LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ayr kelimesini içeren 121 kelime bulundu...

alam-ı firak / âlâm-ı firak / آلَامِ فِرَاقْ

  • Ayrılık elemleri, acıları.
  • Ayrılık acıları.

alettafsil / alettafsîl / على التفصيل

  • Ayrıntılı olarak. (Arapça)

anded

  • Ayrılık, firak.

bila-tefrik / bilâ-tefrik

  • Ayrım yapmaksızın.

bittafsil / bittafsîl / بالتفصيل

  • Ayrıntılı olarak, uzun uzadıya. (Arapça)

cihet-i infikak / cihet-i infikâk

  • Ayrılma, çözülme yönü.

cüda / cüdâ / جدا / جُدَا

  • Ayrılık. Ayrılmış. (Farsça)
  • Ayrılık, ayrılmış.
  • Ayrı, ayrılmış.
  • Ayrı. (Farsça)
  • Cüda kalmak: Ayrı düşmek, uzak kalmak. (Farsça)
  • Ayrı, ayrılmış.

cüdayi / cüdâyî / جدایى

  • Ayrılık. (Farsça)

dug

  • Ayran. (Farsça)

duğ / dûğ / دوغ

  • Ayran. (Farsça)

elfirak

  • Ayrılma, ayrılık sözü.

fark / فرق

  • Ayrılık, başkalık.
  • Ayrıcalık, ayrılık. (Arapça)

feri / ferî

  • Ayrıntılarla ilgili.

feriyye

  • Ayrıntılar.

fırak

  • Ayrılık.

firak / firâk / فراق / فِرَاقْ

  • Ayrılık. Ayrılmak. Hicran.
  • Ayrılık.
  • Ayrılık.
  • Ayrılık.
  • Ayrılık.

firaz

  • Ayrılmak.

firkat / فرقت / فِرْقَتْ

  • Ayrılık.
  • Ayrılık.
  • Ayrılık. (Arapça)
  • Ayrılık.

firkatli

  • Ayrılık dolu.

fisal / fisâl

  • Ayrılmışlar.

fitne

  • Ayrılık, karışıklık, kargaşa; insanı hak ve hakîkatten saptıracak şey. İnsanları sıkıntıya, belâya düşüren, müslümanların zararına sebeb olan iş. Düşmanlığa sebeb olan şey.

füruat / fürûat

  • Ayrıntılar.

fuzaz

  • Ayrılmış ve dağılmış nesne.

gayr-ı mütecezzi / gayr-ı mütecezzî

  • Ayrılamayan, bölünemeyen.

gayriyet

  • Ayrılık. Gayrılık.

hanin / hanîn

  • Ayrılık acısıyla inleme.

har-ı firkat / hâr-ı firkat

  • Ayrılık acısı.

hecr / هجر

  • Ayrılık. (Arapça)

hicr / هجر

  • Ayrılık. (Arapça)

hicran / hicrân

  • Ayrılık, ayrılık acısı.

hicran-zede

  • Ayrılmış, üzüntülü, hicrâna uğramış.

hırkat

  • Ayrılık ateşi.

hususa

  • Ayrıca, hususen, başkaca.

ifraz / ifrâz

  • Ayrılma, akma, salgı.

iftirak / iftirâk / افتراق

  • Ayrılma.
  • Ayrılma.
  • Ayrılık. (Arapça)

iftirakat

  • Ayrılıklar. İftiraklar. Parçalanmalar.

ihtilaf

  • Ayrılma, ayrışma, çözülme.

ihtilaf u tefrika / ihtilâf u tefrika

  • Ayrılık ve anlaşmazlık.

ihtilafat / ihtilâfât

  • Ayrılıklar, anlaşmazlıklar, uyuşmazlıklar.

imtiyaz / imtiyâz / اِمْتِيَازْ

  • Ayrıcalık, ayırd edici özellik.
  • Ayrıcalık.
  • Ayrıcalıklı olma.

imtiyazat / imtiyazât

  • Ayrıcalıklar.
  • Ayrıcalıklar.

imtiyazlı

  • Ayrıcalıklı.

infikak / infikâk / انفكاک

  • Ayrılma.
  • Ayrılma, ayrışma.
  • Ayrılış. (Arapça)

infisal / infisâl / انفصال

  • Ayrılma.
  • Ayrılma.
  • Ayrılma. (Arapça)

inhilal / inhilâl

  • Ayrışma, dağılma.

ırk

  • Ayrı soyda olan, ayrı dilde konuşan değişik kültüre sâhip, şeklî özellikleri bulunan insan topluluğu, millet.

istikra / istikrâ

  • Ayrı ayrı olaylardan genel bir hüküm çıkarma.

istimaze

  • Ayrılma, ayrı durma, açıkta bulunma.

istisna / istisnâ

  • Ayrılık, kural dışı.

itizal / îtizâl

  • Ayrılma, sapma.

jerfbin / jerfbîn / ژرف بين

  • Ayrıntılı düşünen, dikkatli. (Farsça)

kabil-i tefrik

  • Ayrılabilir olma, ayrılması mümkün.

kàbil-i tefrik

  • Ayrılabilir olma, ayrılması mümkün.

lazım-ı gayr-ı müfarık / lâzım-ı gayr-ı müfarık

  • Ayrılması mümkün olmayan, terki câiz olmayan, ziyade gerekli, çok lüzumlu.

lüzum-u gayr-i münfek

  • Ayrılmazlık.

mahsusen

  • Ayrıca, bile bile, mahsus olarak.

mazire / mazîre

  • Ayran.

mazra

  • Ayran. Bir nevi yemek.

medar-ı imtiyaz / medâr-ı imtiyâz / مَدَارِ اِمْتِيَازْ

  • Ayrıcalıklı olma sebebi.

mehcur / mehcûr

  • Ayrılmış.

müban

  • Ayrılmış ve kesilmiş.

mübayenet / mübâyenet

  • Ayrılık, uymazlık, tutmazlık.

mufarakat

  • Ayrılık, ayrılmak.

müfarakat

  • Ayrılmalar.

mufarakat eden

  • Ayrılan.

mufarakat ederken

  • Ayrılırken.

mufasala

  • Ayrılma.

müfasale

  • Ayrılışmak.

mufassal / مُفَصَّلْ

  • Ayrıntılı.
  • Ayrıntılı.
  • Ayrıntılı olan.

mufassalan / مفصلا

  • Ayrıntılı biçimde.
  • Ayrıntılı olarak.
  • Ayrıntılı olarak. (Arapça)

mufassalen / مُفَصَّلاً

  • Ayrıntılı olarak.
  • Ayrıntılı olarak.

müfredat

  • Ayrıntılar, parçalar.

müfreze

  • Ayrılmış, ordudan ayrılmış birkaç müfreze.

munfasıl

  • Ayrılan, ayrılıp gelen.
  • Ayrılmış.

münfasıl

  • Ayrılmış.
  • Ayrılmış.

munfasıl / منفصل

  • Ayrı. (Arapça)

munfasılan

  • Ayrı ayrı olarak. Ayrılmış olarak. Munfasıl tarzda.

münfekk

  • Ayrılan.

müstefrez

  • Ayrılmış, tefrik edilmiş.

müstesna / müstesnâ / مُسْتَثْنَا

  • Ayrı tutulan.

mütefarık / mütefârık

  • Ayrı ayrı.
  • Ayrı ayrı.

mütefarik

  • Ayrı ayrı. Bir birinden farklı olan.

müteferrik / مُتَفَرِّقْ

  • Ayrı ayrı, parça parça.
  • Ayrı ayrı.

müteferrikan

  • Ayrı ayrı; parça parça.
  • Ayrı ayrı bir hâlde.

mütemayiz

  • Ayrı, seçkin.

ref-i imtiyaz

  • Ayrımcılığın, kayırmacılığın kaldırılması.

şak

  • Ayrılma, bölünme.

şeb-i firkat

  • Ayrılık gecesi, firkat karanlığı. (Farsça)
  • Ayrılık gecesi.

şeb-i hicran

  • Ayrılıkla geçirilen gece. Hicran gecesi.

sebeb-i iftirak

  • Ayrılık sebebi, bölünüp parçalanma nedeni.

sebeb-i ihtilaf / sebeb-i ihtilâf

  • Ayrılığa sebep.

şeref-i imtiyaz

  • Ayrıcalıklı, yüksek şeref.

şikak / şikâk

  • Ayrılık, parçalanma.
  • Ayrılma, bölünme.

tafsil / تفصيل

  • Ayrıntılı açıklama. (Arapça)

tafsil etmek

  • Ayrıntılı olarak açıklamak.

tafsilat / tafsilât

  • Ayrıntılar.

tafsilatlı / tafsilâtlı

  • Ayrıntılı. (Arapça - Türkçe)
  • Ayrıntılı.

tafsilen / tafsîlen / تفصيلا

  • Ayrıntılı olarak.
  • Ayrıntılı olarak, genişçe.
  • Ayrıntılı olarak. (Arapça)

tafsili / tafsilî

  • Ayrıntılı, geniş açıklamalı.
  • Ayrıntılı.

tahallül

  • Ayrışma.

tahlil / tahlîl / تحليل / تَحْل۪يلْ

  • Ayrıştırma, çözümleme, analiz. (Arapça)
  • Tahlil etmek: Değerlendirme yapmak, analiz yapmak. (Arapça)
  • Ayrıştırma.

tasavvu'

  • Ayrılmak, perâkende olmak.

tecezzi / tecezzî

  • Ayrışma, ufalanma.

teellüm-ü firak

  • Ayrılık acısı.

tefasil / tefâsîl / تفاصيل

  • Ayrıntılar. (Arapça)

teferru'at / teferru'ât / تفرعات

  • Ayrıntılar. (Arapça)

teferruat / teferruât / تَفَرُّعَاتْ

  • Ayrıntılar.
  • Ayrıntılar.
  • Ayrıntılar.

tefrii / tefriî

  • Ayrıntılamakla ilgili.

tefrika / تَفْرِقَه / tefrîka / تَفْر۪يقَه

  • Ayrılık, bölünme.
  • Ayrılık, dizi yazı.
  • Ayrılma, dağılma, anlaşmazlık.
  • Ayrılık, anlaşmazlık.

temayüz / temâyüz / تَمَايُزْ

  • Ayrılma, öne çıkma.

temayüz eden

  • Ayrıcalıklı olan, ayrılan.

temeyyüz / تَمَيُّزْ

  • Ayrılma, öne çıkma.

teşekkiyat-ı firak / teşekkiyât-ı firâk

  • Ayrılıktan gelen şikayetler.

tezayül

  • Ayrılmak.

tezerruk

  • Ayrılmak, dağılmak.

vaveyla-yı firak / vâveylâ-yı firak / vâveylâ-yı firâk / وَاوَيْلَايِ فِرَاقْ

  • Ayrılık feryadı.
  • Ayrılık feryâdı.

vaveylay-ı firak / vâveylây-ı firak / وَاوَيْلَايِ فِرَاقْ

  • Ayrılık feryadı.

veda / vedâ / وداع

  • Ayrılık.
  • Ayrılış, ayrılma. (Arapça)

yare-i hicran / yâre-i hicran

  • Ayrılık yarası.

yegan yegan / yegân yegân

  • Ayrı ayrı. Birer birer. (Farsça)

zelzele-i firak / زَلْزَلَۀِ فِرَاقْ

  • Ayrılık sarsıntısı.
  • Ayrılık sarsıntısı.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın