LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te akarsu ifadesini içeren 25 kelime bulundu...

ab-berin

  • Akarsu ve şelâle kenarlarında suyun tazyikle akmasından meydana gelen içi oyuk kovuk. (Farsça)

atba'

  • (Tekili: Tıb') Akarsular, çaylar, dereler, kanallar, sel yatakları.

bahs

  • Noksanlık. Azlık. Nâkıs. Az.
  • Akarsu ile sulanmayıp yağmur suyu ile mahsül alınabilen tarla.
  • Zulüm. İşkence.
  • Uzaklık.
  • Gümrük almak.
  • Göz çıkarmak.

baraj

  • Bir akarsuyun akışına mâni olmak için yapılan set. (Fransızca)

ca'fer

  • Küçük akarsu, çay.

cevi

  • Akarsu, nehir, dere, çay. (Farsça)

cu

  • Akarsu, ırmak, nehir, çay. (Farsça)

cuy

  • Nehir, akarsu, ırmak, dere, çay. (Farsça)

cuybar

  • Akarsu, nehir, dere, çay, ırmak. (Farsça)
  • Irmak kenarı. (Farsça)

delta

  • yun. Nehirlerin taşıdığı toprakların (alüvyonları) akarsuyun, denize veya göle döküldüğü yerde yığılmasıyla meydana gelen kısım.

enhür

  • (Tekili: Nehr) Nehirler, ırmaklar, çaylar, akarsular.

erga

  • (Ergav) : Irmak, dere, çay, nehir, akarsu. (Farsça)
  • Su akıtmak için açılan yol, ark. (Farsça)

esyah

  • (Tekili: Seyh) Nehirler, akarsular.
  • Çizgili elbiseler.

ırmak

  • Büyük akarsu, doğrudan doğruya denize dökülen nehir.

kalaid

  • (Tekili: Kılâde) Gerdanlıklar.
  • Akarsular.

kılade

  • Gerdanlık. Boyna takılan kıymetli şey.
  • Akarsu.

lahk

  • (Lehak) Geriden yetişmek, ardından yetiştirilmek.
  • Alüvyon. Liğ. Akarsuların taşımasıyla gelen maddeler.

ma-i cari / mâ-i câri

  • Devamlı akan su; akarsu.
  • Akarsu. (Çay ve ırmak suları gibi.)

nilüfer

  • Beyaz, mavi ve sarı çiçekler açan bir cins su bitkisi. (Farsça)
  • Bursa yakınlarında akan bir akarsu. (Farsça)

nühur

  • Akarsular, nehirler, ırmaklar.

revasim

  • Akarsu.

sahil

  • Deniz, göl veya akarsu kenarı. Kıyı, yalı.

şelale

  • Büyük çağlayan. Akarsuyun yüksekten çoklukla akması.

seyh

  • Yere batmak.
  • Sefer.
  • Akarsu.
  • Dikilmiş aba.
  • Atâ etmek, hediye vermek.
  • Çizgili elbise.

süyuh

  • (Tekili: Seyh) Akarsular, nehirler, ırmaklar.
  • Çizgili elbiseler.