LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te alisveris ifadesini içeren 32 kelime bulundu...

ahz u ita / ahz u itâ

  • Alışveriş.

bezirgan

  • (Bâzâr-gân) Tacir, tüccar, alışveriş eden esnaf. Efendi ve ağa yerine Yahudiler için söylenen ünvandır. (Farsça)

dadüsited / dâdüsited / داد و ستد

  • Alışveriş. (Farsça)

fikir teatisi

  • Görüş alışverişi.

gabin

  • Aldatıcı, hilekâr, alışverişte hile eden.

gabn / غبن

  • Alışverişte hile ile çok kazanmak. Haram olan alışveriş.
  • Hileli alışveriş.
  • Kazıklama, alışverişte aldatma. (Arapça)

gabn-ı fahiş / gabn-ı fâhiş

  • Bir alışverişde veyahut ticari anlaşmada taraflardan birisinin nisbetsiz şekilde fazla aldanması.

hasbihal / hasbihâl

  • Birine hâlini, vaziyetini anlatıp düşüncelerini sorma, görüş alışverişinde bulunma, danışma.

hıyarat

  • (Tekili: Hıyâr) İslâm hukukunda alışveriş meselelerine ait muhayyerlik hususları.

ikale / ikâle

  • Pazarlığı bozma. Her iki tarafın isteğiyle alışveriş mukavelesini bozma. Bir hukuki muamele ile meydana gelen vaziyetin diğer bir hukuki muamele ile eski haline getirilmesi.
  • Demediği halde "Dedin" diye iddia etme.
  • İki tarafın isteğiyle alışverişi bozmak.
  • Dememiş iken "dedim" diye iddia etmek.

irca'

  • Geri çevirmek, geri döndürmek.
  • Alışverişi faydalı kılmak.
  • Musibet vaktinde Allah'a sığındığını âyet okuyarak ifade etmek.

islaf

  • Para peşin, mal veresiye olan bir alışveriş.
  • Tarlayı aktarmak.

lemeat-ı meşveret / lemeât-ı meşveret

  • Fikir alışverişi yapmanın parıltıları.

magbun

  • (Gabn. dan) Alışverişte aldanmış olan.
  • Şaşkın. Şaşırmış.

mahlukatın hukuku / mahlûkatın hukuku

  • Hukuk-u ibâd; kul hakları; toplum bireyleri arasında birlikte yaşamaktan doğan, yükümlünün irade ve tercih hakkının bulunduğu haklar; mülkiyet, sağlık, alışveriş, borç gibi.

mecelle

  • Tanzîmât'ın îlânından sonra, Ahmed Cevded Paşa'nın başkanlığında bir komisyon tarafından hazırlanan; İslâm hukûkunun muâmelâta (alışveriş, şirketler, hibe v.b.) âit hükümlerinin Hanefî mezhebine göre maddeler hâlinde tertibinden meydana gelen kânunlar veya bu kânunları içerisine alan mecmûa.

meşveret

  • Danışma, fikir alışverişi yapma.

muamele

  • Davranma, davranış.
  • Yol, iz.
  • Dairede yapılan kayıt vesaire.
  • Alışveriş, sarraflık, para işleri.

mübadele / مبادله

  • Değiştokuş, alışveriş. (Arapça)

mübadele etme

  • Alışverişte bulunma, değiş tokuş etme, alma verme.

müdavele-i efkar / müdavele-i efkâr

  • Fikir alışverişi.

müdavele-i hissiyat

  • Duyguların karşılıklı alışverişi.

münakasa

  • (Çoğulu: Münakasât) (Noksan. dan) İhale ve alışveriş gibi şeylerde eksiltme.

münazara / münâzara

  • Karşılıklı fikir alışverişi, ilmi tartışma.

mutaffifin

  • Alışverişte muhatabının hakkını tam vermeyenler.

müzakerat

  • Bir mesele hakkında karşılıklı görüş alışverişleri.

müzakere

  • Karşılıklı fikir alışverişi, görüşme.

pazar / pâzâr / بازار

  • Pazar eylemek: Alışveriş yapmak.
  • Çarşı, pazar. (Farsça)
  • Alışveriş. (Farsça)

pesadet

  • Veresiye alışveriş. (Farsça)

tebadül-ü efkar / tebadül-ü efkâr

  • Fikir ve düşünce alışverişinde bulunma.

ticaretgah / ticaretgâh

  • Alışveriş yeri.

zebun

  • Zayıf, güçsüz, âciz. (Farsça)
  • Alışverişte aldanan. (Farsça)