LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te altından ifadesini içeren 27 kelime bulundu...

ma-icari / mâ-icârî

  • Akar su. Devamlı akmakta olan ve üzerinde herhangi bir pisliğin durması mümkün olmayan çay, dere, ırmak, nehir veya yer altından çıkarılan artezyen suları. Bir saman çöpünü götüren su, akar su sayılır.

"icl" meselesi

  • Buzağı olayı. Bu olay İsrailoğullarının Firavun'dan kurtulup Sina Çölüne yerleştikleri zaman yaşandı. Bir ara Mûsa (a.s.) Tur Dağına çıkmış ve orada bir müddet kalmıştı. İsrailoğulları da bu esnâda altından bir buzağı yaptı ve ona tapmaya başladı.

ebrencen

  • Bilezik. Kadınların kollarına taktıkları altından mâmul zinet eşyası. (Farsça)

haly

  • (Çoğulu: Huliy) Altından ve gümüşten olan süs eşyâları.

hame-i zerrin / hâme-i zerrin

  • Altın kalem, altından yapılmış kalem.

hazuf

  • Sür'atle yürüdüğünden ayağı altından taşlar atılan eşek.

hıbve

  • (Çoğulu: Hubâ) Gökyüzüne yayılmış büyük bulut.
  • Dizlerini büküp, mak'adı üzerine oturup, elleri dizleri altından bağlamak.
  • Bele takılan şey.

hıdn

  • Koltuk altından yan başına varana kadar, kucak.
  • Nahiye.
  • Canip, taraf.

hurs

  • (Çoğulu: Hursân) Altından ve gümüşten olan halka.
  • Kulağa taktıkları küçük halka.

ıdtıba'

  • Hacıların ihramlarını sağ koltukları altından çıkarıp sol omuzlarına örtmeleri.

ihracat / ihrâcat

  • Bir madeni yerin altından çıkarma işlemleri.

menced

  • (Çoğulu: Menâcid) İnci ve altından olan gerdanlık.

mukannit

  • Yer altından kanalla su akıtan kişi.
  • Muti kimse, itaat eden, emre boyun eğen kişi.

müzehheb

  • Altından yapılmış; altın suyu ile süslenmiş, yaldızlanmış.

muztabi'

  • Ridâsını sağ koltuğu altından çıkarıp sol omuzuna atan kişi.

nasil

  • Çenelerin altından boyun ile başın kavuştuğu yerde olan mafsal.

rişhand / rîşhand / ریشخند

  • Bıyık altından gülme. Alay. (Farsça)
  • Bıyık altından gülüş. (Farsça)

sanem

  • Put, odundan, altından ve gümüşten yapılan insan heykeli.

tahannük

  • Tülbendi çenesi altından dolamak.

tebrie

  • (Tebriye) Bir kimseyi şüpheden ve zan altından kurtarmak. Temizliğini ve suçsuzluğunu meydana çıkarmak.
  • Borçtan kurtarmak.
  • Nezahet, ismet.
  • Beraet ettirmek.

tefeci

  • El altından yüksek faizle para veren kimse. (Türkçe)

telahhi

  • Tülbendi çenesi altından sarmak.

üstam

  • Güvenilir, itimad edilir, inanılır, emin. (Farsça)
  • Gümüş veya altından yapılmış üzengi, at eyeri. (Farsça)

vişah

  • (Vüşâh) Eskiden kadınların mücevherlerle süsleyip boynundan ve koltukları altından bağladıkları enlice bez veya meşin parçası.

zehebi / zehebî

  • Altına ait. Altından yapılma.

zerin / zerîn / زرین

  • Altından. (Farsça)

zerrin / zerrîn / زرین

  • Altından yapılmış. Altın gibi parlak. Sarı (Farsça)
  • Altından yapılmış.
  • Altından. (Farsça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR