LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te bey kelimesini içeren 91 kelime bulundu...

agsem

  • Beyazı siyahından daha fazla olan saç.

ak anber

  • Beyaz cins anber.

arz-ı beyza / arz-ı beyzâ

  • Beyaz dünya, kötülüklerden arınmış dünya.

ayes

  • Beyazlık, aklık.

balgam-ı cissi / balgam-ı cissî

  • Beyaz ve yoğun balgam.

bargir / bârgîr / بارگير

  • Beygir. (Farsça)

bay

  • Bey. Mir. Emir. Zengin. (Farsça)

bediülbeyan

  • Beyanındaki görülmedik güzellik.

beyanın felsefesi

  • Beyan ilminin felsefesi, hikmet ve gayesi.

beyt

  • Beyit, şiirde iki mısra.

beyza / beyzâ

  • Beyaz, parlak.

beyzan

  • Beyazlar, aklar.

bihnane

  • Beyaz ve has ekmek. (Farsça)

binamaz / bînamaz / بى نماز

  • Beynamaz. (Farsça)

bızr

  • Beyhûde, boşu boşuna.

cevher-i beyani / cevher-i beyanî

  • Beyâna dair cevher.

cezalet-i beyaniye

  • Beyan ilmine ait ve beyan sahasındaki cezâlet.

cüfaen

  • Beyhude, boşuboşuna, faydasız yere.

cülcülan-ı habeşe / cülcülân-ı habeşe

  • Beyaz haşhaş.

dahdar

  • Beyaz bez.

dimağ / dimâğ / دِمَاغْ

  • Beyin. Kafanın içi.
  • Beyin.
  • Beyin, kafanın içi; akıl, bilinç.
  • Beyin.
  • Beyin.

dürr-i nab / dürr-i nâb

  • Beyaz, parlak inci.

ebyat / ebyât / ابيات

  • Beyitler.
  • Beyitler. (Arapça)

ebyaz

  • Beyaz. Akça. Parlak. Daha parlak. Sefid olan.
  • Beyaz, aydınlık.

emaret / emâret / امارت

  • Beylik.
  • Beylik, emirlik. (Arapça)

emir / emîr / امير

  • Bey, başkan.
  • Bey, emirlik başkanı, emir. (Arapça)

esrar-ı beyaniye

  • Beyân ilminin sırları; söze sırlar katmak.

fasafıs

  • Beyaz söğüt dedikleri ağaç.

felsefe-i beyan

  • Beyan ilminin felsefesi, gaye ve hikmeti.
  • Beyan İlmindeki kaidelerin vaz'ediliş sebeb ve gayelerinin açıklanması.

gurr

  • Beyaz leke.

hadma'

  • Beyaz koyun.

halita-i dimaği / halita-i dimağî

  • Beyindeki karışım.

hane-i huda

  • Beytullah, Kâbe.

harac

  • Beyazdan ve siyahtan meydana gelen, iki renk olan.

hayal-i sefid

  • Beyaz hayal. (Farsça)

haytü'l-ebyaz

  • Beyaz iplik, fecir zamanı, ufukta bir çizgi şeklinde beliren ve giderek artan sabah ağartısı.

hediy

  • Beytullah için getirilen kurbanlar.

hukuk-u milel

  • Beynelmilel hukuk. Milletlerarası hukuk.

ıbare

  • Beyan etmek, açıklamak.

ibyizaz

  • Beyazlama, ağarma.

icare-i mün'akide

  • Bey'ide olduğu gibi in'ikad şartlarını tamamen câmi' olan icaredir.

ırk-ı ebyaz / عرق ابيض

  • Beyaz ırk.

isfid

  • Beyaz, ak. (Farsça)

kalhebe

  • Beyaz bulut.

kılyan

  • Beyaz nohut.

kırmaz

  • Beyaz ekmek.

kubbiti / kubbitî

  • Beyaz helva satan kimse.

kur'an-ı mu'ciz-ül beyan

  • Beyan ve ifadesi mu'cize olan Kur'an.

lafügüzaf

  • Beyhude, faydası olmayan söz. Boş laf, lakırtı. (Farsça)

lenf

  • Beyaz kan.

letafet-i beyaniye

  • Beyan ilmine ait güzellik ve şirin özellik.

maani-i beyaniye / maâni-i beyâniye

  • Beyân ve maânî ilimleri (beyân; teşbih, istiâre, mecaz, kinâye gibi konularından bahseder; maânî; sözün maksada uygunluğundan bahseder.).

marr-ül beyan / mârr-ül beyan

  • Beyânı yukarıda geçmiş olan.

me'mume

  • Beyine ulaşan yara.

mecleb

  • Beyaz çiçekli bir otun adı. (Adam boyu uzar ve yaprağı zerdaliye benzer.)

medeniyet-i sefihe / medeniyet-i sefîhe / مَدَنِيَتِ سَفِيهَه

  • Beyinsizce haramlara dalan medeniyet.

merih

  • Beyaz servi.

meşaş

  • Beyaz servi.

mir / mîr

  • Bey, amir.

miri toprak / mîrî toprak

  • Beytülmâle yâni devlete âit toprak.

mirza / ميرزا

  • Beyzade. (Farsça)

mösyö

  • Beyefendi.

mu'ciz-ül beyan

  • Beyanı herkesi âciz bırakan.

muaccele

  • Beylik ve evkaf kiralarından peşin alınan kısım.

müfasere

  • Beyan edişmek.

muheyh

  • Beyincik.

muhtelis

  • Beylik maldan çalan. Çalıp çırpan.

müsecher

  • Beyaz. Ak nesne.

mütehayyile

  • Beyinde hayal kurma merkezi.

natıf

  • Beyaz kaba helva.

nehar-ı ebyaz

  • Beyaz gündüz, gözün gündüz aydınlığına benzeyen beyazı.

neşasa

  • Beyaz yüksek bulut.

remma'

  • Beyaz tenli kadın.

sabhid

  • Bey, emir.

sahife-i beyaz

  • Beyaz sayfa.

salar-ı beyt-ül haram / sâlâr-ı beyt-ül haram

  • Beyt-ül Haram'ın reisi ve başkumandanı olan Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm.

san'at-ı beyaniye

  • Beyân ilmi ile ilgili san'at (beyân.

sefid / sefîd / سفيد

  • Beyaz, ak. (Farsça)

sefidi / sefidî

  • Beyazlık, aklık.

sefih / sefîh / سَف۪يهْ

  • Beyinsizce haramlara dalan.

sels

  • Beyaz boncuk dizilen iplik.

sepid / sepîd / سپيد

  • Beyaz, ak. (Farsça)

sihr-i beyani / sihr-i beyanî

  • Beyanın büyü gibi olan tesiri. (Hadis-i Şerife telmih var.)

sütre-i beyza / sütre-i beyzâ

  • Beyaz perde.

taab-ı dimaği / taab-ı dimağî

  • Beyin ve zihin yorgunluğu.

tebayü'

  • Bey'edişmek, bir malı diğer bir malla değişmek.

telafif-i dimağiye / telâfif-i dimağiye

  • Beyinde bulunan kıvrımlar.

tibyan

  • Beyan etme, açıklama.

ümm-üd dimağ

  • Beyin zarı.

vazah

  • Beyaz ve güzel yüzlü adam.

yed-i beyza / yed-i beyzâ

  • Beyaz, parlak el; burada mecaz olarak Kur'ân'ın mu'cizeli yapısı kastedilmiştir.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR