LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te bart ifadesini içeren 32 kelime bulundu...

balahani / bâlâhânî

  • Bir şeyi aşırı derecede yüksek gösterme, abartma, şişirme. (Farsça)

basala

  • Tıb: Vücudun her hangi bir yerinde yaradılıştan olan kabartı.

bilamübalağa / bilâmübalâğa

  • Mübalağasız, abartmasız.
  • Abartısız.

darb-zen

  • Mâdeni levhalar üzerine kabartma olarak nakışlar işleyen. (Farsça)
  • Kale döven. (Farsça)

habbeyi kubbe yapma

  • Bir şeyi olduğundan çok büyük gösterme, çok abartma.

halc

  • Pamuğu temizlemek, havalandırmak ve kabartmak için yay ile atmak.

havariyyun

  • Hz. İsa'nın (A.S.) yardımcı ve sahabeleri olan 12 kişinin hepsine birden verilen isim. Bunlar: İsa'nın (A.S.) Petrus adını verdiği Yunus'un oğlu Simun, kardeşi Andreas, Yakub, Zebedi'nin oğlu Yuhanna, Filipus ve Bartholomaeus, Matta ve Tomas, Alte'nin oğlu Küçük Yakub, Gayur Simdeu, Yakub'un oğlu Ya

iğrak / iğrâk / اغراق

  • Boğma. (Arapça)
  • Abartma. (Arapça)

ihtital

  • Gizli söylenen sözü dinleme. Kulak kabartma.

kitabe

  • Kabartılarak veya oyularak sert levhalar üzerine yazılan yazı. Levha olarak yazılan manzum olmayan nesir halinde levha yazma ilmi.
  • Mezartaşı yazısı.

klişe

  • Matbaada tipografik baskıda kullanılan kabartma resim veya yazılar çıkarılmış madeni levha. (Fransızca)

mübalağa / mübâlağa / مبالغه / مُبَالَغَه

  • Bir şeyi çok büyütme, abartma, küçük bir şeyi büyük gösterme.
  • Abartma.
  • Abartı.
  • Abartma. (Arapça)
  • Abartı. (Arapça)
  • Mübalağa edilmek: Abartılmak. (Arapça)
  • Mübalağa etmek: Abartmak. (Arapça)
  • Abartartma.

mübalağacı / mübalâğacı

  • Abartan.

mübalağacuyane / mübâlağacûyâne

  • Abartırcasına.

mübalağakarane / mübalâğakârane / mübâlağakârâne

  • Abartarak.
  • Abartırcasına.

mübalağalı / mübalâğalı

  • Abartılı.

mübalağasız / mübalâğasız

  • Abartısız.

mübalagat / mübalâgat

  • Mübalâğalar, abartılar.

mübalağat / mübalâğat

  • Aşırılıklar, abartmalar.

muhaddir

  • Şişiren, kabartan.

muhammir

  • (Hamr. dan) Tahmir eden. Mayalayan. Ekşitip kabartan. Yoğuran.

muhtemer

  • Mayalandıran. Ekşiyip kabartan.

müsennem

  • Kabartma. Kabartmalı olarak hakkedilmiş olan.
  • Ev çatısı veya dam şeklinde olan.

mütehalhıl

  • Kabarmış veya kabartılmış olan. Açılıp parçaları ayrılmış olan.

naht

  • Ağacı yontmak suretiyle kabartma şekiller yapma san'atı.
  • Yontma, oyma.

nakkar

  • Müzik, çalgı.
  • Gagalıyan.
  • Ağaç, taş ve madeni eşyayı oyarak ve çukurlaştırıp kabartarak ona mücessem şekiller veren sanatkârlar.

samid

  • Yükselen, başını kaldırıp göğsünü kabartan.
  • Hayrette kalan.
  • Gafil.

sündüs

  • Sırmadan kabartma deseni. Eski bir çeşit ipekli kumaş. Parlak renkli, çiçekli, işlemeli, nakışlı olarak dokunmuş ipek kumaş. Altun veya gümüş tellerle işlemeli ve nakışlı olarak dokunmuş ipek kumaşlardan biri.

suretlerin tahrimi / sûretlerin tahrimi

  • Resimlerin haram kılınması, yasaklanması; haset, gurur, riya, şehvet gibi nefsanî duyguları kabartan ve İslâmiyetin sakındırdığı sonuçların doğmasına sebep olan resimlerin, fotoğrafların yasaklanması.

tebhal

  • (Tebhâle) Dudak kabartısı.

teşrifatçı elfaz / teşrifatçı elfâz

  • Süslü ve abartılı sözler.

tevrim

  • Gazaba getirme, öfkelendirme.
  • Verem etme, verem edilme.
  • Bedenin azâsını şişirip kabartmak.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın