LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te basit ifadesini içeren 46 kelime bulundu...

adileştirilmek / âdileştirilmek

  • Basitleştirmek, sıradanlaştırmak.

ami / âmî

  • Basit, sıradan.

bakteri

  • Basit, çekirdeksiz, bölünerek çoğalan tek hücreli canlılara verilen addır. Çeşitli şekilleri vardır: Kürevî (coccus), çubuk şeklinde (basil), virgül şeklinde (vibriyon), burmalı (spiril).Bakteriler ya tek tek, ya da birkaçı bir arada bulunmalarına göre de ayrı adları vardır. Havanın oksijeni ile yaş (Fransızca)

basitane / basitâne

  • Basitçe.
  • Basitçe.

besait / besâit

  • (Tekili: Basit) Basit şeyler. Mürekkeb ve memzuç olmayanlar.
  • Basit şeyler.

besatat

  • Basitlikler, karmaşık olmama.

besatet / besâtet

  • Basitlik. Düzgünlük. Sadelik. Düzlük.
  • Dilde düzgünlük.
  • Basitlik, sâdelik.
  • Basitlik, sadelik, yalınlık.

besatet-i efkar / besâtet-i efkâr

  • Fikir ve düşüncelerin basitliği.

cehl-i basit

  • Basit cehalet, karmaşık olmayan cahillik.

cihaz-ı basit

  • Basit bir organ ve cihaz.

cild-i basit

  • Basit cilt, deri.

edna / ednâ

  • Basit, küçük, aşağı.

el-basit / el-bâsit

  • (Bak. BÂSİT)

eleman

  • (Lât: Element) Unsur. Bileşik bir şeyi meydana getiren basit şeylerden biri. Bir bütünün parçaları.

emr-i cüz'i / emr-i cüz'î

  • Bireysel, ferdî iş; küçük ve basit bir iş.

endüstri

  • Sanayi, imalât, sanatlar. Hammaddeyi mâmul eşya hâline getirme. Bu da ikiye ayrılır. 1- Küçük sanayi: Ev ve atölyelerde basit âlet ve makinelerle eşya imalâtıdır. 2- Büyük sanayi: Su buharı, akaryakıt, elektrik, atom enerjisi gibi büyük çapta enerji kaynaklarından faydalanılarak fabrikalarda seri hâ (Fransızca)

esbab-ı adi / esbab-ı âdi

  • Âdi, basit sebepler.

esbab-ı basita-i camide-i tabiiye / esbab-ı basîta-i câmide-i tabiiye

  • Tabiata ait câmit, basit sebepler.

fi'l-i basit

  • Gr: Basit fiil, tek kökten yapılan fiil. Meselâ: Gitmek, gelmek, olmak gibi.

hadise-i cüz'iye-i gaybiye

  • Görünmeyen küçük ve basit olay.

hakaret-i zahiriye

  • Görünürdeki basitlik, önemsizlik.

hasis / hasîs

  • Âdi, basit, değersiz.
  • Basit, ufak, kötü.

hasis emir

  • Sıradan küçük, basit iş.

ihtisar

  • İcmâl etmek. Sözün kısaltılması. Kısaltmak.
  • Mat: Sadeleştirme, basitleştirme. Hesapta bir tenasübü en küçük haddine indirme.

iptidai / iptidaî

  • Basit, ilkel; ilköğretim seviyesi.

ır

  • t. Nağme, ezgi, basit türkü.
  • Ahenk, terâne.

karbon

  • Lât. Basit olup kömürleşmiş hâlde bulunan bir temel unsur. Kömür. Billurlaşmış halde kömürleşmiş cisim.

kaziye-i muhayyele

  • Man: Kizb olduğu mâlum iken nefsin ya münbasit ya münkabız olduğu kaziyye. Hayali olan hüküm.

kimya

  • Basit cisimlerin hususiyetlerini, bu cisimlerin birbirlerine olan tesirlerini ve bundan ileri gelen birleşmeyi inceleyen ilim. Basit maddelerdeki değişikliği anlamağa çalışan ilim kolu.
  • Edb: Aşk.
  • İlâç.
  • Tas: Mevcud olana kanaat ve elde edilmesi mümkün olmayana ait arzu

kompleks

  • Bir anda kavranamıyacak şekilde çeşitli sebeblerden, unsurlardan meydana gelmiş. (Fransızca)
  • Basit olmayan. Mürekkep. (Fransızca)
  • İnsanların davranışlarına, ruh hâllerine yön veren birbirine bağlı şuuraltı hayallerinin bütünü. (Fransızca)

merkum

  • (Rakam. dan) Yazılmış. Adı geçmiş. Rakamla söylenmiş. Sayılmış.
  • Basit ve âdi insan.

mevadd-ı süfliye

  • Alçak ve basit maddeler.

müfred

  • (Müfret) Tek, yalnız. Müteaddid olmayıp yalnız birden ibaret olan.
  • Basit, mürekkeb olmayan.
  • Gr: Yalnız bir şey veya şahsa işaret eden veya bire mahsus olan kelime. Cemi veya tesniye olmayan.
  • Edb: Başı ve sonu olmayan tek ve kafiyesiz beyit.
  • Tek, yalnız, basit, tekil.

müfredat

  • Basit şeyler.
  • Toptan bilinen şeylerin ayrıntıları.
  • Bir bütünü meydana getiren şeylerin her biri.
  • Bir şeyin içindekiler.
  • Basit ve gayr-i mürekkeb şeyler.
  • Toptan mâlum olan şeylerin tafsilâtı, birer birer zikrolunmuşları.
  • Edb: Tek tek ve ayrı ayrı beyitler.
  • Gr: Bir ibareyi meydana getiren kelimelerin her

mürekkeb

  • Birleşik olan, parçalanabilen. Basitin zıddı.

sade / sâde / ساده

  • Basit, karışık olmayan, katıksız. (Farsça)
  • Saf, gösterişsiz, lüzumsuz bulunmayan. (Farsça)
  • Tek katlı. (Farsça)
  • Ancak, yalnız. (Farsça)
  • Süssüz. (Farsça)
  • Derin düşünemiyen, saf adam. (Farsça)
  • Basit. (Farsça)
  • Yalın. (Farsça)
  • Süssüz. (Farsça)
  • Sadece. (Farsça)

sazec

  • (Çoğulu: Sevâzic) Sâde, basit.

sevazic

  • (Tekili: Sâzec) Sâde ve basit şeyler.

süfla

  • (Sâfil. den) Daha alçak, adi.
  • Günah ve basit işlere mahsus.
  • Kılıksız, kıyafetsiz.

suret-i basitane-i zahirane / suret-i basitâne-i zahirâne

  • Görünüşteki basit şekil.

suret-i sehl ve basita

  • Kolay ve basit şekil, suret.

suret-i sehl ve basite / sûret-i sehl ve basite

  • Kolay ve basit şekil.

tasavvur-u basit

  • Basit düşünce.

unsur

  • Kimyevî maddeden her biri. Mürekkeb cisimlerde bulunan basit maddelerin her birisi.
  • Umumdan ayrılan kısım.
  • Tam olan şeyin her bir parçaları.
  • Madde, esas, kök. Element.

üslub-u mücerred / üslûb-u mücerred

  • Sade, basit üslûp.

üslub-u mücerret / üslûb-u mücerret

  • Sade, basit üslûp (Bu üslûpta tabiîlik, akıcılık, kısalık, mânâ ve maksada yetecek kadar izah nitelikleri vardır. Ders kitaplarında, günlük hayatta ve konuşmalarda genellikle bu üslûp kullanılır).

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR