LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ayata ifadesini içeren 30 kelime bulundu...

ab-ı hayat

  • Kan. Ebedî hayata sebep olan hayat suyu (diye tâbir edilen) bu kelime, edebiyatta : "çok güzel ifâde, lâtif söz, parlaklık, letâfet" mânalarında geçer.
  • Tas : Aşk-ı hakiki, aşk-ı ilâhi, ilm-i ledün, mârifetullah'tan kinayedir. Âb-ı Hızır, âb-ı hayvan, âb-ı beka gibi isimlerle de söyle

adaptasyon

  • Tatbik etme işi. Bir şeyin bir başkasına göre ayarlanması. Bir canlının, yaşadığı muhite uyması işi. (Fransızca)
  • Yabancı dilde yazılmış bir eseri yerli adlar ile ve yerli hayata uydurarak çevirme. (Fransızca)

alaka-i hayat

  • Hayata olan ilgi.

ebedperest

  • Sonsuz hayata arzulu.

ehl-i dünya ve siyaset

  • Dünya ve siyasi hayata dalıp, âhireti düşünmeyenler.

facire

  • Kötü hayata alışmış, ahlâksız kadın. Günahkâr.

hadisat-ı hayatiye

  • Hayata ait olaylar.

hayati / hayatî

  • Hayatla ilgili, hayata dair.
  • Hayata ve yaşamağa ait. Hayatla alâkalı. Hayat için mecburi olan.
  • Mc: Çok önemli bir şeyin bağlı bulunduğu başka bir şey. Temel.

hayatperest

  • Hayata aşırı düşkün olan.

heluk

  • Helâk olucu, helâk olan.
  • Fâcire kadın. Kötü hayata alışmış kadın.

hidemat-ı hayatiye / hidemât-ı hayatiye

  • Hayata âit vazifeler, hizmetler.

hissiyat-ı hayatiye

  • Hayata ait duygular.

ihya

  • Diriltmek. Yeniden hayata kavuşturmak. Canlandırmak. Şenlendirmek. Uyandırmak.
  • Gece de uyumayıp çalışmak veya ibâdetle vakit geçirmek.

intizam-ı manevi ve hayati / intizam-ı mânevî ve hayatî

  • Hayata ve mânâya ait düzenlilik.

iş / îş

  • Yaşayış. Yaşamak. Zevk u safa sürmek.
  • Hayata medar olan ve geçinilen şeyler.
  • Ekmek. Gıda.

kuvveden fiile çıkarma

  • Bir düşünceyi veya potansiyeli hayata geçirme.

ma-bihi-l-hayat

  • Yaşamaya sebep olan, hayata vesile olan.

maslahat-ı hayat-ı içtimaiye

  • Sosyal hayata faydalı şey.

menfaat-i hayatiye

  • Hayata faydalı şeyler.

mensucat-ı ebediye / mensucât-ı ebediye

  • Sonsuz hayata ait dokumalar.

mesalih-i hayat / mesâlih-i hayat

  • Hayata ait faydalar.

mevadd-ı hayatiyye

  • Hayata lüzumu bulunan maddeler.

muhabbet-i hayat

  • Hayata olan bağlılık, sevgi.

neşv

  • Canlıların büyümesi, yetişmesi, boy atması. (Farsça)
  • Yeniden hayata gelmek. (Farsça)

ölgünlük

  • Bezginlik, bıkkınlık; hayata küsme.

saik-i hayat-ı ebediye / sâik-i hayat-ı ebediye

  • Sonsuz hayata, âhiret hayatına sevk edici, yönlendirici.

taha

  • ("Serdi" manasında fiil.) Yaymak, döşeyip düzgün sermek.
  • Arzın hayata münasip şekilde döşenmesi. Düzgün arz.

terhis

  • Askeri sivil, serbest hayata geçirmek. İzin ve ruhsat vermek. Serbest bırakmak.

tilmiz-i avrupa

  • Avrupa öğrencisi; Batı felsefesinden ders alan, hayata bu gözle bakan öğrenci.

vasıta-i vusul-ü hayat

  • Hayata kavuşma vasıtası, vesilesi.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR