LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te balçık ifadesini içeren 57 kelime bulundu...

aleka / علقه

  • (Çoğulu: Alekat) Yapışkan balçık, çamur.
  • Kan pıhtısı.
  • Uyuşmuş kan.
  • Sülük.
  • Kan pıhtısı. (Arapça)
  • Balçık. (Arapça)

atyan

  • (Tekili: Tîn) Çamurlar, balçıklar.

berka'

  • (Çoğulu: Berkavât) Yüksek yer.
  • Taşlı balçık.

celef

  • Yerden balçık küremek ve gidermek.

davita

  • Havuzun dibinde olan balçık.
  • Çöküklük.
  • Suyu çok olduğundan elde durmayan sıvı hamur.

dekele

  • Sıvı balçık. Kuvvetleriyle gururlanıp sultanın emrine uymayan kavim.

dırga

  • Sıvı, balçık.

ebarik

  • Balçıklı, kumlu yer.
  • (Tekili: Ebrak) Alaca atlar.

ebrak

  • Fazlaca parıltılı.
  • Taşlı, kumlu, balçıklı yer.
  • Alaca renkli at.
  • İki renkli lekeli bir şey.

evhal

  • (Tekili: Vahal) Sıvalar, balçıklar, çamurlar.
  • Mekânlar, hâneler, evler, durulacak veya oturulacak yerler.

feraşe

  • Pervane denilen kelebek.
  • Kilit damağı.
  • Su gittikten sonra yer üstünde kalıp kuruyan balçık.
  • Az su.
  • Hafif kimse.

garin / garîn

  • Havuz dibinde olan balçıklı su.
  • Her nesnenin kap dibinde kalan çöküğü, tortusu.

gazra

  • Ucuzluk.
  • Hayır.
  • Özlü balçık.

gil / گل

  • Kil, çamur, balçık.
  • Su ile ıslanmış toprak, balçık. Lüleci çamuru, kil. (Farsça)
  • Çamur, balçık. (Farsça)
  • Kil. (Farsça)

gırbil

  • Havuzun dibinde kalan balçıklı su.
  • Bardak ve şişenin dibinde olan tortu.

hama'

  • Kara balçık.

hame

  • Balçık, çamur

hame'

  • Uzun müddet su ile yumuşayıp değişmiş cıvık ve kokar çamur. Balçık.

hamein mesnun

  • Değişken balçık.

hamie

  • Balçıklı, çamurlu.

har

  • (Her) Merkep, himar, eşek. (Farsça)
  • Çay ve havuz diplerinde olan balçık. (Farsça)
  • Mc: İdraksiz kimse. (Farsça)
  • Kargaşa. (Farsça)

harmed

  • Kokusu ve rengi değişen.
  • Kara balçık.

hemaluş

  • Kara balçık.

hulb

  • Kuyu dibinde olan balçık.
  • Ağaç dibinden çıkan budağın yaprağı.
  • Lif.

kerbele

  • Ayaklarda olan gevşeklik. Yürüdüğünde balçık içinde yürür gibi yürümek.
  • Buğday ve arpa gibi hububatın kalburlanması.

kırkıs

  • Küçük üvez.
  • Köpeği çağırmak.
  • Yüzük yapılan özlü balçık.

kulaa

  • Suyu emip yarılmış ve yerden koparılmış balçık.
  • Büyük taş.

lazuk

  • Yapışkan nesne.
  • Yapışkan balçık.

magre

  • (Çoğulu: Migrât) Aşı dedikleri kırmızı balçık.

matain

  • (Tekili: Matin) Balçıkla sıvanmış yerler.

matin / matîn

  • (Çoğulu: Metâyın) Balçıklı yer.

matita / matîta

  • (Çoğulu: Metâyıt) Havuz dibinde kalan balçıklı bulanık su.

meder

  • Tezek, toprak tezeği.
  • Çakıl. Kuru çamur. Kuru balçık.
  • Köy, mahalle.

memdude

  • Balçıklı ve kesekli yer.

miş'

  • Aşı dedikleri kızıl balçık.

mutayyen

  • Balçıklanmış, sıvanmış.

radga

  • (Çoğulu: Radg-Ridag) Sulu ve sıvı balçık.

rahih

  • Yumuşak, sulu balçık.

rezag

  • Sıvı balçık.
  • İnce çamur.

sabil

  • Gezkere denilen nesne. (Onunla ters, balçık ve gayri ne olursa taşırlar).
  • Yolcu kimse.

salsal

  • Kuru balçık. Kumla karışıp kurumuş olan balçık.
  • Çok anırgan eşek.

se'te

  • (Çoğulu: Set) Kara balçık.

serer

  • (Çoğulu: Esirre) Ayın son gecesi.
  • Ebenin doğan çocuğun göbeğinden kestiği parça.
  • Mantar üstünde olan kabuk, balçık, toprak (Bu mânâya Çoğulu: Esrâr ve C: Esârir).

sermeta

  • Yaş balçık.

siya'

  • Samanlı balçık.

sülale

  • Sıkınca parmakların arasından dışarı çıkan safi balçık.
  • Meni akıntısı.

şürruf

  • Ters ve balçık taşımada kullanılan ve tezkere denilen âlet.

tamele

  • Havuzun dibinde kalan balçık ve tortu.

tasre

  • (Süt) koyu olmak.
  • Su dibinde olan balçık.
  • Balçıklı su.
  • Dirlik, iyi olmak.

tayyan

  • Balçık yapan kimse.

temşik

  • Kırmızı balçıkla renk etmek.

tin / tîn

  • (Çoğulu: Etyân) Balçık.
  • Mektup gibi şeyleri mühürlemek.

tine / tîne

  • (Tıynet) Balçık.
  • Hilkat, yaratılış.

tıyn

  • Çamur. Balçık.

türnuk

  • Sel yolunda arta kalan balçık.

vahl

  • Sıvı çamur. Balçık. Tîn-i rakik.

vath

  • Kuşların burnuna ve ayağına necasetten veya balçıktan yapışıp kalan nesne.