LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te alt kelimesini içeren 92 kelime bulundu...

altı cihet

  • Altı yön; üst, alt, sağ, sol, ön, arka yönleri.

altın-misal

  • Altın gibi.

bendiş

  • Altın ve gümüş üzerine işlenilen nakış. (Farsça)

büharise

  • Altın ve gümüşten üç kıntar veya üçyüz rıtıl.

büzbun / büzbûn

  • Altıda bir, südüs.

cihat-ı sitte / cihât-ı sitte

  • Altı cihet. Altı taraf. (İleri, geri, sağ, sol, yukarı, aşağı taraflar.)
  • Altı yön; sağ, sol, ön, arka, alt ve üst yönleri.

dang / dâng / دانگ

  • Altıdabirlik dirhem. (Farsça)

dürc-i zer

  • Altın kutusu.

ebu-l fadl

  • Altun.

ekinoks

  • Altı aylık fasılalarla gece ve gündüzün eşit oluşu. (Fransızca)

envar-ı sitte / envâr-ı sitte

  • Altı nur, ışık.

erkan-ı sitte / erkân-ı sitte

  • Altı esas, şart.

es'ile-i sitte

  • Altı sual.

esrar-ı sitte

  • Altı sır.

evvelahır / evvelâhır / اول آخر

  • Alt tarafı, önü sonu. (Arapça)

fasile / fasîle

  • Alt grup.

fels

  • Altın ve gümüşten başka mâdenlerden basılmış para. Çoğulu fülûstur.

fülus / fülûs

  • Altın ve gümüşten olmayan mâdenî paralar, pul. Fels'in çoğulu.

gareyn

  • Alt ve üst çene, yani ağız.

gevher-tab

  • Altun ve mücevherlerle işlenmiş kadın eşarbı. (Farsça)

hame-i zerrin / hâme-i zerrin

  • Altın kalem, altından yapılmış kalem.

hatt-ı zerendud

  • Altunla yazılmış celi yazılar.

hazine / hazîne

  • Altın, para ve mücevher gibi kıymetli şeylerin saklandığı yer.

herc ü merc

  • Alt üst, karmakarışık, allak bullak.

hiss-i sadis / hiss-i sâdis / حِسِّ سَادِسْ

  • Altıncı his.
  • Altıncı hiss, altıncı duygu. (Kalb ile vicdan, mahall-i iman. Hads ile ilham, delil-i iman. Bir hiss-i sâdis, tarik-ı iman. Fikr ile dimağ, bekçi-i iman) (Lemaat. dan)
  • Altıncı his.

hücumat-ı sitte / hücumât-ı sitte

  • Altı hücum anlamına gelen ve şeytanın desiselerine karşı yazılan bir eser; Yirmi Dokuzuncu Mektupta Altıncı Risale olan Altıncı Kısım.
  • Altı Hücum. Altı maddelik bir müdafaa (olan bir eser ismi).

hutuvat-ı sitte

  • Altı adım. (Kur'an-ı Kerim'deki "Hutuvat-üş şeytan" tabirinden istifaze ile, şeytanların ve onların insî mümessilleri olan şerir insanların fitnekâr ve dalâlete sevkedici adımları, izleri ve desiseleri gibi mânalarla alâkalı olarak "bir mühim eser"e verilen isim) Şeytanın altı desisesi.

iren

  • Alt dudak.

ırk-üz-zeheb

  • Altınkökü denilen bir nebat.

kess

  • Alt dişleri çenesiyle çıkmak.

kütüb-i sitte

  • Altı kitab. Kur'ân-ı kerîmden sonra, İslâm dîninin ikinci kaynağı olan hadîs-i şerîfleri ihtivâ eden ve doğruluğu İslâm âlimleri tarafından tasdîk edilen altı hadîs kitâbının hepsine birden verilen ad. Bunlar; İmâm-ı Buhârî'nin Sahîh-i Buhârî'si, İmâ m-ı Müslim'in Câmi'us-Sahîh'i, İmâm-ı Mâlik'in Mu
  • Altı hadis kitabı: Buhârî, Müslim, İbn Mâce, Ebu Davud, Tirmizî, Nesaî.

ma-i zerrin / mâ-i zerrin

  • Altun suyu.

madun / mâdun / mâdûn

  • Alt, aşağı, alt derece.
  • Alt taraf.
  • Alt, aşağı, alt derece, emir altında bulunan.

maklub / maklûb

  • Altı üstüne getirilmiş, ters çevrilmiş, başka şekle sokulmuş.

mertebe-i sadise / mertebe-i sâdise

  • Altıncı mertebe.

mukayada satışı / mukâyada satışı

  • Altın ve gümüşten başka, ayn (belli) olan bir malı yine ayn olan mal karşılığında satmak.

mün'al

  • Altına gön ve sahtiyan konulmuş nesne.

mütesafile / mütesâfile

  • Alt alta gelen.

müzehheb / مذهب / مُذَهَّبْ

  • Altından yapılmış; altın suyu ile süslenmiş, yaldızlanmış.
  • Altın yaldızlı. (Arapça)
  • Altınla yaldızlanmış.

müzerkeş

  • Altın sırmalı. Sırma ile işlenmiş.

na'lin

  • Altı deri, üstü açık ve tasmalı ayakkabı.

pul

  • Altın ve gümüş dışındaki mâdenî paralar.

sabir

  • Altın ismi.

sadis / sâdis / سادس

  • Altıncı. (6.)
  • Altıncı. (Arapça)

sadisen / sâdisen / سادسا

  • Altıncı olarak.
  • Altıncı olarak.
  • Altıncısı.
  • Altıncısı, altıncı olarak. (Arapça)

şast / شست

  • Altmış. (60) (Farsça)
  • Altmış. (Farsça)

seb'a-i meşhure

  • Altı iman rüknü ile beraber İslâmiyetin esası olan ibadet hakikati.

sebike-i zehebiye

  • Altun külçesi.

sehale

  • Altın, gümüş gibi değerli maddelerin kırıntıları.

sehin

  • Altı görünmeyen sık ve kalın nesne.

şeş / شش

  • Altı. 6 (Farsça)
  • Altı.
  • Altı.
  • Altı. (Farsça)

şeş-cihet

  • Altı yön, altı cihet. (Farsça)

şeş-ebrar

  • Altı aded hayır sahibi ki, bunlar: Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin'dir (Radıyallahu anhüm).

şeş-pa

  • Altı ayaklı. (Farsça)

şeşbeş / شش بش

  • Altı ve beş. (Farsça - Türkçe)

şeşcihar / شش جهار

  • Altı ve dört. (Farsça)

şeşise / شش و سه

  • Altı ve üç. (Farsça)

şeşiyek / شش و یك

  • Altı ve bir. (Farsça)

şeşüdü / شش و دو

  • Altı ve iki. (Farsça)

şeşüm / ششم

  • Altıncı, sâdis.
  • Altıncı. (Farsça)

şeşüse / شش و سه

  • Altı ve üç. (Farsça)

şeşüyek / شش و یك

  • Altı ve bir. (Farsça)

silsilet-üz-zeheb

  • Altın silsile. Resûlullah efendimizden, hazret-i Ebû Bekr yoluyla feyz ve ilim alarak gelen büyük âlimler silsilesi.

sitt / ست

  • Altı. (Arapça)

sitte / سته

  • Altı.
  • Altı. (6) Altılık.
  • Altı. (Arapça)

sittin / sittîn / ستين

  • Altmış. (Arapça)

sivar-ı zerrin

  • Altun bilezik.

südasi / südasî

  • Altılı. Altılık. Altı harfli.

südüs

  • Altıda bir. Ferâiz ilminde yâni İslâm mîras hukûkunda bildirilen altıda bir hisse (pay).

tabaka-i süfla / tabaka-i süflâ

  • Alt tabaka; fakir ve sosyal statüsü düşük tabaka.

tac-ı zerrin / tâc-ı zerrin

  • Altın tâc.

taht / تحت / تَحْتْ

  • Alt, aşağı.
  • Alt, aşağı. (Arapça)
  • Alt.

tahtani / tahtanî / tahtânî / تحتانى

  • Alt kat. Alt katla alâkalı.
  • Alttaki. (Arapça)

tahte

  • Alt, altta, altında.

tahtında

  • Altında.

tahtiyet

  • Altta olma, altta bulunma.
  • Alt oluş.

tekemmül-ü mebadi / tekemmül-ü mebâdî

  • Alt yapının gelişmesi; bir şeyin başlangıç prensiplerinin ve temellerinin zaman içinde gelişmesi, mükemmeleşmesi.

temsilat-ı sitte / temsilât-ı sitte

  • Altı temsil.

tesdis / tesdîs / تسدیس

  • Altılama. (Arapça)

tibr

  • Altın parçası. Altın ve gümüş tozu.

uruz / urûz

  • Altın ve gümüşten başka canlı ve cansız her çeşit mal.

zeheb / ذهب

  • Altın.
  • Altın.
  • Altın. (Arapça)

zehebi / zehebî

  • Altına ait. Altından yapılma.

zehib

  • Altın sürülmüş, yaldızlı.

zer-enduz

  • Altun kazanan.

zer-şinas

  • Altın tanıyan, sarraf. (Farsça)

zer-ver

  • Altın yaldızlı olan. (Farsça)

zerefşan / zerefşân / زرافشان

  • Altın saçılmış, altın yaldızlı. (Farsça)

zergun / zergûn

  • Altın gibi sarı renkli olan. Altın renkli. (Farsça)

zerin / zerîn / زرین

  • Altından. (Farsça)

zernigar / zernigâr

  • Altın ile işlenmiş. Yaldızlı. (Farsça)

zerrin / zerrîn / زرین

  • Altından yapılmış. Altın gibi parlak. Sarı (Farsça)
  • Altından yapılmış.
  • Altından. (Farsça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR