LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te bat kelimesini içeren 98 kelime bulundu...

afil / âfil

  • Batıp gidici, geçici.

alafranga

  • Batı tarzında.

alihe / âlihe

  • Bâtıl ilâhlar, tanrılar.

battal

  • Bâtıl, hükümsüz.

bedih-ül butlan

  • Bâtıl olduğu âşikar surette belli. Bâtıl, haksız bir hüküm veya görüş olduğu herkesçe bilinen.

bedihü'l-butlan / bedîhü'l-butlan

  • Batıl ve yanlışlığı apaçık ortada olan.

butlan / butlân / بُطْلَانْ

  • Bâtıl, geçersiz, asılsız olma.
  • Batıllık, temelsizlik, çürüklük.
  • Batıl olma.

bütul

  • Bâtıl olmak.

cide

  • Batı Karadeniz bölgesinde Kastamonu vilâyetine bağlı bir ilçe.

debur / debûr

  • Batı rüzgarı, batı taraftan esen yel.

dühdün

  • Bâtıl nesne.

dühdür

  • Bâtıl nesne.

duhus

  • Bâtıl olmak.

düluk

  • Batma, güneş batması.

ebatıl / ebâtıl

  • Bâtıl ve boş şeyler.

edyan-ı batıla / edyan-ı bâtıla / edyân-ı bâtıla

  • Bâtıl dinler. Bozuk, hükmü hakikatten ayrılmış olan dinler.
  • Bâtıl dinler. Hak olmayan dinler.

efkar-ı batıl / efkâr-ı bâtıl

  • Bâtıl, asılsız fikirler.

efrenc / افرنج

  • Batılı, Avrupalı. (Arapça)

ekavil-i batıla / ekavil-i bâtıla

  • Bâtıl sözler, doğru olmayan sözler.

elsine-i garbiyye

  • Batı dilleri, garb lisanları.

ervah-ı afilin / ervâh-ı âfilîn / اَرْوَاحِ آفِلِينْ

  • Batıp giden ruhlar.

esasat-ı batıla / esasat-ı bâtıla

  • Batıl temeller.

fehlel

  • Bâtıl.

fireng / فرنگ

  • Batı, Avrupa. (Farsça)

firengi / firengî

  • Batı kültürü.

firenk

  • Batılı.

firenkmeşreb

  • Batılıların yolunda giden.

frengi / frengî

  • Batı dili, Batı ile ilgili.

frengistan / frengistân

  • Batı ülkeleri.

frenk

  • Batılı.

frenkçe

  • Batı diliyle.

frenkmeşreb

  • Batılıların izinde giden.

garb / غَرْبْ

  • Batı.
  • Batı.
  • Batı.

garben / غربا

  • Batıdan, garb cihetinden, batı tarafından.
  • Batıdan. (Arapça)

garbi / garbî

  • Batıya ait.

garbi anadolu / garbî anadolu

  • Batı Anadolu.

garbiyyun / garbiyyûn / غربيون

  • Batılılar, Avrupalılar. (Arapça)

garib

  • Batan.

garik / garîk

  • Batmış, boğulmuş.

gark / غَرْقْ

  • Batmak, suda boğulmak.
  • Batmak, suda boğulmak.
  • Batma, boğulma.
  • Batma.

gark olan

  • Batan.

garkan

  • Batarak, boğularak.

garp

  • Batı.

garp cemiyeti

  • Batı toplumu; Avrupa.

garp medeniyet-i sefihanesi

  • Batının sefih haldeki medeniyeti, haram zevk ve eğlencelere düşkün medeniyeti.

garplı

  • Batılı.

garplılaşma

  • Batılılaşma, Avrupa medeniyetini taklid etme.

garplılaşmak

  • Batılılaşmak.

garz

  • Batırma, sokma. İğne sokma.

gurub / gurûb / غروب

  • Batma.
  • Batma, batış.
  • Batma.
  • Batış. (Arapça)

gurub eden

  • Batan.

gurub etme

  • Batma.

gurub etmesin

  • Batmasın.

gurup

  • Batma.

gurup avanı / gurup âvânı

  • Batış anları.

halk-ı kur'an / halk-ı kur'ân / خَلْقِ قُرْاٰنْ

  • Batıl Mu'tezile mezhebinin ortaya attığı Kurânın yaratılmış olduğu fikri.

hārici / hāricî / خَارِج۪ي

  • Batıl itikadi bir mezheb.

hevahi / hevahî

  • Bâtıl nesne.

hikmet-i ecnebiye

  • Batı felsefesi.

hıns

  • Bâtıldan hakka veya haktan bâtıla meyletmek. Yeminini bozmak. Günah.

hubut

  • Bâtıl olmak. Beyhude, işe yaramaz olmak.

hurafe / خرافه

  • Batıl inanç. (Arapça)

i'tikadat-ı batıla / i'tikadât-ı bâtıla

  • Bâtıl, hak olmayan, asılsız şeylere inanışlar.

ibtal

  • Battal etmek. Çürütmek. Hükümsüz bırakmak.

ibtale

  • Bâtıl ve boş şey.

igmar

  • Batırmak.

igrar

  • Batırmak.

işa-i sani / işâ-i sânî

  • Batıdaki mer'î ufuk hattı üzerinde beyazlığın kaybolması ile başlayan vakit; güneşin üst kenarının ufk-ı mer'î altında on dokuz derece yüksekliğe indiği ve şafağın kaybolduğu tam karanlık vakit.

işraki / işrakî

  • Bâtıl İşrakiye felsefesine mensub. İşrakiyyunun dalâletten ve şirkten ibaret bâtıl ve hurafe fikirleri.

işrakiyye / işrâkiyye

  • Batıl bir felsefe.

jaje

  • Bâtıl, edebsizce olan söz. (Farsça)

kerempe burnu

  • Batı Karadeniz kıyısında Cide Kazasının sınırları içinde kalan kara çıkıntısı.

mağrib / مغرب / مَغْرِبْ

  • Batı, akşam.
  • Batı, garb, batı tarafında olan yerler.
  • Batı.
  • Batı.

mağribi / mağribî

  • Batılı, mağribli.

menabik

  • Batman.

merzaga

  • Bataklık, çamur.

merzagi / merzagî / مرزغى

  • Bataklık. (Arapça)

meslek-i batıla / meslek-i bâtıla

  • Bâtıl ve haktan uzak yol, yanlış meslek.

mu'tezile / مُعْتَزِلَه

  • Bâtıl i'tikādî bir mezheb.

mugterik

  • Batan, suda boğulan, garkolan.

müstağrak

  • Batmış, dolmuş.

nasih / nâsih

  • Battal eden, hükümsüz bırakan. Daha önceki hükmü kaldıran.

rububiyet-i batıla / rububiyet-i bâtıla

  • Bâtıl ilâhçılık, batıl rablık.

sebehlel

  • Bâtıl, boş, abes.

sefahet-i medeniyet

  • Batı medeniyetinin teşvik ettiği yasak zevk ve eğlenceye düşkünlük.

sevh

  • Batmak.

tagmis

  • Batırma, daldırma.

tango

  • Batı kaynaklı bir müzik ve bu müzik eşliğinde yapılan dans türü.

tasavvurat-ı batıla / tasavvurât-ı bâtıla

  • Batıl şeyleri zihinde canlandırma.

tavr-ı batıl / tavr-ı bâtıl

  • Bâtıl, hak olmayan tavır.
  • Bâtıl, kötü hal ve vaziyetler.

teammuk

  • Batmak, gömülmek.

tevehhüm-ü batıl / tevehhüm-ü bâtıl

  • Bâtıl ve hakka ters vehim.

uful / ufûl

  • Batış.
  • Batma, kaybolma.

umur-u batıla / umur-u bâtıla

  • Bâtıl şeyler, çürük fikirler.

vahl-gah / vahl-gâh

  • Bataklık. (Farsça)

vehm-i batıl / vehm-i bâtıl

  • Bâtıl ve gerçeğe uymayan vehim.

vilayat-ı garbiye / vilâyât-ı garbiye

  • Batı illeri.

yoga

  • Bâtıl Hind felsefe sistemi. Bunlar tam bir dalgınlık ve hareketsizlik ile ve çile çekmekle gayelerine ulaşacaklarını sanarlar.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR