LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te bölme ifadesini içeren 38 kelime bulundu...

a'mal-i erbaa / a'mâl-i erbaa

  • Mat: Dört işlem. (Toplama, çıkarma, çarpma, bölme.)

ahyaz

  • (Tekili: Hayiz) Odalar, bölmeler, bölümler.

aska' / askâ'

  • (Tekili: Suk) Çeşme duvarlarının bölmeleri.
  • Bölgeler.

bağdadi / bağdadî

  • Bağdad şehrine mensub. Bağdad ahalisinden olan. Bağdadlı.
  • Dar, ensiz tahta pervazlarından yapılmış ve üstü sıvanmış bölme veya tavan.

camekan / câmekan / جامكان

  • Camlı bölme. (Farsça - Arapça)
  • Vitrin. (Farsça - Arapça)

fasıla / fâsıla

  • Aralık, ara, bölme.
  • Ayıran, bölen, Kur'ân-ı Kerim âyetlerinin sonları.

habih

  • Ağaçla vurmak.
  • Bölmek.

haciz

  • Ayıran. Bölen.
  • Vücudun içindeki bazı uzuvları ayıran karın zarı gibi zarların adı.
  • Haczeden. Borcunu ödeyemeyenin diğer mallarına el koyan.
  • Tıb: Bâdemin içindeki bazı oyukları ayıran bölme zarlarına denir.

harflerin taktii / harflerin taktîi

  • Harflerin kesik olması, harflere bölme.

haz'

  • Muhalefet etmek.
  • Taksim etmek, bölmek, paylaştırmak.

ifraz / ifrâz / افراز

  • Bütünden parça ayırma. Bölme.
  • Parçalara bölme. (Arapça)
  • Parselleme. (Arapça)
  • Salgı. (Arapça)
  • İfraz edilmek: Salgılanmak, çıkarılmak. (Arapça)

islas

  • Üçe bölme. Üç aded yapma.

istifnan

  • Cins cins ayırma. Mâhirane bölme.

kasm

  • Bölmek.
  • Ayırmak.
  • Bahsetmek.
  • Kesmek.

kesir darbı

  • Bölme işleminde paydanın çarpılarak büyütülmesi.

kısmet / قسمت

  • Bölmek ve ayırmak. Bahşetmek. Taksim etmek.
  • Fık: Hisse-i şâyiayı, yani, taksim olunmamış maldaki hisseleri sahiplerine tahsis etmektir.
  • Nasip, pay. (Arapça)
  • Bölme. (Arapça)

kütübhane

  • Kitapların bulunduğu salon veya bina.
  • Belli bir kaideye göre tasnif edilmiş kitaplardan meydana gelen bütün.
  • Kitap koymağa yarayan bölmeli dolap.

loca

  • İtl. Bazı toplantı yerlerinde bir veya birkaç seyirciye mahsus hususi odacıklar.
  • Hücre, küçük bölme.
  • Masonların toplandıkları yeri.

mahfel

  • Kapalı bölme, oda.

nısaf

  • Bir şeyi tam olarak ikiye bölme.

nısfiyet

  • Yarımlık. Yarı yarıya bölme.

sebr ve taksim

  • Mantıkta kullanılan bir ispatlama yöntemi; bir şeyi kısımlara bölmek, sonra bütün bu kısımları sırayla çürüterek son kalan kısmın doğruluğunu ispat etmek.

ta'şir

  • (Çoğulu: Ta'şirât) (Öşr. den) Öşürünü alma. Onda birini alma.
  • Ona bölme.

taksim / taksîm / تقسيم

  • (Kısım. dan) Bölme. Parçalara ayırma.
  • Bölme.
  • Bölme. (Arapça)
  • Bölüm. (Arapça)
  • Bölü. (Arapça)
  • Taksîm edilmek: Bölünmek. (Arapça)
  • Taksîm etmek: Bölmek. (Arapça)

taksimat / taksimât / تقسيمات

  • Bölmeler.
  • Taksimler. Bölmeler. Cüz cüz ayırmalar.
  • Bölümlendirme, bölme. (Arapça)

takti'

  • Kesme. Kesilme. Parça parça etme. Parçalara bölme.
  • Parçalamak, kesmek, bölmek.

takti-i huruf / taktî-i huruf

  • Harflerin bölünmesi, kesilmesi; harflere bölme.

tansif

  • (Nısıf. dan) Yarı yarıya bölmek. Ayırmak.
  • Yarı yarıya bölme.

tansif etmek

  • İkiye bölmek.

teb'ız

  • Bölmek, bölük bölük etmek, bir kısma ait etmek, parçalamak.

teb'iz

  • Bölmek. Bölük bölük etmek. Bir kısma ait etmek.

tebiz / tebîz

  • Ayırma, bölme.

teczie / تجزئه

  • (Cüz'. den) Kısım kısım ayırma, doğrama, ufaltma, bölme.
  • Parçalara ayırma, bölme. (Arapça)

tenasuf

  • Yarıya bölmek.

tensif

  • İkiye bölmek.

terbi'

  • Gazelin her beytine ikişer mısra ilâve ederek onu âdeta murabba (dörtlük) şekline koyma.
  • Dörde bölme.
  • Dört köşe etme.

terek

  • Eski Türk odalarına, insan boyu yüksekliğinde olmak üzere duvarlara boydan boya yapılan raflara verilen addır. Dükkânlarda eşya koymağa mahsus bölmeli raflara da terek denilir.

tesmin

  • (Sümn. den) Sekizleme. Sekize bölme. Sekize çıkarma.
  • Bir şeye kıymet biçme.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın