LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te apaçık ifadesini içeren 37 kelime bulundu...

alen

  • Aşikâr, apaçık, meydanda olma.

asar-ı bahire / âsâr-ı bâhire

  • Apaçık eserler.

aşikar / âşikâr

  • Apaçık, görünen.

ayan beyan / ayân beyân

  • Besbelli, apaçık.

ayan-beyan / ayân-beyan

  • Apaçık.

bahir / bâhir / بَاهِرْ

  • Aşikâr. Açık. Belirli. Apaçık.
  • Güzel.
  • Meşhur, namdar.
  • Galip.
  • Apaçık.

batıniyye / bâtıniyye

  • Kurânın apaçık mânâlarına itibar etmeyip gizli mânalar bulduklarına inanan sapık bir anlayış.

bedahet / bedâhet / بَدَاهَتْ

  • Apaçık olma.
  • Apaçıklık.

bedaheten / bedâheten / بَدَاهَتًا

  • Apaçık biçimde.
  • Apaçık olarak.

bedihi / bedîhî / بَد۪يه۪ي

  • Apaçık, aşikâr.
  • Delilsiz bilinen şey, apaçık.
  • Apaçık.

bedihiyat / bedîhiyât

  • Delil ve ispatı gerektirmeyecek ölçüde apaçık şeyler.

bedihiyat-ı hissiye

  • Duyularla bilinen apaçık gerçekler; görme, işitme, tatma gibi duyularla idrak edilen şeyler.

bedihiyyat / bedîhiyyât

  • Delil ile ispatı gerekmeyen apaçık şeyler.

bedihü'l-butlan / bedîhü'l-butlan

  • Batıl ve yanlışlığı apaçık ortada olan.

beyyin

  • Apaçık, kesin delil.

beyyinat / beyyinât

  • Apaçık olanlar.

beyyine

  • Apaçık, kesin delil.

bilbedahe / bilbedâhe

  • Apaçık bir şekilde.

burhan-ı bahir / burhân-ı bâhir / بُرْهَانِ بَاهِرْ

  • Apaçık delil.

dalal-i mubin / dalâl-i mubîn

  • Apaçık sapıklık.

delil-i aleni / delil-i alenî

  • Apaçık delil.

derece-i bedahet

  • Apaçıklık derecesi.

huccet-i bahire / huccet-i bâhire / حُجَّتِ بَاهِرَه

  • Apaçık delil.

hüveyda

  • Aşikâr. Zâhir. Belli. Apaçık. (Farsça)

kanun-u mübin-i rabbani / kanun-u mübîn-i rabbânî

  • Besleyen, yetiştiren, verdiği nimetlerle varlıkları terbiye eden, idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah'ın apaçık kanunu.

keramet-i zahire / keramet-i zâhire

  • Apaçık keramet, görünen keramet.

kitabımübin / kitâbımübîn

  • Apaçık kitap, kaderin bir türü, Kurân.

kur'an-ı azimü'l-burhan / kur'ân-ı azîmü'l-burhân

  • Delilleri apaçık ve yüce olan Kur'ân.

kur'an-ı bahirü'l-burhan / kur'ân-ı bâhirü'l-burhan

  • Kesin, güçlü ve apaçık delillere sahip olan Kur'ân.

lazime-i zaruriye-i beyyine / lâzime-i zaruriye-i beyyine

  • Apaçık zorunlu bir gereklilik şeklinde; bir şeyin apaçık zorunlu niteliği.

lüzum-u beyyin

  • İspata ihtiyacı olmayan şey, apaçık gereklilik. Meselâ körlük görmemenin, cahillik ilimsizliğin lüzûm-u beyyinidir.

mu'cize-i bahire-i bereket / mu'cize-i bâhire-i bereket

  • Apaçık bereket mu'cizesi.

mübin / mübîn

  • Apaçık.

musarrah

  • Açık, apaçık.

müsellemat-ı bedihiyat / müsellemât-ı bedihiyat

  • Apaçık oluşları sebebiyle itirazsız kabul edilen şeyler.

mütearefe

  • Hakikat olduğu apaçık belli olan. İsbata ihtiyacı olmayan.

vazih / vazîh

  • (Vuzuh. dan) Meydanda, apaçık.