LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te bekleyen ifadesini içeren 35 kelime bulundu...

amade / âmâde / آمَادَه

  • Hazır, emir bekleyen.

cezu'

  • Çok sızlanan, kıvranan, feryad eden. Allah'tan gayrısından imdad bekleyen.

der-kemin

  • Pusu bekleyen, pusuda olan. (Farsça)

fursat-cu / fursat-cû

  • Fırsat bekleyen, fırsat arıyan. (Farsça)

gardiyan

  • Hapistekileri bekleyen görevli.

haris / hâris

  • Muhafız. Bekçi.
  • Gözcü. Himaye eden. Bekleyen.

inayethah

  • İnayet isteyen, meded bekleyen. (Farsça)

intizar eden

  • Bekleyen.

mededhah / mededhâh

  • Meded isteyen, yardım bekleyen. (Farsça)

mehdi-i muntazır

  • (Şiilerin itikadına göre) Kıyameti bekleyen mehdi.

melhuf

  • Hasrette kalan.
  • Kederli, tasalı.
  • İmdad bekleyen.

mirsad

  • Gözetleme yeri. Rasad yeri.
  • Gözetleme âleti.
  • Suçluları gözleyip duran.
  • Pusu.
  • Suçlular için hazır bekleyen.

muhafızin / muhafızîn

  • (Tekili: Muhafız) Muhafızlar, bekçiler. Bir yeri koruyup bekleyen kimseler.

mümhil

  • (Mehl. den) Mühlet veren, bekleyen.

muntazır / منتظر / مُنْتَظِرْ

  • Bekleyen.
  • Bekleyen. Gözleyen. Birisinin gelmesini bekleyen.
  • Bekleyen.
  • Bekleyen. (Arapça)
  • Gözeten, bekleyen.

müntesıb

  • Bekleyen. Muntazır kimse.
  • Ayak üstüne dikilip duran.

murabıt

  • Kalbini Allah'a bağlayan.
  • Düşmanla karşılaşılacak yerlerde gözetip nöbet bekleyen.

mürtekıb

  • (Rükub. dan) Bekleyen, gözleyen, uman.
  • Göz hapsine alan.

müstagis

  • Medet bekleyen, yardım dileyen.

mustasrih

  • Bağırıp ağlayan. Meded bekleyen.

müstevki'

  • Bir şeyin vukuunu bekleyen, olmasını bekleyen.
  • Olacak diye endişelenen.

mütelevvim

  • Muntazır olan, bekleyen.

müterabbıs

  • Bekleyen.

müterakkıb

  • (Rükub. dan) Gözleyen, bekleyen.

müterassıd

  • (Rasad. dan) Gözeten, tarassud eden, bekleyen, kollayan.

mütevakkıf

  • Bir şeye bağlı olan, onunla iş görecek olan, ilerlemeyip duran.
  • Bekleyen, tevakkuf eden, duran, eğlenen.

naib

  • (Nevb. den) Vekil, birinin yerine geçen.
  • Şeriat hâkimi olan kadı vekili.
  • Nöbet bekleyen.

pad

  • Saklayan, hıfzeden. (Farsça)
  • Büyük, ulu. (Farsça)
  • Bekleyen, muhafaza eden, koruyan. (Farsça)

rakıb

  • Gözeten, bekleyen.

rasid

  • Muntazır, bekleyen kimse.
  • Avını bekleyen ve yaklaştığında hemen üzerine sıçrayan canavar.

rekub

  • Erkeğinin ölümünü bekleyen kadın.
  • Evlâdı durmayan avret.
  • Kalabalıktan suya yaklaşamıyan deve.

sabir

  • Tahammül eden, sabreden, bekleyen. Zorluğa karşı göğüs geren, hâlinden şikâyet etmeyip acı ve sızıya katlanan. Belâ ve musibete karşı şikâyet etmeyip Allah'a (C.C.) şükreden.

serhadlu / serhadlû

  • Hudut boylarını bekleyen, hudutlardaki kalelerde vazife gören askerler.

temcid pilavı

  • Mc: Tekrar tekrar bahsedilen şey, daima öne sürülen madde. Mükerreren ortaya sürülen bahis, yahut söylenilen söz. (Menşei: "Erkeğini sahura bekleyen kadının, pilavı yanmasın diye kaldırması ve soğumasın diye tekrar koyması" diye söylenir.)

türbedar / türbedâr

  • Türbe bekleyen.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın