LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te anlasilmaz ifadesini içeren 30 kelime bulundu...

acaib ve garaib / acâib ve garâib

  • Anlaşılmaz ve tuhaf.

acaib-i dekaik / acâib-i dekâik

  • Anlaşılmaz hileler, ince oyunlar.

aglak

  • (Tekili: Galak) Kilitler.
  • Kapalı, anlaşılmaz şeyler.

akmi / akmî

  • Yıpranmış, eskimiş.
  • Anlaşılmaz.

gamız

  • Anlaşılmaz, anlaşılması güç.
  • Kapalı ve karışık söz.
  • Çukur yer.
  • Zayıf kişi.

gayr-i kabil-i fehm / gayr-i kâbil-i fehm / غير قابل فهم

  • Anlaşılmaz.

haşv-i müfsid

  • Edb: İbarede yalnız kalabalık etmekle kalmayıp mânâyı da anlaşılmaz hale getiren söz.

ığlak

  • Anlaşılmaz olma, muğlak olma.

iglak

  • Karıştırmak. Kapamak. Muğlak yapmak. Anlaşılmaz hâle koymak.
  • Zorla iş yaptırmak.
  • Edb: Sözü karışık ve anlaşılmaz surette söyleme.

iğlak

  • Kapalılık, anlaşılmazlık.

iglakat

  • (Tekili: İglak) Muğlak yapmalar.
  • Karışık ve anlaşılmaz sözler.

layu'kal / lâyu'kal

  • Anlaşılmaz, akıl ermez. Akıl ile idrak olunmaz.

layüfhem / lâyüfhem

  • Anlaşılmaz. Fehmedilmez.

mu'amma / mu'ammâ

  • Gizli, örtülü, anlaşılmaz veya anlaşılması güç şey.
  • Edebiyâtta bir ad sorulacak şekilde düzenlenmiş manzûm bilmece.

muadele

  • Müsâvilik, eşitlik. İki şey arasında mikdarca, vasıfca beraberlik.
  • Karşılıklı anlayış.
  • Adâlet.
  • Mc: Anlaşılmaz iş. Muammâ.

muamma

  • (Amâ. dan) Anlaşılmaz iş. Karışık şey. Bilinmeyen hâl.
  • Bilmece, anlaşılmaz ve karışık iş.

mübhemiyet

  • Belirsizlik, anlaşılmazlık.

muglak

  • (Galak. den) Kapalı, kilitli.
  • Anlaşılmaz, çapraşık söz.

muğlakiyyet

  • Muğlak olma hali. Anlaşılmazlık.

müşevveş

  • Karmakarışık, anlaşılmaz, düzensiz.

müşevviş

  • Karıştıran, anlaşılmaz ve içinden çıkılmaz hâle koyan.

müteşevviş

  • (Teşevvüş. den) Karışık, karmakarışık, anlaşılmaz, içinden çıkılmaz.

na-mefhum

  • Anlamsız, mânasız, anlaşılmaz. (Farsça)

namefhum / nâmefhûm / نامفهوم

  • Anlaşılmaz. (Farsça - Arapça)

rumuz-u şathiyat / rumûz-u şathiyât / رُمُوزُ شَطْحِيَاتْ

  • Evliyanın bazı garib ve anlaşılmaz sözlerindeki ince işaretler.

sahik

  • Uzak.
  • Müretteb olan söz.
  • Hemen anlaşılmaz derece.
  • Çok karışık ve anlaşılmaz söz.

ta'kid

  • Edb: İbareyi veya cümleyi anlaşılmaz şekle koyma.
  • Düğümlenme, düğümleme.

taakkud

  • (Ukde. den) Bağlanma. Düğümlenme. Anlaşılmaz hâle gelme.

tagamgum

  • Anlaşılmaz söz.

tebelbül-ü elsine

  • Dillerin karmakarışık olup anlaşılmaz hale gelmesi.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın