LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te am kelimesini içeren 92 kelime bulundu...

a'mal / â'mâl / a'mâl / اَعْمَالْ

  • Ameller, işler.
  • Ameller.

allahümme

  • Âmin ey Allahım, kabul eyle.

amal / âmal

  • Ameller, işler.

amcazade / amcazâde

  • Amca oğlu.

amel-i kalil

  • Amel-i kesirden az olan hareket. Bir rek'atta bir uzuvla yapılan ve namazdan sayılmayan bir hareket veya ardı ardına yapılan üçten az hareket.

amelde i'tidal / amelde i'tidâl

  • Amelde aşırılıktan uzak, dengeli.

amelen

  • Amelce, işçe.

ameli / amelî

  • Amelle ilgili, eylemsel.

ameliyat / ameliyât

  • Ameller, işler, bir tedavi biçimi.

amin / âmîn / آمن

  • Amin. (Arapça)

amiriyet / âmiriyet

  • Âmirlik, yöneticilik.
  • Âmirlik, emredicilik.

amm / عم

  • Amca. (Arapça)

amma / ammâ / اما

  • Ama.
  • Ama. (Arapça)

amme cüz'ü

  • Amme Sûresiyle başlayan Kur'ân-ı Kerim'in son cüz'ü.

ammizade / ammizâde

  • Amca çocuğu.
  • Amcaoğlu.

amucazade

  • Amca oğlu. (Farsça)
  • Amca oğlu.

amumet / amûmet

  • Amcalık.

anber / عنبر

  • Amber. (Arapça)

anberbu / anberbû / عنبربو

  • Amber kokulu. (Arapça - Farsça)

ashab-üş-şimal / ashâb-üş-şimâl

  • Amel defterleri sol taraflarından verilecek olan cehennemlik kimseler.

avam / avâm

  • Amme'nin çoğulu, halk, topluluk.
  • Müctehid (âyet ve hadîslerden şer'î yâni dînî hükümler çıkaran İslâm âlimi) olmayan, mukallid (yâni mezhebinin usûl ve kâidelerini anlayıp taklîd eden).
  • Dînî ilimlerden haberi olmayan câhiller.
  • Olgunlaşmamış, irşâda (öğrenip, aydınlanmaya) muht

bi-aman / bî-aman

  • Amansız.

biaman / bîaman / بى امان

  • Amansız, acımasız.
  • Amansız.
  • Amansız. (Farsça)

bieman / bîeman / بى امان

  • Amansız. (Farsça)

butlan-ı his

  • Ameliyat için bir uzvun hissinin iptâli, duyarsız hâle getirilmesi.

cemahir-i müttefika-i amerika

  • Amerika Birleşik Devletleri.

ceza-yı amel / cezâ-yı amel / جَزَايِ عَمَلْ

  • Amelin cezası.
  • Amelin karşılığı.

cins-i amel

  • Amelin cinsi, türü.

defter-i a'mal / defter-i a'mâl / defter-i â'mâl / دَفْتَرِ اَعْمَالْ

  • Amel defteri, insanların dünyadaki hayır ve kötülüklerin kaydedildiği defter.
  • Amellerin kaydedildiği defter.
  • Amellerin (yazıldığı) defter.

defter-i amal / defter-i amâl

  • Amel defteri.

el-aman / el-amân

  • Aman diliyorum!

el-aman-guyem / el-aman-gûyem

  • Aman diliyorum.

elaman / الامان

  • Aman dileme, imdat, yardım (Arapça)

eman / emân / امان

  • Aman dileme. (Arapça)

emaret / emâret

  • Amirlik, yöneticilik.

emir-ül ma'

  • Amiral. Deniz kuvvetlerinde albaydan büyük rütbede bulunan subaylar.

emirname

  • Âmirin emri yazılı olan kağıt. Üst makamdan verilen emir kağıdı. (Farsça)

emr-i biemani / emr-i bîemânî

  • Amansız, acımasız emir.

enbar / enbâr / انبار

  • Ambar. (Farsça)

fakat

  • Ama.

fazilet-i a'mal / fazilet-i a'mâl

  • Amellerdeki fazilet, üstünlük.

fezail-i a'mal / fezâil-i a'mâl

  • Amellerin faziletleri, üstünlükleri.

gaye / gâye / غایه

  • Amaç.
  • Amaç. (Arapça)

hakk-ı amiriyyet / hakk-ı âmiriyyet

  • Âmirlik hakkı.

hanefi / hanefî

  • Amelde İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe'ye uyup bu mezhepten olanlar.

hareket-i kasdi / hareket-i kasdî

  • Amaçlı bir hareket.

hasm-ı biaman / hasm-ı bîaman

  • Amansız düşman. Merhamet bilmeyen düşman.

hedef / هدف

  • Amaç, hedef. (Arapça)

hemş

  • Ameli seri olan, hızlı, hareketleri çabuk olan.

hürriyet-i vicdan

  • Amme hukuku ile ferdî hukuka tecavüz etmemek şartıyla herhangi bir kimsenin her hangi bir fikir veya dini kabul etmekte veya kabul etmemekte serbest olması. Ancak, İslâmiyeti kabul etmiş olan bir kimse, İslâmın esaslarını kısmen de olsa, inkâr ve reddetmekte serbest değildir; İslâm hukukunda mürted

iştirak-i a'mal / iştirâk-i a'mâl / اِشْتِرَاكِ اَعْمَالِ

  • Amellerde ortak olma.

karferma / kârferma

  • Amir, iş buyuran. (Farsça)

kast

  • Amaç, hedef.

kastıyla

  • Amacıyla.

kastsız

  • Amaçsız.

keduh

  • Amel ve sa'yedici, çalışan.

lakin / lâkin / لكن

  • Amma. Fakat. Ancak. şu kadar var ki.
  • Ama, fakat.
  • Ama, fakat.
  • Ama.

lemeat-ı kast / lemeât-ı kast

  • Amaç ve hedefi gösteren parıltılar.

leyk

  • Ammâ, lâkin, fakat. (Farsça)

lik / lîk / ليك

  • Ama ancak. (Farsça)

mahzen / مَخْزَنْ

  • Ambar.

maksad / مقصد

  • Amaç.
  • Amaç.) (Arapça)

mensucat-ı amel / mensûcât-ı amel / مَنْسُوجَاتِ عَمَلْ

  • Amel, iş dokumaları (mahsulleri).

meram / merâm / مرام

  • Amaç, anlatılmak istenen şey. (Arapça)

meylü'l-amiriyet / meylü'l-âmiriyet

  • Âmirlik, başkalarını yönetme meyli.

mir

  • Amir. Bey. Baş. Kumandan. Vâli.

muhasebe-i a'mal / muhasebe-i a'mâl

  • Amellerin değerlendirilmesi.

müstecirane / müstecirâne

  • Aman dileyerek, müstecircesine. (Farsça)

müteemmir

  • Âmirlik yapan kişi. Emreden kimse.

nefs-i amel / نَفْسِ عَمَلْ

  • Amelin kendisi.
  • Amelin ta kendisi.
  • Amelin kendisi.

neşter

  • Ameliyat bıçağı. Hekim bıçağı.
  • Ameliyat bıçağı.

neşvünema-i a'mal / neşvünemâ-i a'mâl

  • Amellerin yeşermesi, büyümesi.

nur-u kast

  • Amaç ve hedef nuru, ışığı.

riayet-i mesalih / riayet-i mesâlih

  • Amaçlara, yararlara riayet etme, uyma.

ruz-u ceza / rûz-u cezâ / رُوزِ جَزَا

  • Amellerin karşılıklarının verildiği gün.

sahaif-i a'mal / sahâif-i a'mâl

  • Amellerin yazıldığı sahifeler.

sahaif-i amel

  • Amel sayfaları.

sahife-i amel

  • Amellerin yazıldığı sayfa.

sevab-ı a'mal / sevab-ı a'mâl / sevâb-ı a'mâl / ثَوَابِ اَعْمَالْ

  • Amellerin sevabı, karşılığı.
  • Amellerin sevabı.

taammül

  • Amel etme. Çalışma. Vazife yapma.
  • Amel etmek, hareket etmek.
  • Amel etme, çalışma.

tatbik-i amel / tatbîk-i amel / تَطْبِيقِ عَمَلْ

  • Amel ve işini uygulama.

ucb / عجب

  • Ameline güvenme.

ümera / ümerâ

  • Âmirler, idareciler.

umumet

  • Amcalık. Amca akrabalığı.

vahibü'l-a'mal ve'l-amal / vâhibü'l-a'mâl ve'l-âmâl

  • Amellerin ve emellerin karşılığını veren Allah.

veli / velî / ولى

  • Ama, fakat. (Farsça)

velik / velîk / وليك

  • Ama, ancak. (Farsça)

velikin / velîkin / وليكن

  • Ama, ancak. (Farsça)

veliyy-ül emir

  • Âmir. Emir veren. Emir sahibi.

yehova şahidleri / yehova şâhidleri

  • Amerika Birleşik Devletleri'nde Ch. Şarl Russel tarafından 1872'de kurulan, 1931 senesinden sonra kendilerini bu adla tanıtmaya çalışan mezheb ve misyoner teşkîlâtına verilen ad.

yeni dünya

  • Amerika Kıtası.

zahire / zahîre

  • Ambardaki tahıl, azık.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR