LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ask kelimesini içeren 135 kelime bulundu...

ahz-ı asker

  • Asker alımı.

andelib-i aşk

  • Aşk bülbülü.

apolet

  • Askerî üniformaların omuz kısmına takılan ve rütbeyi belirten sembol, işaret.

apulet

  • Askerlerin, sınıf ve rütbelerine göre sırma, ipek veya yünden omuzlarına taktıkları saçak. (Fransızca)

asakir / asâkir / عساكر

  • Askerler.
  • Askerler.
  • Askerler. (Arapça)

aşk / عشق

  • Aşk. (Arapça)

aşk u merak

  • Aşk ve merak.

aşkbazi / aşkbazî

  • Aşk oyunu. Sever görünmek. Aşk-ı kâzib. (Farsça)

asker / عسكر

  • Asker, er. (Arapça)

asker-gah / asker-gâh

  • Asker kampı, askeriyeye ait kamp. (Farsça)

askeri / askerî

  • Askere veya askerliğe ait, askere mahsus.

aşkname / aşknâme

  • Aşkı anlatan yazı.

aşknüma

  • Aşkını bildiren. Aşkını gösteren. (Farsça)

assubay

  • Ask: Çavuş, üst çavuş ve başçavuş diye rütbeleri olan, ücret alan ve resmi elbise giyen askerdir.

bakaya

  • Askerlik için son yoklaması yapıldıktan sonra istenildiklerinde gelmeyen kişiler.

bando

  • Askeri mızıka takımı.

başıbozuk

  • Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.

begaya

  • Askerin ön karakol takımı.

bezm-i aşk

  • Aşk meclisi.

bil'iştiyak

  • Aşk derecesinde severek.

binbaşı

  • Ask: Bin kişiye yakın olan bir tabur askere kumanda eden subay; yarbayın bir alt, yüzbaşının bir üst derecesidir.

cemaat-i askeriye

  • Askerî birlikler.

ceyş / جيس

  • Asker, ordu.
  • Asker. (Arapça)

cünd

  • Asker, asker topluluğu.

cüneyd

  • Askercik.

cünud / cünûd / جنود

  • Askerler.
  • Askerler.
  • Askerler.
  • Askerler.
  • Askerler.

dabire

  • Askerin bozulması.

daire-i askeriye

  • Askerlik dairesi.

dasitane-i aşk / dâsitâne-i aşk

  • Aşk hikâyesi ve destanı.
  • Aşk destanı.

deha-yı askeri / dehâ-yı askerî

  • Askerî dehâ, yüksek zekâ.

derece-i aşk

  • Aşk derecesi.

devair-i askeriye / devâir-i askeriye

  • Askerî daireler.
  • Askerî daireler.

divan-ı harp

  • Askerî mahkeme.

divanıharb / divânıharb

  • Askeri mahkeme.

erbaş

  • Ask: Subay ve assubayların dışında kalan rütbeli asker.

erkan-ı harp / erkân-ı harp

  • Askerlik ilminde uzman kimse, kurmay.

erzak-ı askeriyye

  • Askere verilen erzak.

esame

  • Askerlerin. ve bilhassa Yeniçerilerin kaydı, ulüfe defteri.

esna-i harb

  • Ask: Savaş anı, harb sırası, ceng zamanı, muharebe esnâsı.

esna-i tesadüm

  • Ask: Çarpışma anı, müsademe zamanı, vuruşma esnası.

fenn-i askeri / fenn-i askerî

  • Askerlik ilmi.

fenn-i askeriye

  • Askerlik bilimi.

fırka-i askeriye

  • Askerî fırka, tümen.

garam

  • Aşk, sevda, şiddetli arzu.

garnizon

  • Askerî birliklerin bulunduğu yer.

harbiye nazırı

  • Askerlik işleriyle alâkalı dairenin başında bulunan memura verilen ünvandır. Kuva-yı Milliyenin Anadolu'da kurduğu hükümette "Milli Müdafaa Vekili" adını taşıyan bu ünvan, Osmanlı Hükümetine 1908 Temmuz inkılâbı arifesinde kurulan Said Paşa kabinesiyle girmiştir. Ondan evvel "Serasker" adını taşıyor

harika-i sevda / hârika-i sevdâ

  • Aşk ateşi.

hayat-ı askeriye

  • Askerlik hayatı.

hayat-ı askeriyye

  • Askerlik hayatı.

haysiyet-i askeriye

  • Askerî şeref, onur ve itibar.

heyet-i askeriye

  • Asker topluluğu, ordu.

hissiyat-ı askeriye

  • Askerî duygular, hisler.

hizmet-i askeriye

  • Askerlik hizmeti.
  • Askerlik hizmeti. Askerlik vazifesi.

humbaracı

  • Ask: Yeniçeri teşkilâtı zamanındaki topçu eri. Bu teşkilâtın mensubları havan toplarıyla humbara attıkları için bu adı almışlardı.

idare-i askeriye

  • Askerlerin idaresi.
  • Askerlik işleriyle meşgul olan idare.

ihtiyacat-ı şedide-i aşknüma / ihtiyâcât-ı şedîde-i aşknümâ

  • Aşk derecesindeki şiddetli ihtiyaçlar.

ışk / عشق

  • Aşk. (Arapça)

ıslahat-ı askeriye

  • Askerlikte yapılan ıslahatlar. Askerî ıslahat.

istibdadat-ı askeriye

  • Askerî baskılar.

itaat-i askeriye

  • Askerin emre uyması.

kanun-u askeri / kanun-u askerî

  • Askerlik kanunu.

kanun-u askeriye

  • Askerlik kanunu.

kasatura

  • Askerlerin, bellerine bağlayıp taşıdıkları ve süngü gibi kullandıkları düz ve kısa kılıç.

kavanin-i askeriye

  • Askeri kanunlar.

ketibe

  • Asker bölüğü. Ordudan ayrılmış toplu alay. Düşmana çapul eden birkaçyüz kişilik süvari kolu.

ketibeperver

  • Askeri koruyan ve seven. Asker yetiştiren. (Farsça)

kışla

  • Askerlerin topluca barındığı büyük yapı; askerî birliklere ait bina.
  • Askerlerin barınmalarına mahsus bina veya yer.

leşker

  • Asker, ordu.
  • Asker. (Farsça)
  • Asker.

leşkeri / leşkerî

  • Askere ait. Askerle alâkalı. (Farsça)

leşkerkeş

  • Asker çeken. Askerleri idare eden. Kumandan. (Farsça)

lev'-i garam / lev'-i garâm

  • Aşk ile, sevgi ile yanma.

lojistik

  • Ask: Askerlik san'atının ve seferi orduların iaşe, muhabere ve sevkiyat şartları, hareket ve harb kabiliyeti bakımından en etkili durumda bulundurulması için lâzım gelen çalışmalara aid kısım.

ma'şuk

  • Aşk ile sevilen, sevgili.

mahakim-i askeriye

  • Askerî mahkemeler.

matara

  • Askerlerin kullandığı üzeri aba ve çeşitli kumaşlarla kaplı madeni su şişesi veya yolculukta kullanılan deriden yapılmış su kabı.

mekatib-i askeriye / mekâtib-i askeriye / مكاتب عسكریه

  • Askerî okullar.

menasıb-ı seyfiye

  • Askerlik hizmetleri.

meslek-i askeriye

  • Askerlik mesleği.

meşy-i askeri / meşy-i askerî

  • Asker yürüyüşü. Askerî yürüyüş.

mevacib-i leşker

  • Asker aylıkları.

mihver-i harekat / mihver-i harekât

  • Askeri harekâtın yapıldığı yer.

misafirhane-i askeri / misafirhane-i askerî

  • Askerî misafirhane.

mübtela-yi aşk / mübtelâ-yi aşk

  • Aşka tutulmuş.

müfreze / مفرزه

  • Askerî birlikten ayrılan kol.
  • Askerî birlik. (Arapça)

müfreze-i askeriye

  • Asker müfrezesi.

mühimmat-ı askeriye / mühimmât-ı askeriye

  • Askeri malzeme.

mükellefiyet-i askeriye

  • Askerî yükümlülük, askerlikteki zorunlu görev.

müştakan / müştâkan

  • Aşk ve iştiyakla bağlı olan dostlar.

müteyyim

  • Aşk ve muhabbetin hor ve zelili olan kimse.

nakliyat-ı askeriye

  • Askerî kıt'aların; top, tüfek, cephane, teçhizat ve levazımatı ve her türlü seferî ihtiyaçlarıyla birlikte bir yerden kaldırıp başka bir yere gönderilmesi, nakledilmesi. Askerî nakliyat.

nar-ı aşk / nâr-ı aşk

  • Aşk ateşi.

nefer / نَفَرْ

  • Asker.
  • Asker.

nizam-ı askeri / nizam-ı askerî

  • Askerî düzen.

nizamat-ı askeriye

  • Askerî düzenler.

obüs

  • Ask: Dikey veya dalıcı atış yapabilen, oldukça kısa namlulu top. Obüsler Milâdi 16. asırda icad olunmuştur. Bir mânianın arkasında bulunan ve bu sebeple doğruca görülemeyen düşman mevzilerinin yüksek münhanilerle aşırılmak suretiyle endaht yapmak maksadıyla icad edilmiştir.

ordu

  • Askerlerden meydana gelen düzenli topluluk.

palaska

  • Askerlerin kullandığı geniş kemer.
  • Asker kemeri.

rah-i aşk / râh-i aşk

  • Aşk yolu.

resm-i geçit

  • Askerî bir kıt'anın yahut bir mektebin talebelerinin gösteri mahiyetinde geçişi. Geçit resmi.

rüteb-i askeriye

  • Askerlik rütbeleri.

serdar

  • Askerin başı. Kumandan. (Farsça)

seriye

  • Askerî bölük.

sevda / sevdâ

  • Aşk hastalığı, sevgi, heves, siyah.

sevk-ül ceyş

  • Askerî birliklerin lüzumlu yere sevkini ve geri çekilme işini idare etme.

sevkiyat

  • Asker gönderme ve eşyasını te'min ve sevketme işleri.

sevkiyat-ı askeriye

  • Askerlerin belli hedeflere doğru yönlendirilmesi.

sevkülceyş

  • Asker gönderme, yollama.

şeyda / şeydâ

  • Aşk ile kendinden geçen, coşan.

seyfiyye / سيفيه

  • Asker kesimi. (Arapça)

silahhane

  • Askerî depo. Silahların saklandığı yer. (Farsça)

sipahi

  • Ask: Osmanlı askerlik teşkilâtında "Timar" namiyle öşür ve rüsumunu aldıkları araziye mukabil, harp zamanlarında kendi hayvanları ve kanunen götürmeğe mecbur oldukları silâhlı askerlerle birlikte sefere iştirak eden bir sınıf süvari askeri. Bunlar akıncılık, çapulculuk ve karakol hizmetlerini ifa ed

sipahsalar

  • Askerlerin en büyüğü. Serasker. (Farsça)

sivil

  • Asker olmayan.

şuunat-ı askeriye / şuûnât-ı askeriye

  • Askerliğe ait işler, faaliyetler.

ta'lik / ta'lîk / تعليق

  • Askıya alma. erteleme. (Arapça)
  • Ta'lîk edilmek: Asılmak, iliştirilmek, tutturulmak. (Arapça)

ta'vik / ta'vîk / تعویق

  • Askıya alma, geciktirme, erteleme, oyalama. (Arapça)
  • Ta'vîk edilmek: Geciktirilmek, ertelenmek, askıya alınmak. (Arapça)
  • Ta'vîk etmek: Geciktirmek, ertelemek, askıya almak. (Arapça)

taaşşuk

  • Aşka tutulma.

tahkimat / tahkimât

  • Ask: Bir yeri düşmanın hücumuna karşı sağlamlaştırmak.

tahşidat-ı askeriye

  • Askerî yığınak.

taife-i askeriye / tâife-i askeriye

  • Askerî topluluk.

talikan / tâlikan

  • Askıya alarak, bekleterek.

tasabi

  • Aşkını izhar etmek, muhabbetini açığa vurmak.

techizat-ı askeriye / techizât-ı askeriye

  • Askerî donanım.
  • Askerî teçhizat, askerî donatım.

teçhizat-ı askeriye

  • Askeri donanım.

tecnid

  • Askerleri sıraya koyma, sıralama.

tecyiş

  • Askerleri dizmek.

tedri-i cüyuş

  • Askerlere zırh giydirme.

terhis

  • Askeri sivil, serbest hayata geçirmek. İzin ve ruhsat vermek. Serbest bırakmak.

terhisat-ı askeriye

  • Askerlikten terhis etmeler.

teslihat-ı askeriye / teslihât-ı askeriye

  • Askerin silâhlandırılması.

tetim

  • Aşkla söylemek.

ümera-yı askeriye / ümerâ-yı askeriye

  • Askerî âmirler, komutanlar.

umur-u askeriye

  • Askerlik işleri.

üss-ül harekat / üss-ül harekât

  • Askerî harekâtın başlangıcına esas olan yer.

vükela / vükelâ

  • Askerî âmirler, komutanlar; bakanlar.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR