LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te belirme ifadesini içeren 30 kelime bulundu...

büruz

  • Zâhir olma, belirme, meydana çıkma. Çıkmak.

cilve

  • Görünme, belirme, naz.

derem

  • Baldır etli olduğundan dolayı topuğun görünmeyip belirsiz olması ve sâir kemiklerin etlilikten belirmeyip örtülmesi.
  • Ağızdan dişlerin dökülüp yerini et bürüyüp belirsiz olması.
  • Davarın yavaş yürüyüp adımlarını birbirine yakın atması.

hafud

  • Karnındaki yavrusunu âzası belirmeden düşüren deve.

inkişaf-ı fevkalade / inkişaf-ı fevkalâde

  • Olağanüstü bir şekilde ortaya çıkma, belirme.

mered

  • Kötülükte inad.
  • Sakal belirmemek, sakal çıkmamak.

mürd

  • (Tekili: Emrüd) Sakalı belirmemiş genç yiğitler.

nebz

  • Bir kimseyi ayıplamak. Kötü lâkabı takmak, istihzâ etmek.
  • İhtiyarlık işareti belirmek.

nevber

  • Turfanda meyve. (Farsça)
  • Memeleri yeni belirmeye başlamış kız. (Farsça)

taayyün / تعين

  • Belirme, görünme.
  • Ortaya çıkma, belirme. (Arapça)

taayyünat / taayyünât

  • Belirmeler.

tafv

  • Bir şeyin batmayıp su üzerinde kalması.
  • Ağaç üzerinde yaprağın belirmesi.
  • Bir işe girmek.
  • Hayvanın tepe üzerine çıkması.
  • Ceylânın koşması.

takannün

  • Kanunlaşma. Değişmez halde, kat'i olarak belirme.

teayyün

  • Bellibaşlı olmak.
  • Meydana çıkmak. Görünmek. Belirmek.
  • Anlaşılma. Zâhir ve âşikâr olma.

tebarüz / tebârüz

  • Belirme, görünme.

tebeyyün

  • Belli olma, belirme.

tecelli / tecellî

  • Görünme, belirme.

tecelli-i timsal / tecellî-i timsal

  • Görüntünün belirmesi, yansıması.

tecelligah / tecellîgâh

  • Belirme yeri.

tecelliyat / tecellîyât

  • Görünmeler, belirmeler.

temessülat / temessülât

  • Belirmeler, görünmeler.

teşahhus

  • Şahıslanma, belirme.

teşahhusat-ı vechiye / teşahhusât-ı vechiye

  • Yüze ait belirmeler, insanın simasındaki ayırdedilme özelliği.

teşahhusat-ı zahiriye / teşahhusât-ı zâhiriye

  • Dış belirmeler, dış kimlik.

tezahür / tezâhür / تظاهر

  • Meydana çıkma, belirme, görünme. Gösteriş.
  • Birbirini korumak, birbirine arka olmak.
  • Arkalaşmak; yâni birbirine yardım etmek.
  • Avretine zıhar etmek, yani zevcesinin arkasını validesinin arkasına teşbih ederek "zuhruki kezuhri ümmî" demek.
  • Belirme, görünme.
  • Belirme, görünme.
  • Ortaya çıkma, belirme. (Arapça)
  • Tezâhür etmek: Ortaya çıkmak, belirmek. (Arapça)

tezahür-ü rahmet

  • Rahmet belirmesi, görünmesi.

tezahürat / tezâhürât

  • Görünmeler, belirmeler.

tezahüriyet / tezâhüriyet

  • Belirme, ortaya çıkma.

usluc

  • (Çoğulu: Asâlic) Yeni belirmeğe başlamış ağaç budağı.

vücud taayyün etme

  • Varlık verilme, varlık olarak belirme.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın