LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ark kelimesini içeren 76 kelime bulundu...

akab-rev

  • Arkadan gelen. Peşe düşmüş, arkaya takılmış. (Farsça)

akabinde

  • Arkasından, hemen arkadan. Hemen ardından.

akran

  • Arkadaşlar, denkler.

alettevali / alettevâli

  • Arkası kesilmeksizin, arka arkaya.

atikiyyat / atîkiyyât / عتيقيات

  • Arkeoloji. (Arapça)

bektaş / bektâş

  • Arkadaş.

bilah / bilâh

  • Arkaları büyük olan kadınlar.

celenza

  • Arkası üstüne yatıp ayaklarını kaldıran kişi.

celis / celîs / جليس

  • Arkadaş. (Arapça)

cena'

  • Arka yumruluğu. Kamburluk.

cıvata

  • Arkası iri başlı ve ucu somun geçmek üzere yivli vida. Başlıca potrelleri, demir ve tahtaları birbirine bağlamaya yarar.

dem-saz

  • Arkadaş, refik, hem-dem, dost. Sırdaş. (Farsça)

dena'

  • Arkanın yumru olması, kamburluk.

dostane / dostâne

  • Arkadaşça.

efrez

  • Arkası kambur gibi olan (adam.)

erciye

  • Arkaya, sonraya bırakılan şey.

eshab / eshâb

  • Arkadaşlar. Sâhib kelimesinin çoğuludur.
  • Peygamber efendimizi görüp îmân eden ve mü'min olarak vefât eden mübârek kimseler.
  • Bir âlimin talebeleri.

gevar

  • Ark. Bahçeleri sulamak için çayırdan ufak bir arkla alının kol. (Türkçe)

gıyabi / gıyabî

  • Arkasından olarak. Kendi hazır olmadığı halde arkasından. Gayba âit. Gayba mensup ve müteallik.

gıyabımda

  • Arkamdan; benim hazır ve mevcut bulunmadığım durumda.

gıybet

  • Arkadan çekiştirmek. Hazır olmayan birisinin aleyhine konuşmak. Birisinin gıyabında hoşuna gitmeyen bir şeyi söylemek.
  • Arkadan çekiştirmek; hazır olmayan birisinin aleyhinde hoşlanmayacağı şekilde konuşmak.

hadbe

  • Arka yumruluğu, kamburluk.

halefen

  • Arkadan gelerek.

half

  • Arka.
  • Arka.

halfi / halfî

  • Arka, ard ile alâkalı olan.

hatba'

  • Arkasında siyah çizgiler olan dişi eşek. (Müz: Ahtab)

hem-nefes

  • Arkadaş, musâhib. (Farsça)

hem-ser

  • Arkadaş, Karı kocadan her biri. (Farsça)

hemdem / همدم

  • Arkadaş, yakın dost, sohbet arkadaşı. (Farsça)

hempa / hempâ / همپا

  • Arkadaş, kafadar. (Farsça)

hidb

  • Arkası yumru kimse, kambur.

huzre

  • Arka zahmeti.

ihkab

  • Arkası kesilme.

ihvaniyat

  • Arkadaşlar, eş dost mektubları.

iktıfa

  • Arkasından gitme, ardına düşme, takib.

istilka'

  • Arka üstü yatarak uyuma.

jaketatay

  • Arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlakça kesilmiş olan resmi ceket. (Fransızca)

kafile-i rüfeka

  • Arkadaşlar topluluğu.

kare / kâre

  • Arka yükü.

katube

  • Arkasında semeri olan deve.

kindare

  • Arkasında deve hörgücü gibi, hörgücü olan bir cins balık.

maverasında / mâverâsında

  • Arkasında, arka plânında, ötesinde.

müsahib / müsâhib

  • Arkadaş.

müsennede

  • Arka yastığı, arkaya dayanılacak yer.

müsnede

  • Arka yastığı. Arkaya dayadıkları nesne.

müstelki / müstelkî

  • Arka üstü yatan veya uyuyan.

müteakıben

  • Arka arkaya, ardı sıra, peşinden. Sonra.

müterafık / müterâfık

  • Arkadaşlık eden.

müzaheret / müzâheret / مُظَاهَرَتْ

  • Arka çıkma.

nüfz

  • Arka ve kürek eti.

pes / پس

  • Arka, geri, öyle ise.
  • Arka. (Farsça)

pes ü piş

  • Arka ve ön.

peyderpey

  • Arka arkaya, ardı sıra.

püşter

  • Arka, sırt. (Farsça)

refakat / refâkat / رَفَاقَتْ

  • Arkadaşlık, beraberlik.
  • Arkadaşlık.
  • Arkadaşlık.

refik / رفيق / refîk / رَفِيقْ

  • Arkadaş, eş.
  • Arkadaş, yoldaş. (Arapça)
  • Arkadaş.

refika / refîka / رَف۪يقَه

  • Arkadaş, hanım.

rüfeka / rüfekâ / رفقا

  • Arkadaşlar. (Arapça)

sahfe

  • Arka derisine yapışan yağ.

sahibu bil-cenb

  • Arkadaş. Refik.

semhac

  • Arkası uzun olan at ve eşek.

silka'

  • Arkası üstüne yatmak.

siper

  • Arkasında saklanılan şey; sığınak, dayanak.

teakub / teâkub

  • Arka arkaya gelme, takip etme.

teakubi / teâkubî

  • Arka arkaya gelme, sırayla birbirini takip etme şeklinde.

tefakkud / تفقد

  • Arkasını arayıp sorma. (Arapça)

temalü'

  • Arkadaş olmak.

terdifen

  • Arkasından yürüterek. Katarak.

terfik

  • Arkadaş etme, arkadaş olmasını sağlama.
  • Arkadaş etme.

tezahhür

  • Arkalanmak.

vefik

  • Arkadaş. Kafa dengi. Aynı fikirde olan. Uygun.
  • Arkadaş, uygun.

vera / verâ

  • Arka taraf.

yaran / yârân

  • Arkadaşlar, dostlar.

zahar

  • Arka ağrısı.

zahir / zahîr / ظَه۪يرْ

  • Arka çıkan.

zahr

  • Arka, sırt.