LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ara kelimesini içeren 338 kelime bulundu...

a'cemi / a'cemî

  • Arap olmayan.

a'rab / a'râb / اعراب

  • Araplar, çöl arapları. (Arapça)

a'raz / a'râz

  • Araz'lar; bir şeyin aslından olmayan şeyler; renk, koku gibi ilintiler.

acem

  • Arap olmayan, iranlı.
  • Arap milletinden olmayan başka milletler.
  • Arab olmayan.

acemi ve ecnebi huruf / acemî ve ecnebî huruf

  • Arap alfabesinin dışında kullanılan yabancı harfler.

ahyanen / ahyânen / احيانا

  • Arasıra, kimi zaman. (Arapça)

akid / âkid

  • Aralarında akid yapanlardan her birisi.
  • Aralarında sözleşme yapanların herbirisi.

akraba / akrabâ

  • Aralarında soyca, nesebce yakınlık olanlar. Yakınlar.
  • Aralarında neseb (soy), süt ve evlilik bakımından yakınlık bulunanlar.

ale-l-istimrar

  • Aralıksız.

alet / âlet

  • Araç, vasıta.

alet etme / âlet etme

  • Araç, vasıta yapma.

alettahkik

  • Araştırmayla.

alettevali

  • Arası kesilmeksizin, birbiri ardınca, arka arkaya.

an

  • Arabçada harf-i cerrdir. Ekseri ismin, kelimenin başına getirilir. Türkçe karşılığı "den, dan" diyebiliriz. Bedel için olur. Meselâ: Ona bedel ben geldim, cümlesinde olduğu gibi. Tâlil için olur. Bu'd yerinde kullanılır. Zarfiyyet için, mücâveze için ve harf-i cerr olan "min" mânasına, "bâ" mânasına

arab / عرب

  • Arap (Arapça)

arab lisanı

  • Arap dili, Arapça.

arabi / arabî / عربى / عَرَب۪ي

  • Arabça, Arab dili. Arab kavmine mensub.
  • Arapça.
  • Arap, Arapça.
  • Arapça. (Arapça)
  • Arabca.

arabi hat / arabî hat

  • Arapça yazı.

arabi hattı ve hurufu / arabî hattı ve hurufu

  • Arapça yazısı ve harfleri.

arabi huruf / arabî huruf

  • Arap alfabesinin harfleri.

arabi ibare / arabî ibare

  • Arapça metin.

arabi lisan / arabî lisan

  • Arap dili; Arapça.

arabi risaleler / arabî risaleler

  • Arapça kitaplar.

arabi tarih / arabî tarih

  • Arap takvimine göre belirlenen tarih.

arabistan

  • Arap milletinin yoğun olarak bulunduğu Ortadoğu bölgesi.
  • Arap ülkesi. Arapların yaşadığı ülke. (Farsça)

arabiyat

  • Arap dili ve edebiyatı.

arabiye / arabîye

  • Arapça.

arabiyyet

  • Arapça ile ilgili olan (İlim, fikir veya kitap). Arap edebiyatı.

arabiyyü'l-ibare / arabiyyü'l-ibâre

  • Arapça ibare, metin.

arabiyyülibare / arabîyyülibare

  • Arapça söz, ibare, metin.

arapça

  • Arap dili.

aras karyesi

  • Aras Köyü.

araz / ârâz

  • Arazlar.

arazi / arazî

  • Araza âit ve mensub. Araza dâir ve ilgili.

asmai / asmaî

  • Arapların şöhret bulmuş şairi.

ater

  • Arap kadınlarının misk ve başka güzel şeylerle yoğurup, boyunlarına taktıkları gerdanlık.

atf için vav

  • Arap gramerine göre başına geldiği kelimeyi daha önce geçen bir kelime yapmayı sağlayan vav harfi.

avineten

  • Ara sıra, tesadüfen.

ayın

  • Arap alfabesinin onsekizinci ve Osmanlı alfabesinin yirmibirinci harfi olup, ebced hesabında yetmiş sayısına tekabül eder.
  • Arap alfabesinin 21. harfi. Ebced hesabında sayı değeri 70'dir.

ba / bâ

  • Arabçaya göre harfinin okunuşu. Ebced hesabında iki sayısını ifade eder. Mektup ve eski evraklarda Receb ayına işarettir.

ba-i cerre / bâ-i cerre

  • Arabçada kendinden sonraki kelimeyi "esre" okutan bâ. (Bismillâhi'deki gibi).

bahr-i umman

  • Arabistan ve İran'ın güneyinde kalan deniz.

bayin / bâyin

  • Aralayıcı, ayıran, ayırıcı özellik.
  • Aralayıcı, ayırıcı.

belagat-ı arabiye / belâgât-ı arabiye

  • Arab belâgati, edebiyatı.

berat gecesi

  • Arabi Şâban ayının onbeşinci gecesi. Şâban ayı mübarek şuhur-u selâseden (üç aylardan) olup, onbeşinci gecesi mahlûkatın rızıklarına, ömürlerine, amellerine dâir taraf-ı İlâhîden meleklere tâlimat verildiği hususunda rivâyât-ı sahiha vardır.

berbekan

  • Arapların giydiği bir elbise cinsi.

berzah / بَرْزَخْ

  • Ara yer, kabir, perde.

beyn / بين

  • Ara.
  • Aralık, arasında, arada.
  • Ara, arasında.
  • Ara, orta. (Arapça)

beyn-i / بين

  • Arasında, ortasında. (Arapça - Farsça)

beynimizde

  • Aramızda.

beyninde

  • Arasında.

beyninizde

  • Aranızda.

bilad-ı arab / bilâd-ı arab

  • Arap beldeleri, ülkeleri.

bilad-i arab / bilâd-i arab

  • Arab ülkeleri.

bilad-ı arabiye / bilâd-ı arabiye

  • Arap beldeleri, Arap memleketleri.

bilad-ı arap / bilâd-ı arap

  • Arap beldeleri, ülkeleri.

bilafasıla / bilâfasıla / bilâfâsıla / بلافاصله

  • Aralıksız.
  • Aralıksız, kesintisiz. (Arapça)

bilasale / bilasâle

  • Aracısız, vasıtasız.

buht

  • Arabî ile Acemîden doğmuş develer.

bülega-yı arab

  • Arap belâğatçıları, edebiyatçıları.

bürcüd

  • Arap elbiselerinden bir nevi kalın elbise.

c

  • Arabî ayların kısaltmalarında Cemaziyel Evvel ayının kısaltılmış hali.

cahd-ı mutlak, cahd-ı müstağrak

  • Arab gramerinde menfî olan iki geniş zaman sigası. Muzari fiillerinin başına (Lem) ve (Len) getirilerek olur.

car

  • Arapçada bir edat.

cebel-i arafat

  • Arafat Dağı.

cebel-i arefe

  • Arafat Dağı.

cem'-i kıllet

  • Arapça'da türlü vezinlerde cemileri olan isimlerin, bu cemilerinden dokuzdan aşağı mahsus olanları.

cemaziyel ahir

  • Arabi ayların altıncısıdır. (Arabi aylar: Muharrem, Safer, Rabiyy-ül-evvel, Rabiyy-ül-âhir, Cemaziyel-evvel, Cemaziyel-ahir, Receb, şaban, Ramazan, şevval, Zilkade, Zilhicce'dir)

cenbiyye

  • Arapların kullandıkları bir cins eğri kamadır ki, yan taraflarına takarlar.

cessas

  • Araştıran, meraklı.

ceziret-ül arab

  • Arabistan yarımadası.

ceziretü'l-arab / cezîretü'l-arab

  • Arab yarımadası.
  • Arap yarımadası.

ceziretü'l-arap

  • Arab Yarımadası.

ceziretülarab / cezîretülarâb

  • Arap Yarımadası.

cümad-el-ahire / cümâd-el-âhire

  • Arabi ayların altıncısının adı.

cümad-el-ula / cümâd-el-ûlâ

  • Arabi ayların beşincisi. Cemazi-yel-evvel.

cümade / cümâde

  • Arabi ayların beşinci ve altıncısının adı.

cümle-i arabiye

  • Arapça cümle.

cüst

  • Araştırma, arama. (Farsça)

cüst ü cu

  • Arayıp sorma, araştırma, arama.

cüstücu / cüstücû / جست و جو

  • Arayış, arama. (Farsça)

cuyan

  • Arayan, arayıcı. (Farsça)

cuyem / cûyem

  • Ararım.

cuyende / cûyende / جوینده

  • Arayıcı, araştırıcı, isteyen. (Farsça)
  • Arayan. (Farsça)

da'

  • Arabçada "bırak" mânasına emirdir. Meselâ:

dal

  • Arap alfabesinin sekizinci harfi.

dan

  • Arabca, Farsça veya bazı Türkçe kelimelerin sonuna takılarak, âlet ismi veya sıfat yapılır. Meselâ: Ateş-dan : Mangal. Cüz-dan : Cüz kabı, çanta.

derece-i tahkik

  • Araştırma ve her şeyin gerçek yüzünü ortaya çıkarma derecesi.

divan

  • Arap şiiri, Divan-ı Arab, Arab'ın şiir külliyatı.

düsse

  • Arap çocukları arasında meşhur olan bir oyun.

ebced

  • Arabça Eski Sâmi alfabesindeki harf sırasının sayı değerine göre tertiplenmesinden meydana gelen birinci kelime. Bu tertip İbrâni ve Süryâni Alfabesindeki harfleri içine alır. İbâredeki kelimelerin sırası ve harflerin rakam değerleri şu suretle gösterilmektedir (Ebced), (Hevvez), (Hutti), (Kelemen),
  • Arap harflerinin herbirisine rakam değeri verilerek yapılan yorum.
  • Arap harflerinin diziliş sırası, bu harflerin rakam olarak değerlerinden yola çıkılarak yapılan hesap.

ebced hesabı

  • Arapça harflerin sayı değerlerine göre tarih düşürme işlemi.

ecnebi ve acemi huruf / ecnebî ve acemî huruf

  • Arap alfabesinin dışında kullanılan Lâtin harfleri.

edebiyat-ı arabiye

  • Arap Edebiyatı.

edevat

  • Araçlar, gereçler.

ehl-i akıl ve tahkik / ehl-i akıl ve tahkîk / اَهْلِ عَقِلْ وَ تَحْق۪يقْ

  • Araştırmacı âlimler.

ehl-i tahkik / ehl-i tahkîk / اَهْلِ تَحْق۪يقْ

  • Araştırmacı âlimler.

ela / elâ

  • Arabçada söze başlarken kullanılır. İstiftah harfi tâbir edilir. Beş vecih üzere bulunur: 1 - Tevbih ve tenbih, 2 - İnkâr, 3 - İstifham-ı anin-nefiy, 4 - Arz, 5 - Teşvik ve rağbet ettirme, makamlarında.
  • Arapça'da başlama ve tenbih edatı, "öyle değil mi?", "dikkat ediniz" gibi anlamlara gelir.

elf

  • Arapça "bin".

elf'

  • Arapça 1000 (bin).

elif-lam / elif-lâm

  • Arap alfabesinde yer alan iki harf ve kelimelerin başına konan bir takı.

elifba / elifbâ

  • Arap dilinin seslerini ve yazı sistemini gösteren harfler dizisi, Arap alfabesi.

erak ağacı

  • Arabistan'da yetişen, dallarından, diş temizliğinde faydalanılan, bir karış uzunluğunda, misvâk denilen parçaların yapıldığı ağaç.

erazi / erâzî / اراضى

  • Arazi. (Arapça)

esalib-i arab / esâlîb-i arab

  • Arap edebiyatında kullanılan üsluplar, ifade ve anlatım tarzları, Arap kelâmının kalıpları.

esalib-i arap / esâlîb-i arap

  • Araplar'ın üslupları; Arap Edebiyatında kullanılan ifade tarzları.

esb-i tazi / esb-i tâzi

  • Arap atı.

eşebb

  • Arasından geçmek mümkün olmayan ağacın sıklığı.

eski harf

  • Arap alfabesi.

esna / esnâ

  • Ara. Aralık. Sıra. Vakit. Zaman. Hengâm.
  • Ara, vakit, sıra.

evtas

  • Arap Yarımadasında, Hevâzın ilinde bir derenin ismi olup, Peygamberimizin (A.S.M.) Huneyn Vak'ası bu vâdide vuku bulmuştur.

fa-yı atıf / fâ-yı atıf

  • Arapçada kelimelerin başına gelen ve baştakî bir ifadeyle bağlantı kurulmasını ifade eden 'fâ' harfi.

fasıl / fâsıl

  • Ara; zaman aralığı.

fasıla / fâsıla / فَاصِلَه

  • Ara.
  • Ara, durak.
  • Ara.

fasılasız / fâsılasız

  • Aralıksız.
  • Aralıksız.

fay

  • Arazide meydana gelen ve bir tarafı yüksek, bir tarafı alçak olan büyük yarık. (Fransızca)

fi / fî

  • Arabçada harf-i cerrdir. Mekâna ve zamana âidiyyeti bildirir. Ta'lil için, isti'lâ için ve yine harf-i cerr olan "bâ, ilâ, min, maa" harflerinin yerine kullanılır. Geçen mef'ul ile gelecek fasıl arasında geçer. Te'kid mânası da vardı. Başka bir ifade ile kısaca (fî) : "İçinde, içine, hakkında, husus

fiil-i muzari / fiil-i muzâri

  • Arapçada şimdiki, geniş ve gelecek zamanı ifade eden fiil kipi.

fıkra-i arabiye

  • Arapça bölüm.

füseha-i arab

  • Arap fasihleri, Arapların en güzel, akıcı ve etkili konuşanları.

gaddare

  • Arapların cenbiyesine benzer pala nev'inden bir silâh.

gah / gâh

  • Arasıra, bazan.

gayne

  • Aralarından su akamayan birbirine girmiş ve dolaşmış ağaçlar.

geh

  • Ara sıra. Bazan. (Farsça)

gerdune

  • Araba, otomobil. (Farsça)

gurre-i muharrem

  • Arabi aylardan olan Muharrem ayının birinci günü ve gecesi.

haber

  • Arapça gramerde, isim cümlesindeki hükmü (iş, oluş veya hareketi) ifade eden kısım.

hadis-i munfasıl / hadîs-i munfasıl

  • Aradaki râvîlerden (nakledenlerden), birden ziyâdesi (fazlası) unutulmuş olan hadîs-i şerîfler.

harac-ı mukasseme

  • Arazinin hâsılatından yerin tahammülüne göre alınacak bir vergidir. bu harac, hâsılata taallûk eder. Bir sene içinde hâsılat tekerrür ederse bu harac da tekerrür der. Fakat mahsulât mevcud olmayınca bu vergi de alınmazdı.

harf-i mezid

  • Arabçada masdar olan kelimeye harf ilâvesi ile başka masdar yapılır. Bu ilâve edilen harflere "Harf-i mezid" denir. Meselâ: kelimesinde harf-i aslî üçtür. (mükâtebe) dendiği zaman, "Müfâale masdarı şekline göre, mim ve elif harfleri, harf-i meziddendir" denir.

harf-i tarif / harf-i târif

  • Arabçada, elif lâm harflerinin ismin başına gelmesi hali.

hatt-ı arabi / hatt-ı arabî

  • Arapça hat, yazı.

hatt-ı arabi-i kur'ani / hatt-ı arabî-i kur'ânî

  • Arapça Kur'ân hattı, yazısı.

hatt-ı arabiye

  • Arap harfleriyle yazmak.

havsere

  • Araptan bir kabile.

hayber

  • Arap Yarımadasında Hicaz bölgesinin doğu sınırında ve Medine-i Münevvere'nin 170 km. kuzeyinde bir kasabadır. Evleri, yüksek bir kayanın üzerinde kurulmuş olan bir kalenin etrafında bulunur. Hicretin yedinci senesinde vuku bulan Hayber Gazası ile meşhur olmuştur. Aynı sene içinde Hz. Resulullah Efen

haylulet / haylûlet

  • Araya girme.
  • Araya girip perde olma, kapama.

hazf / حَذْفْ

  • Aradan çıkarma, kaldırma, giderme, silme, gizli tutma.
  • Aradan çıkarma.

hazret-i muhammed-i arabi / hazret-i muhammed-i arabî

  • Arap olan anne ve babadan dünyaya gelmiş Hz. Muhammed (a.s.m.).

hel

  • Arapçada soru cümlesinin başına gelen bir harf olup; em bel kad edatları yerinde ve ceza mânasına emri ve bazan isbat, bazan da nehiy için kullanılır.
  • Arapça "mı, mi, mu, mü" anlamlarına gelen soru edatı.

heylulet / heylûlet

  • Araya girme, perdeleme, kapama.

  • Arabça alfabede dokuzuncu harftir. Ebced hesabına göre 600 sayısına işaret eder.

hicaz

  • Arabistan'da Mekke-i Mükerreme ile Medine-i Münevvere'nin bulunduğu mıntıka.

hıkab

  • Arap kadınlarına mahsus bir nevi kumaştır, onu bellerine kuşanıp süslerini ve zinetlerini ona takarlar.

hilafet-i arabiye

  • Arap halifeliği.

hilal / hilâl

  • Ara, aralık.

hükümet-i arabiye

  • Arap hükümeti.

huruf-u arabiye

  • Arap harfleri.

huruf-u ecnebiye

  • Arap harfleri dışında yabancı harfler, Lâtin harfleri.

huruf-u mukattáa

  • Arap harflerini heceler halinde kesik kesik yazmak (Yâsin, Elif Lâm Mim vb.).

hutbe-i arabiye

  • Arapça hutbe.

hüve

  • Arabçada: O (mânasına işâret zamiri)

ibare-i arabi / ibare-i arabî

  • Arapça ibare, metin.

ibare-i arabiye

  • Arapça metin.

ikra / oku / اقرأ

  • Arapça'da "oku" anlamına gelir. Alak suresinin ilk ayeti "ikra bismirabbikellezi alak" (oku, yaradan Rabbinin adıyla oku)

ilah

  • Arabçadaki "ilâ âhir" kelimesinin kısaltılmışı. "Sonuna kadar, böylece devam eder" demektir.

ilm-i nahv

  • Arapça gramer ilmi.
  • Arabî cümle bilgisi. Kelimelerin cümle içindeki yerlerini ve buna göre sonlarının aldığı durumlardan (harekelerden) bahseden ilim.

ilm-i sarf ve nahv

  • Arapçada kelime ve cümle bilgisi.

iman-ı tahkiki / îmân-ı tahkîkî / ا۪يمَانِ تَحْق۪يق۪ي

  • Araştırma ile kuvvetlenmiş îmân.

iman-ı taklidi / iman-ı taklidî

  • Araştırmaksızın, taklide dayanan iman.

ind

  • Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Hissî ve manevî mekân. Maddî ve manevî huzura delâlet eder. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. Gayr-ı mütemekkindir. Yani harekeleri değişmez. İzafete göre zamanı ifade eder (Min) harf-i cerriyle birleşebilir. Bazan da zarf olmaz. Baz

ırak-ı arab / ırâk-ı arab

  • Arap Irak. Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan ve Bağdat'ın kuzeyine kadar uzanan topraklara Osmanlı İmparatorluğu zamanında verilen isim.

ıslah-ı zat-ül beyn / ıslah-ı zât-ül beyn

  • Aralarındaki kırgınlığı kaldırarak iki kişiyi barıştırma.

istinkah / istinkâh

  • Araştırma. Ağız koklama.

istitrad

  • Ara söz.

iza

  • Arabça kelimelerin başında kullanılırsa; birdenbire, bir de bakılır ki, gibi mânalara gelir. İsim cümlesinin evvelinde bulunur.

kabail-i arab

  • Arap kabileleri.

kaf nun / kâf nun

  • Arapça "kün" (ol) emrinin harfleri; Allah'ın birşeye "Ol" deyince onu hemen olduruveren emri.

kaf-nun / kâf-nûn

  • Arap alfabesinde yer alan iki harften oluşan ve Allah'ın varlıkları dilediği şekilde yaratmasını ifade eden "kün", yani "ol" emri.

kaide-i nahviye

  • Arapça gramer kaidesi, dilbilgisi kuralı.

kaide-i nahviyece

  • Arapça dilbilgisi kuralı olarak.

kaide-i sarfiye

  • Arapça gramerinde yer alan bir kural.

kameri sene / kamerî sene

  • Arabi aylara göre olan yıl. Senesi 360 gün olan yıl.

kamus-i arabi / kamus-i arabî

  • Arapça lügat kitabı, Arapça sözlük.

kanun-u evvel, kanun-u sani / kânun-u evvel, kânun-u sâni

  • Aralık, Ocak.

katar

  • Arabistan yarımadasında müstakil bir devlettir. İstiklâlini 1/1/1971 de ilân etmiştir. Hükümet merkezi Doha şehridir. Üç yanı denizle çevrilidir. Halkı müslümandır. Resmi lisanı Arapçadır.

kavm-i arab

  • Arab kavmi, milleti.

kavm-i arap

  • Arap kavmi, milleti.

kedad

  • Araplar arasında mâruf bir erkek eşeğin adı. (Ona nisbet edip "benat-ul kedad" derler.)

kelam-ı mudari / kelâm-ı mudarî / kelâm-ı mudârî

  • Arab kabilelerinden Mudar Kabilesinin konuştuğu Arapça. Kur'an-ı Kerim bu lehçe üzerine nâzil olmuştur. En fasih Arapça'dır.
  • Arap kabîlelerinden Mudar kabilesinin konuştuğu Arapça, Kur'ân-ı Kerîm bu lehçe üzerine nâzil olmuştur, en fasîh Arapça'dır.

kerar

  • Arap kadınlarının takındıkları boncuk.

key

  • Arapçada muzari fiilini nasbeden (son harfini üstün okutan) ve "İçin, tâ ki, hangi, nasıl?" yerinde kullanılan harf.

keyfe

  • Arabçada sual cümlesinin başına gelir. "Nasıl? Nice?" mânalarınadır.

kıraet-i şazze / kırâet-i şâzze

  • Arabî gramer şartlarına uyan ve mânâyı değiştirmeyen, fakat bâzı kelimeleri hazret-i Osman'ın çoğalttığı nüshaya benzemeyen Kur'ân-ı kerîm kırâeti (okunuş şekli).

kisve-i arabiye

  • Arapça elbisesi (burada Arapça dili bir elbiseye benzetilmiştir).

küna

  • Arâzi. Tarla. Etrafı çevrilerek ekilen yer. (Farsça)

kureyş lehçesi

  • Arab dilinin Kureyş kabîlesince konuşulan lehçesi. Kur'an-ı kerîm bu lehçe üzerine inmiş ve bu lehçe üzerine yazılmıştır.

kütüb-ü arabiye

  • Arapça kitaplar.

laalle

  • Arabçada olması mümkün şeyler için kullanılır. Ola ki, umulur, ümid edilir, umulur ki mânâlarınadır. Ümide veya endişeye delâlet eder.

lam / lâm

  • Arap alfabesinde yer alan bir harf.

lam-ı istiğrak / lâm-ı istiğrak

  • Arapça, başına geldiği kelimeyi umûmileştiren "lâm".

layenkatı' / lâyenkatı'

  • Aralıksız. Kesilmeksizin.

leyal-i aşr

  • Arabi aylardan Zilhiccenin ilk on gecesi. On geceler.

lisan-ı arabi / lisân-ı arabî

  • Arap dili.

lisan-ı arabiye / lisan-ı arabîye

  • Arapça.

lisan-ı arap

  • Arap dili, Arapça.

lisan-ı nahvi / lisan-ı nahvî

  • Arapça gramer dili.
  • Arapçanın bir vasfı; intizam ve kaidelere, düsturlara bağlı belâgatlı dil.

mabeyn / mâbeyn / مابين

  • Arası.
  • Ara.

mabeynimizde / mâbeynimizde

  • Aramızda.

mabeynimize / mâbeynimize

  • Aramıza.

mabeyninde / mâbeyninde

  • Aralarında.

mabeyninizde / mâbeyninizde

  • Aranızda.

mabeynleri

  • Araları.

mabeynlerinde / mâbeynlerinde

  • Aralarında.

mal-i cizye

  • Araziden alınan haraç.

marife / mârife

  • Arapça'da genellikle başına belirlilik takısı "elif-lâm"ı alan ve belirli bir şeyi gösteren kelime.

mebahis

  • Arama, araştırma yerleri, araştırma veya münakaşa konuları.

medar-ı tedkik / medâr-ı tedkik

  • Araştırmayı, incelemeyi gerektiren sebep.

menaat-ı mevkiiye

  • Arazi sarplığı.

merakib-i berriye

  • Araba, otomobil, kamyon, at vs. gibi kara nakil vasıtaları.

mesafe / mesâfe

  • Ara, uzaklık.

mesail-i nahviye / mesâil-i nahviye

  • Arapça dilbilgisi konuları.

meyan

  • Ara, aralık.

meyanında

  • Arasında, içinde.

meyl-i taharri / meyl-i taharrî

  • Araştırma, inceleme meyli, isteği, eğilimi.

mim

  • Arap alfabesinin bir harfi.

min

  • Arabçada harf-i cerrdir. 1- Mekân ve bir şeye başlamayı ifâde eder. Meselâ: "Haftadan haftaya" da olduğu gibi.2- Teb'iz için olur. Meselâ: "Kim bir kavme benzemeğe özenirse onlardan sayılır" cümlesinde olduğu gibi. Bazılarını, bir kısmını ifâde ediyor. 3- Cinsi beyan için olur. Meselâ: "İşlediğiniz

muarreb

  • Araplaşmış.
  • Arablaştırılmış. Arablaşmış.

mübteda / mübtedâ

  • Arapça isim cümlelerinde özne.

müddet-i taharri / müddet-i taharrî

  • Araştırma süresi.

muhakkik

  • Araştıran, inceleyen.

muhakkık / محقق

  • Araştırmacı, tahkik edici. (Arapça)

muhakkik / مُحَقِّقْ

  • Araştırıcı âlim.

muhakkikane / muhakkikâne

  • Araştırırcasına.

muhakkikin / muhakkikîn / مُحَقِّق۪ينْ

  • Araştırmacılar, büyük âlimler.
  • Araştırıcı âlimler.

muhammed-i arabi / muhammed-i arabî

  • Arap milletinden olan peygamberimiz Hz. Muhammed.

muharrem

  • Arabî ayların ilki.

müsta'reb

  • Araplaşmış.

müstarib / müstârib

  • Araplaşmış.

müstemirren

  • Aralıksız olarak, bir düziye.

mütecessis

  • Araştıran, gizli şeyleri öğrenmeye çalışan.

mütefakkid

  • Araştırıp soran, tedkik eden.

müteharri / müteharrî / متحری

  • Araştıran.
  • Araştıran, inceleyen.
  • Araştırıcı, araştıran. (Arapça)

mütetebbi / متتبع

  • Araştırmacı. (Arapça)

mütevali / mütevâlî / مُتَوَال۪ي

  • Aralıksız devam eden.

muzafun ileyh

  • Arapça gramerine göre kendisine bir sıfatın izafe edildiği kelime.

muzari / muzâri

  • Arapçada hem şimdiki zamanı hem de geniş zamanı ihtiva eden fiil kipi.
  • Arapçada şimdiki ve geniş zamanı ifade eden fiil kipi.

müzdelife

  • Arafat ile Mina arasında bulunan yer.

müzevvir / مزور

  • Arabozucu. (Arapça)

müzevvirane / müzevvirâne

  • Arabozuculukla. (Farsça)

na

  • Arabçada "Biz" mânasına gelen zamirdir. Meselâ: Kitabünâ : "Kitabımız" misalinde olduğu gibi, kelimenin veya fiilin sonuna eklenen bitişik zamirdir.

nahiv ilmi

  • Arapça dilbigisinde cümle yapısını inceleyen ilim.

nahnü

  • Arapça'da 'biz' anlamına gelen bir zamir.

nahv

  • Arapça'da cümle yapısını ele alan 'nahiv ilmi'.

nahvi / nahvî

  • Arapça dil bilimci, uzman.

namahrem / nâmahrem

  • Aralarında dinen evlenmeye engel bulunmayan erkek ve kadınlar.

necid

  • Arabistanda bir bölge adı.

nefy edatı / nefy edâtı

  • Arabçada "Lâ", Farsçada "Nâ" gibi olumsuzluk bildiren edât.

nemmam / nemmâm

  • Ara bozan, söz taşıyan, bozguncu.

nigah-ı tedkik / nigâh-ı tedkik

  • Araştırma bakışı, tedkik etme nazarı.

nihayet-i tahkik

  • Araştırmanın sonucu.

nun

  • Arap alfabesinin yirmi beşinci harfi.

pejuh

  • Araştırma, soruşturma. (Farsça)

ratanet

  • Arapçanın hâricindeki bir dille konuşma.

rebi-ül evvel

  • Arabî ayların üçüncüsü.

receb

  • Arabî ayların yedincisi.

ribab

  • Arap kabilelerinden Zubeh, Sevr, Akl, Teym ve Ady denilen beş kabilenin adı.

risale-i arabi / risale-i arabî

  • Arapça risale, kitap.

risale-i arabiye

  • Arapça risale.

rıtane

  • Arap lisanından başka dille konuşmak.

şa'ban ayı / şa'bân ayı

  • Arabî ayların sekizincisi, üç aylardan ikincisi.

şaban / şâbân

  • Arabî ayların sekizincisi.

sad

  • Arap alfabesinde 14. harf; Sad Sûresi.

sahra-yı ceziretü'l-arab / sahrâ-yı ceziretü'l-arab

  • Arap Yarımadasında bulunan çöl.

saltanat-ı arab

  • Arapların saltanatı, idaresi, hâkimiyeti.

sarf ve nahiv / صَرْفْ وَ نَحِوْ

  • Arapça kelime ve cümle bilgisi.

sarf ve nahv ilmi

  • Arabî dilbilgisi. Sarf; kelime bilgisi; kelimelerde meydana gelen değişikliklerden ve birbirlerinden türemelerinden bahseden ilim. Nahv; cümle bilgisi; kelimelerin cümle içinde fiil, fâil (özne), mef'ûl (nesne, tümleç) olma gibi durumlarından ve buna göre sonlarının aldıkları i'râbdan (harekelerden)

şart edatı

  • Arapça'da, Türkçe'deki "eğer, şayet, …se, …sa" kelimelerinin karşılığı olarak kullanılan, kendi başına bir mânâsı olmadığı halde isim ve fiillerle birlikte mânâ kazanan edatlar, in, lev, emma gibi.

şartiye

  • Arapça gramerinde şart edatı olarak kullanılır.

şaryo

  • Araba. Yazı makinelerinde, daktilolarda kâğıdın takıldığı kısım. (Fransızca)

savm-ı dehr

  • Aralıksız, bir sene mütemadiyen nehyedilen bayram günlerinde dahi iftar edilmeksizin oruç tutmağa denir. Bu nevi oruç bayram günleri tutulmazsa câizdir.

şedde

  • Arapça'da bir harfin üzerine konulan ve o harfi iki defa okutan işaret.

şeddeli nun

  • Arapça'da, üzerinde bulunduğu harfi iki defa okutan işaretin bulunduğu nun harfi.

şevval

  • Arabi aylardan onuncusu. Ramazandan sonraya geldiği için ilk üç günü mübarek Ramazan bayramıdır.
  • Arabî ayların onuncusu.

şevval ayı / şevvâl ayı

  • Arabî ayların onuncusu, Ramazân-ı şerîften sonraki ay.

seyyid-i arap

  • Arapların Efendisi.

sidre ağacı

  • Arabistan kirazı denen bir ağaç türü.

sıga-i mübalağa / sıga-i mübalâğa

  • Arapça dilbilgisinde bir şeyin çokluğunu ve fazlalığını ifade için kullanılan kalıp, kip.

şühur-u selase / şühur-u selâse

  • Arabî üç aylar. Receb, Şaban ve Ramazan ayları.

sulh-amiz / sulh-âmiz

  • Ara bulucu, barıştırıcı. (Farsça)

şüubiyye

  • Arabiyi acemden faziletli saymayan bir taife.

ta / tâ

  • Arap alfabesinden bir harf.

ta'rib / ta'rîb / تعریب

  • Arapçalaştırma. (Arapça)
  • Ta'rîb edilmek: Arapçalaştırılmak. (Arapça)
  • Ta'rîb etmek: Arapçalaştırmak. (Arapça)

taarrüb / تعرب

  • Araplaşma. Arap kılığına girme.
  • Araplaşma. (Arapça)

tabiat-ı arap

  • Arap milletinin kendine özel yapısı, mizacı, karakteri.

tahallül / تَخَلُّلْ

  • Araya girme, içine karışma.
  • Araya girme, içine sızma.

taharri / taharrî / تَحَرّ۪ي

  • Araştırma, arama.
  • Arama.
  • Araştırma.

taharri etme / taharrî etme

  • Araştırma.

taharri ettirmek / taharrî ettirmek

  • Araştırtmak, inceletmek.

taharri memurları / taharrî memurları

  • Araştırma memurları.

taharrici / taharrîci

  • Araştırmacı.

taharriyat / taharriyât / تحریات

  • Araştırmalar, incelemeler.
  • Araştırmalar. Aramalar. Aratmalar.
  • Aramalar.
  • Araştırmalar. (Arapça)

taharriyatçı

  • Araştırmacı. (Arapça - Türkçe)

tahkik / تحقيق

  • Araştırma.
  • Araştırma, gerçeği arama. (Arapça)
  • Tahkik edilmek: Araştırılmak. (Arapça)
  • Tahkik etmek: Araştırmak. (Arapça)

tahkikat / tahkikât / tahkîkat / تحقيقات

  • Araştırmalar. Hakikati ve doğruyu inceleyip öğrenmek için yapılan taharriyat.
  • Araştırmalar.
  • Araştırmalar.
  • Araştırmalar. (Arapça)

tahkiki / tahkikî

  • Araştırarak ve kesin delillere dayanarak.
  • Araştırma ile alâkalı. Tahkikata ait.
  • Araştırmalı.

tahkiki iman / tahkikî iman

  • Araştırarak ve kesin delillere dayanarak elde edilen iman.

tai / taî

  • Arabistan'da mevcut Tay kabilesinden olan.

taklidi / taklidî

  • Araştırmaksızın taklide dayanan.

taklidi iman / taklidî iman

  • Araştırmaksızın, taklide dayanan iman.

tarifiyle / târifiyle

  • Arapça belirlik takısı olan "el" ile birlikte gelmesiyle.

tarih-i arabi / tarih-i arabî

  • Arap takvimine göre belirlenen tarih.

tavassut / توسط / تَوَسُّطْ

  • Araya girme, aracılık etme; bir peygamberi veya bir evliyâyı vâsıta kılarak, araya koyarak, bir isteğin yerine gelmesi için Allahü teâlâya yalvarma.
  • Aracılık, vasıtalık.
  • Aracılık. (Arapça)
  • Tavassut etmek: Aracılık etmek, aracı olmak. (Arapça)
  • Aracılık.

taziyan / tâziyân / تازیان

  • Araplar. (Farsça)

te'lif-i beyn

  • Ara bulma, barıştırma, uzlaştırma.

tearrüf

  • Araştırarak öğrenme.

tefekkür-ü arabi / tefekkür-ü arabî

  • Arapça tefekkür, düşünme.

tefsir-i arabi / tefsir-i arabî

  • Arapça tefsir.

tenvin

  • Arapça gramerinde bir kelimenin sonunu nun gibi okutmak üzere konulan işaret; kelimenin sonuna iki üstün (en), iki esre (in), iki ötre (ün) gelmesi hali.

tetebbu / tetebbû

  • Araştırıp incelemek, derinliğine inceleyip tanımak.
  • Araştırma, inceleme.

tetebbu'

  • Araştırıp tetkik etme. Derinliğine inceleyip tanıma, öğrenme. Öğrenmek için okuma.

tetebbuat / tetebbuât

  • Araştırıp incelemeler.
  • Araştırıp incelemeler. Arayıp öğrenmeler.
  • Araştırıp incelemeler.

tevhid-i hakiki / tevhîd-i hakîki

  • Araştırarak, delilleriyle Allah'ın birliğini kabul etme.

tezvir / tezvîr / تزویر

  • Arabozuculuk. (Arapça)

  • Arabçada "" harfi. (Tâ) da denir.

ulema-yı arabiye

  • Arap dil bilimcileri ve edebiyatçıları.

ulum-u arabiye / ulûm-u arabiye

  • Arap Dili ve Edebiyatı ilimleri.

umur-u mütenasibe

  • Aralarında uygunluk ve münasebet bulunan şeyler.

umur-u mütezadde

  • Aralarında uygunluk olmayan birbirine zıt şeyler.

üslub-u arabi / üslûb-u arabî

  • Arapça ifade biçimi.

üslub-u arabiye / üslûb-u arabiye

  • Arap edebiyatı ve dilindeki ifade tarzı.

usul-ü arabiye / usûl-ü arabiye

  • Arapça gramerinde geçerli olan temel kurallar.
  • Arap dili kural ve kaideleri.

vadi-yi urene / vâdi-yi urene

  • Arafât ovasında bulunan bir vâdi.

vakf

  • Arapça bir kelimenin sonunun harekesiz okunması.

vasıta / vâsıta / واسطه

  • Araç.
  • Aracı.

vasıtasıyla

  • Aracılığıyla, kanalıyla.

vasıtasız

  • Aracısız.

vazife-i tahkikat

  • Araştırma, inceleme görevi.

vesait / vesâit

  • Araçlar, vasıtalar.

vesatet / vesâtet / وساطت

  • Aracılık. (Arapça)

vesile / وسيله

  • Aracı.
  • Aracı, sebeb.

vesilelik

  • Aracılık.

ya-i nidai / yâ-i nidâî

  • Arapçada birisine seslenmeyi ifade eden ve "Ey" anlamına gelen iki harfli kalıp.

ye

  • Arap alfabesinde yer alan bir harf.

yemen

  • Arap diyarında bir vilayet ismi.

zamir

  • Arapçada ismin yerini tutan harf (buradaki "he" harfi).

zat-ı muhammed-i arabi / zât-ı muhammed-i arabî

  • Arapların arasında gelen Hz. Muhammed'in (a.s.m.) zâtı.

zeri'

  • Araya giren, şefaat edici.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR