliştirilen hafif eğimli yapısı ile gerçek bir efsane! BIBS Colour, yuvarlak ve yumuşak kauçuk uç kısmı ile anne memesine en yakın forma sahip olduğundan, çocuklar tarafından kolay kabul ediliyor. Anne memesini taklit ederek, emiş sırasında hava akışı sağlıyor. Ultra hafif ve sağlam yapısı ile bebeğinizi yormuyor. BPA, PVC ve phthalates gibi zararlı maddeler içermiyor ve dünyaca geçerli EN 1400 standardına göre üretiliyor. Hiçbir emzik markasında göremeyeceğiniz kadar fazla renk çeşitine sahip olan BIBS Colour, klasikleşen zamansız tasarımı ve elegant duruşu ile tasarım ve işlevselliği birleştiriyor. BIBS Colour, bir emzikten beklenen tüm detaylara sahip olmasının yanısıra; bir emzikten beklenmeyen güzellikte tasarımı ile, tüm dünyada hem anneleri hem çocukları kendine hayran bırakıyor…

    https://www.kidnkind.com/bibs

sample

Kidful Bitkisel Boyalı Emzik Askısı


KIDFUL Emzik Askıları, çocuk ürünlerinde kullanıma uygun olan, en kaliteli %100 gerçek deriler kullanılarak EN 12586 standartlarına göre üretilir. KIDFUL'un organik serisinde kullanılan boyalar tamamen bitkiseldir ve kimyasal madde içermez. KIDFUL'un özel olarak üretilen metal klipsi kurşun ve krom içermez. Metal klipsin kıyafetlere zarar vermemesi için, klips içerisinde plastik aparatı bulunur. KIDFUL emzik askısını, güçlü lastik ve güçlü bağlantı yapısı ile, uzun seneler yıpranma sorunu yaşamadan kullanabilirsiniz...
https://www.kidnkind.com/kidful


Kidnkind Emzik Anne Bebek ve Tekstil Ürünleri Ticaret Limited Şirketi


Web sitesi :www.kidnkind.com

Telefon : 0(216) 606 21 06

(www.kidnkind.com)

esans

  • Çeşitli yollarla bitkilerden elde edilen veya suni olarak yapılan, kokulu ve uçucu sıvı.

esbab-ı süfliye

  • Aşağı sebepler; yani müsebbebin yanında olan ve onunla beraber görünen sebepler (su ile bitkiler gibi; su sebeptir, onunla bitkilerin yeşermesi ise müsebbebdir.).

etene

  • Hayvanlarda ana ile cenin arasındaki kan alış-verişini temin eden organ.
  • Bitkilerde yumurtacıkların yumurtalığa yapışık bulundukları doku.

fagıre

  • Hind nilüferi denilen bitkinin kökü.

fahm-i nebati / fahm-i nebatî

  • Bitkisel kömür.

fasile / fasîle

  • (Çoğulu: Fesâil) Anababa, ebeveyn, âile.
  • Familya, bir cinsten olan bitkilerin hepsi.

fenn-i nebatat

  • Botanik ilmi; bitkileri inceleyen ve onlar hakkında bilgi veren ilim dalı.

fosil

  • Eski jeolojik devirlerde toprağa gömülerek kalmış bitki, hayvan; bunların parçaları veya izleri. (Fransızca)

füru-mande

  • Yorgun. bitkin. (Farsça)
  • Şaşkın, şaşırmış. (Farsça)
  • Âciz, beceriksiz. (Farsça)
  • Aşağıda, geride kalmış olan. (Farsça)

füru-mandegi / füru-mandegî

  • Yorgunluk, bitkinlik. Beceriksizlik. (Farsça)

gadiri / gadirî

  • (Gadiriyye) Gölde yaşayan hayvan veya bitki.

geven

  • Dikenli bir bitki.

giyah / giyâh / گياه

  • Nebat, bitki. (Farsça)
  • Bitki. (Farsça)

habl-ül mesakin / habl-ül mesakîn

  • Sarmaşık bitkisi.

hamze

  • Baklaya benzer bir bitki.

hanzale

  • Meyvesi acı bir bitki.

haraşif

  • (Tekili: Harşef) Balık pulları. Pul pul olan şeyler.
  • Yaprakları balık puluna benzeyen bitkiler.

hardal

  • Tohumları küçük bir bitki.
  • Çok küçük tohumları olan bir bitki.

hardale

  • Çok küçük tohumları olan bir bitki.

harşef

  • (Çoğulu: Harâşif) Kalkan balığı.
  • Balık pulu.
  • Enginar bitkisi.

harşuf

  • Enginar bitkisi.

haşhaş

  • Kapsüllerinden uyuşturucu bir madde olan afyon; tohumlarından da yağı çıkarılan bir bitki.
  • Hazırlıklı.
  • Silâhlı ve zırhlı topluluk.
  • Bir bitki türü.

haşr-i bahar

  • Bahar mevsiminde bitkilerden hayvanlara kadar bütün bedenlerin inşa edilmesi ve diriltilmesi.

haşr-i bahari / haşr-i baharî

  • Bahardaki diriliş, bahar mevsiminde bitkilerin ve hayvanların dirilişi.

haşr-i nebati / haşr-i nebatî

  • Bitkilerin öldükten sonra her baharda yeniden yaratılması.

hayat-ı nebat

  • Bitki hayatı.

hayat-ı nebatiye

  • Bitkilerin hayatı.

helile / helîle

  • Tıb: Tohumları tıbda müshil olarak kullanılan bir bitki.

hezil / hezîl

  • Zayıf, arık. Bitkin.

hilb

  • Asma yaprağı.
  • Ciğer.
  • Tırnak.
  • Tarp bitkisi
  • Zampara genç.

hububat / hububât / حُبُوبَاتْ

  • Tohumlar, taneli bitkiler.
  • Buğday mısır gibi taneli bitkiler.

humaz

  • Kırmızı çiçeği olan bir bitki çeşidi.
  • Kuzu kulağı.

hunsa

  • Hem erkek, hem de dişi olan.
  • Erkeklik ve dişilik alâmetlerini birlikte taşıyan bitki.

hüzal

  • Zayıflık, bitkinlik.

hüzul

  • Arıklık, bitkinlik, zayıflık.

ibşas

  • Bazı bitkilerin veya çiçeklerin birbirine sarılıp karışması.

ıhrit

  • İsmi işitilmeyen bitki.

ihriz

  • Bitkin, dermansız. Kımıldanmağa ve bir şey yapmağa hâli ve mecâli olmayan.

inbat

  • Bitki vs. bitirme, yeşertme; büyütme.

isas

  • Çok sık ve uzun saç veya bitki.

ışka

  • Sarmaşık adı verilen bir bitki.

istikak

  • Bitkilerin sık ve çok olmalarından dolayı birbirine dolaşık olmaları.

ıtr

  • Hoş ve güzel koku. Güzel kokulu şey.
  • Yaprakları güzel kokulu bir bitki.

jar

  • Zaif, takatsiz, bitkin.

kàfile-i nebatat / kàfile-i nebâtât

  • Bitkiler topluluğu.

kelal / kelâl

  • Yorgunluk. Bitkinlik. Usanç.
  • Göz nuru zayıf olmak, yorgun olmak.
  • Bitkinlik.

kelalet / kelâlet

  • Yorgunluk. Bitkinlik. Usançlık.
  • Bıçak ve kılıç gibi şeylerin kesmez olması.
  • Akrabalığı uzak olanlar. (Amcazâdeler topluluğu gibi).
  • Kör ve kesmez olan.

kinin

  • Ateşli hastalıkların ve özellikle sıtmanın tedavisinde kullanılan bir tür bitki.

küdu'

  • Soğuğun bitkilere zarar vermesi.

kunnebit

  • (Çoğulu: Kannâbit) Lahana cinsinden bir bitki.

kuvve-i inbatiye

  • Bitkilerin filiz verip yetişme yeteneği, kabiliyeti.

kuvve-i münbite

  • (Ağaç ve bitkileri) Bitirip yeşillendirme ve büyütme gücü.

lavanta

  • Çeşitli çiçek ve bitkilerden alınan esanslarla yapılan güzel kokulu sıvı.

leblab

  • Sarmaşık denen bir bitki.

makhuriyet

  • Kahrolmuşluk, ezilmişlik, bitkinlik. Allah'ın kahr ve gazabına uğrama.

marhuk

  • Kuşkonmaz bitkisi.

mefturane

  • Bitkin bir halde, bezmişcesine. (Farsça)

mefturiyet

  • Bıkkınlık, bitkinlik, bezginlik.

meskenet

  • Miskinlik. Tembellik. Uyuşukluk. Bitkinlik. Beceriksizlik. Fakirlik. Yoksulluk.

met'ub

  • (Ta'b. dan) Bitkin, yorgun.

mevalid-i selase / mevâlid-i selâse

  • Üç çocuk; dört unsurun (su, hava, toprak, güneş) birleşiminden meydana gelen madenler, bitkiler ve hayvanlar.

mide-i hayvaniye ve nebatiye

  • Hayvanî ve bitkisel mide.

muhcen

  • Kısa boylu ve suyu az olan bir bitki çeşidi.

nebat / nebât / نبات / نَبَاتْ

  • (Çoğulu: Nebatât) Topraktan yetişen, biten her çeşit şey. Bitki.
  • Yemen diyarında bir kabile adı.
  • Bitki.
  • Bitki.
  • Bitki. (Arapça)
  • Bitki.

nebatat / nebatât / nebâtât / نباتات / نَبَاتَاتْ

  • Bitkiler.
  • (Tekili: Nebât) Nebâtlar, bitkiler.
  • Bitkiler.
  • Bitkiler. (Arapça)
  • Botanik. (Arapça)
  • Bitkiler.

nebati / nebatî / nebâtî / نباتى / نَبَات۪ي

  • Bitki ile ilgili, bitki cinsinden.
  • Bitkisel, bitki ile ilgili.
  • Bitkisel. (Arapça)
  • Bitkiye âit, bitki kökenli.

nebati haşir / nebatî haşir

  • Bitkilerin öldükten sonra bahar mevsiminde yeniden diriltilmeleri.

nebati ve hayvani kuvveler / nebâtî ve hayvânî kuvveler

  • İnsandaki bitkisel ve hayvanî duygular.

nebatiyet

  • Bitkilere âit, bitkisel.
  • Bitki olma hâli.

nevabit / nevâbit

  • (Tekili: Nabite) Nebatlar. Bitkiler.
  • İmar ve ihdas.
  • Dünya ahvâlinden habersiz.
  • Taze, genç kimse.
  • Bitkiler.

nilüfer

  • Beyaz, mavi ve sarı çiçekler açan bir cins su bitkisi. (Farsça)
  • Bursa yakınlarında akan bir akarsu. (Farsça)

nizar

  • Zayıf, arık, düşkün, bitkin.

peçe

  • (Çoğulu: Peçegân) İnsan veya hayvan yavrusu.
  • Oğlan, çocuk.
  • Sarmaşık bitkisi.

reyhan

  • Güzel bir koku, hoş kokulu bir bitki.

rüste

  • "Çıkmış, bitmiş, yetişmiş" anlamlarına gelir ve birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Nev-rüste : Yeni yetişmiş bitki. (Farsça)

ruya

  • Yerden biten (bitki). (Farsça)

savtal

  • Havuç cinsinden çöğender adı verilen bir bitki.

sebete

  • (Çoğulu: Sebât) Ot, nebat, bitki.
  • Otu çok olan yer.

sebzevat / sebzevât

  • Yeşil bitkiler, yeşil nebatlar. (Farsça)
  • Yeşil bitkiler.

semum

  • Zehirli şey.
  • Sam yeli.
  • Gündüz vakti sıcak çölde esen pek sıcak rüzgar olup, bitki ve hayvanları mahveder.

serhas

  • Sivri uçlu bitki.

tabaka-i nebatiye

  • İnsanın bitkisel yönü.

taife-i nebatat / taife-i nebâtât

  • Bitkiler taifesi, topluluğu.

tecemmüm

  • (Bitki) büyüme, çoğalma.

tefarik

  • Büyük yapraklı ve beyaz çiçekli bir bitki; bir koku ismi.

tenebbüt

  • Bitmek, bitki gibi gelişmek.

ünbuş

  • (Ünbûşe) Bitki kökü. Kökü yerden takımıyla birlikte çıkarılan fidan.

vehf

  • Bitkinin yapraklanması. Uzama. Çoğalma, artma.

verak

  • Bitkilerle yer yüzünün yeşil olması.

vücud-u nebati / vücud-u nebâtî / vücûd-u nebâtî / وُجُودُ نَبَاتِي

  • Bitkisel varlık.
  • Bitki varlığı.

zahir

  • Yüksek şeref.
  • Neşv ü nemâ bulup, gelişip, etrafa sarılıp sarmaşmış bitki.

zakkum

  • Cehennem'de bir ağacın ismi, cehennemliklerin yiyeceği.
  • Gösterişi güzel, çiçekli ve zehirli meyvesi olan yâsemine benzeyen bir bitki ismi.
  • Bir bitki türü, cehennem ağacı.