LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te avut ifadesini içeren 34 kelime bulundu...

arnavut

  • (Rumca ve Arnavutçadan) Balkan yarımadasının batı tarafında oturan bir kavimdir. Osmanlı devrinde, Kosova, İşkodra, Manastır, Yanya vilâyetleridir. Şimdi müstakil bir devlet olup, Türkçede Arnavutluk şeklinde söylenir.

balkanlar

  • (Balkan Yarımadası) Yugoslavya'nın büyük kısmı ile Arnavutluk, Bulgaristan, Yunanistan ve Trakya'yı içine alan yarımada.

becbece

  • Çocuk avutmak için yapılan tuhaf hareketler, gürültü.

besa

  • (Arnavutça) Arnavut yemini.
  • Kan güden hasımlar arasında yeminle akdolunan anlaşma.

davudvari / dâvûdvârî

  • Davut alehisselâm gibi.

dil-ara / dil-ârâ

  • Gönül avutan, gönül süsleyen.

dil-asa / dil-âsâ

  • Gönlü rahatlandıran, avutan. (Farsça)

fazl

  • Âlimlere yakışır olgunluk.
  • İmân, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, tefâvüt, inayet.
  • Artmak.
  • Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak.

fistan

  • Kadınların bellerinden aşağı giydikleri geniş ve uzun elbise. Ayrıca Arnavutlarla Rumların, dizlerine kadar giydikleri kırmalı elbiseye de bu ad verilir.
  • Direklerin güverte ıskaçalarını sudan muhafaza için üzerine kalın bırandadan çevrilen kılıf.

hadaik-ı hassa / hadaik-ı hâssa

  • Saray bahçeleri. Bunlar biri saray içinde, diğeri saray dışında olmak üzere iki kısımdı. Saray içindeki bahçe ve bostan işleriyle meşgul olanlara "Has Bahçe Bostancıları"; saray dışındakilere ise "Hassa Bostancıları" denilirdi. Saray dışı bahçe ve bostanların bazıları şunlardı: Kadıköy bağı, Davut P

hati / hatî

  • Fakir kavutu.

isla'

  • Teselli verme, avutma.

işporta

  • (Arnavutça) Seyyar satıcı tezgahı.
  • Yayvan yemiş sepeti.

istimale

  • Avutmak. Meylettirmek. Cezbettirmek.
  • Gönül almak. Çok mal sahibi olmak.

micdah

  • (Çoğulu: Mecâdih) Kavut karıştırdıkları ağaç.
  • Menazil-i Kamerden bir yıldız.

mü'si / mü'sî

  • Kederli kimseyi avutan, gamlı kimseye teselli veren.

pılaçka

  • (Arnavutça) Tar: Muharebede ve yağmada alınan eşya, çapul.

şaklaban

  • Şen şatır, hoppa. Avutucu, aldatıcı. Güldürücü, soytarı.

sevik

  • (Çoğulu: Esvika-Sevik) Kavut adı verilen kavrulmuş un. Kavut satıcısına "sevvâk" denir.

sıhtit

  • Katı, şiddetli, şedid.
  • Çok yükselen toz.
  • Katıksız kavut denilen kavrulmuş un.

sükte

  • Çocukları avutup susturmada kullanılan şey.

te'siye

  • Teselli verme, avutma.

teessi

  • Sabır gösterme. Teselli bulup sabretme. Avutma.

tehdin

  • Çocuğu güzel sözlerle susturup avutma. Yalandan yüze gülüp medhetme.
  • Teskin etmek.

teselli / tesellî / تسلى

  • Avunma, avutma.
  • Avutma. (Arapça)
  • Tesellî vermek: Avutmak. (Arapça)

teselli vermek

  • Avutmak, acısını dindirmek.

teselli-amiz / teselli-âmiz

  • Teselli verici, avutucu, avundurucu.

teselli-pezir

  • Avutulabilir, avundurulabilir. (Farsça)

teselli-yab / teselli-yâb

  • Avunan, avutulan, teselli bulan. (Farsça)

tesellikar / tesellîkâr / تسلى كار

  • Avutan, teselli veren. (Arapça - Farsça)

tesliye

  • Avutma, teselli etme.

tesliyet

  • Avutma, teselli verme.

tesliyet-bahş

  • Avutucu, teselli verici. (Farsça)

tesliyet-kar / tesliyet-kâr

  • Avutucu, teselli verici. (Farsça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR